| Bu, aptal olmam gereken Pennsylvania, Pittsburgh'da şu anki bir proje. | TED | هذا مشروع حديث في بيتسبيرغ، بينسلفانيا حيث استطعت أن أكون حمقاء |
| Buraya geldiğimizde, kendime bulduğum küçük bir proje gibiydi sanki. | Open Subtitles | كان مشروع صغير قمتُ بإعداده لنفسي عندما وصلت إلا هنا |
| Ne istiyorsun, eğitimsel bir proje mi yoksa mazeret mi? | Open Subtitles | ماذا تريد إذا مشروع تعليميّ أم مجموعة من الإعذار ؟ |
| Sürekli iyileştirme, geliştirme ve düzeltmeler yaptıkları bir proje gibi. | TED | إنه مثل المشروع الذي يضيفون إليه باستمرار التحديثات والتحسينات والتعديلات. |
| Birkaç yıl sonra benden hemşirelerin yaptığı işi takdir edecek bir proje istendiğinde | TED | بعد بضعة سنوات، طلب مني القيام بمشروع هدفه الاحتفال بما تقوم به الممرضات. |
| Benim aklıma gelen bir proje üzerinde beraber çalışsak çok heyecanlı olurdu. | Open Subtitles | سيكون ذلك عظيماً أن نستطيع أن نعمل سوياً على مشروع من فكرتي |
| Lisede bir proje yapmıştım. Tam bir ucube gibi görünüyorum. | Open Subtitles | لقد قمت بعمل مشروع في المدرسة الثانوية وبدوت كأحمق لعين |
| Chesapeake Körfezi'ndeki global uyarıların etkileri hakkında bir proje tercih etti. | Open Subtitles | لقد اختارت مشروع عن تأثير ظاهرة الاحتباس الحراري في خليج تشيسابيك |
| bir proje üzerinde çalıştığını ve deney sonuçlarının yok edildiğini biliyorum. | Open Subtitles | أعرف أنها كانت تعمل علي مشروع والنتائج اٌبيدت , لماذا ؟ |
| Yapmamız gereken bir proje ödevi var, onu buraya çağırdım. | Open Subtitles | يجب علينا العمل على مشروع طلبت منه المجيء الى هنا. |
| Her ders yılında bir proje yapılacak. Üstelik bu sayede yeni bir gelecek hayal eden gençlik, yörenin en büyük ve önemli değeri haline gelmiş olacak. | TED | انه مشروع لكل سنة. و يجعل الشباب أكبر ممول و أكبر مورد غير مستغل في تصور مستقبل جديد. |
| Biz de erkeklerin kadınlara fotoğraflarını yapıştırarak hürmet ettiği bir proje başlatmak için esinlendik. | TED | لذلك كنا نرغب في عمل مشروع حيث الرجال يقومون بدفع الجزية للنساء بالصاق صورهن. |
| Los Angeles'te de başka bir proje için yapıştırmalar yaptık. | TED | عملنا بعض الملصقات في لوس انجلوس في مشروع اخر في الاسبوع الماضي. |
| Kendi beşeri topluluğunuza özen ve ilgi göstermek için bir proje. | TED | مشروع واحد لإبداء الرعاية والإهتمام للمجتمع البشري خاصتكم. |
| Böylelikle tohumların olacağı bir proje yapmamız gerektiğini fark ettik, bir çeşit tohum katedrali. | TED | أدركنا ان علينا صنع مشروع من البذور ، ونوع من كاتدرائية البذور. |
| Bu üzerinde tam şu sıralar çalıştığımız -sağlam bir zamana kadar- bir proje. | TED | ان المشروع الذي نعمل عليه الآن وهو مشروع مفيد .. |
| Daha sonra, yalnızca onu öyle bırakmak yerine; bir Googlette (Google'cık) yaptık. yani Google içerisinde yeni küçük bir proje olarak gördük. | TED | ومن ثم، بجانب النظر فقط على مهد الطفل، أنشأنا قوقليت، الذي هو في الأساس مشروع صغير في قوقل. |
| Ve kendileri hakkındaki düşünceyi yaymaları muazzam işgalci bir proje. | Open Subtitles | ونشر الفكرة في حد ذاتها تكون عملية ضخمة لإجتياح المشروع |
| Yarattığımız bir başka şey de, bu fikri de birkaç yıl önce bulmuştum, böylece bir proje yaptık. | TED | شيء آخر قمنا باكتشافه أيضا, وهي فكرة جاءتني منذ بضعت سنوات, فقمنا بمشروع حول هذا. |
| Biz genç bir askerken baban ve ben bir proje üzerinde çalışmıştık. Bize bunun bir biyolojik bir virüs olduğunu söylediler. | Open Subtitles | قبل سنوات أنا و والدك جندنا لمشروع الحرب الحيوية أي الفيروسات |
| Kendi üniversitemin öğretmen eğitimi fakültelerinde her bir öğrencinin oraya gelip bir rap konseri izlediği bir proje başlattım. | TED | في أقسام تدريب المدرسين في جامعتي، بدأت مشروعا حيث يقوم كل تلميذ يأتي إلى هناك بالجلوس ومشاهدة مهرجانات للراب. |
| MT: Bu çok harika bir fikir; devasa bir proje. | TED | م.ت: إنها فكرة رائعة، كانت مشروعاً ضخماً و مكلفا أيضاً. |
| Ölümcül bir rekabetten doğan bir proje müşterek varlığımızı fark etmemizi sağlamıştır. | Open Subtitles | مشروعٌ تُصورَ في تنافس مميت مكننا من إدراك وحدتنا. |
| Ayrıca bu, arkadaşım Takashi Kawashima ile çalıştığım bir proje için esin kaynağı oldu. | TED | وهو ما كان ملهما للمشروع والذي عملت فيه مع صديقي تاكاشي كواشيما. |