| Laboratuvarın, Norberg'in ceketinde ne bulduğunu merak ediyordum. | Open Subtitles | أردت معرفة ما توصل إليه المختبر بخصوص سترة نوردبرج |
| Biletler hala evde Trip'in ceketinde. | Open Subtitles | انهم ما زالوا في بيتي في سترة في الرحلة. |
| ceketinde boya var. Sırtın hep boya olmuş. | Open Subtitles | لديك طلاء على سترتك هناك طلاء في جميع أنحاء ظهرك |
| O küçük metal tellerin ceketinde, gömleğinde ya da kravatında olup olmadığını asla bilemezsin... | Open Subtitles | لا تعرف أبداً إن كانت تلك ،الأسلاك المعدنية الصغيرة معلقة في سترتك ...قميصك، ربطة عنقك |
| ceketinde kokain izlerine ve insana ait olmayan kıllara rastladım. | Open Subtitles | حسناً , لقد عثرتُ على آثار للكوكايين و شعرة لا تنتمي للبشر على سترته |
| Uyuşturucuyla kafayı bulmuş, Tommy'nin köpeğini tutuyormuş ve ceketinde Tommy'nin kanı varmış. | Open Subtitles | عالية على الغبار الملاك، عقد جرو تومي، و انه كان الدم تومي على سترته. |
| Ölü şoförün ceketinde bunlardan birinin tüyünü bulduk. | Open Subtitles | لقد وجدنا واحدة من تلك الشعر على معطف السائق القتيل. |
| Doktor, beyaz ceketinde siyah bir kol bandıyla evimize geldi. | Open Subtitles | جــاء الطبيب إلى منزلنـا وهـو يرتـدي عـُصـابة ذراع سوداء على معطفه الأبيض |
| Geçen gün ceketinde bal sarısı uzun sarı saç gördüm. | Open Subtitles | حسنا، لقد رأيت منذ فترة طويلة، شعر العسل شقراء على معطفك في اليوم الآخر. |
| Teal'c'in ceketinde yabancı bir kimyasal madde buldum ve analizini tamamladım. | Open Subtitles | وجدت مادة كيمياءيه غريبة على سترة تيل سي ولقد قمت بإكمال تحليلي |
| Zanlının ceketinde bulduğunuz pullar çıkıntılı. | Open Subtitles | الميزان وَجدَ على كَ سترة المشتبه بهِ مُنْقَلبة: |
| Polis, kurbanın ceketinde 28 gram marihuana bulmuş. | Open Subtitles | عثرت الشرطة على أوقية من الماريجوانا في سترة الضحية. |
| Biz geldik. Tornavida ceketinde değil mi? | Open Subtitles | نحن هنا المفك في سترتك أليس كذلك ؟ |
| ceketinde kan var. | Open Subtitles | ثمة دماء على سترتك |
| Onları ceketinde bulunca benden bir şeyler sakladığı fikrine kapıldınız. | Open Subtitles | وجدته في سترته فظننت أنه يخفي شيئاً عني |
| ceketinde bir kabarıklık görür gibi oldum. | Open Subtitles | إعتقد بأنّني رأيت نتوء في سترته |
| Jane'nin ceketinde. Ama bütün eşyaları laboratuara koyduk. | Open Subtitles | إنها مع معطف جاين لكننا وضعنا كل تلك الأغراض في المختبر |
| Önceki gün bilardo oynadıktan sonra damadımın ceketinde unutmuşsun. | Open Subtitles | لقد نسيته في معطف زوج ابنتي بعدما لعبنا البلياردو في ذلك اليوم |
| Öteki ceketinde. | Open Subtitles | في معطفه الآخر. |
| Hâlâ ortaçağ düz ceketinde olacağım, | Open Subtitles | سأظلّ معطفك الخاص بالعصور الوسطى |
| ceketinde öyle yazıyor. | Open Subtitles | موجود على سترتكِ |
| O kartlar Coulson'ın dolabındaydı, ceketinde değil. | Open Subtitles | هذه البطاقات، كانت بخزانة (كولسون)، وليس بسترته. |
| David de ceketinde uyumlu bir iz buldu. | Open Subtitles | ديفيد وَجدَ a مُرَاسَلَة العلامة على سترتِها. |
| Kurbanın ceketinde birkaç pamuk iplik buldum. | Open Subtitles | ثمة القليل من الألياف القطنية ببذلة الضحيّة |