| Ancak işin ilginç yanı, gücün nasıl değiştiğini gösteriyor olması. | TED | لكنه من المثير للاهتمام،أن ذلك يظهر كيف أن القوة تغيرت. |
| Bir hastaneye gelirseniz size bakmak için kaç klinisyen gerektiğini ve bunun zaman içinde nasıl değiştiğini araştıran bir çalışma yapıldı. | TED | وهناك دراسة حيث أنهم يتطلعون في العيادات كم استغرق العناية لك إذا وصلت إلى مستشفى، كما أنها تغيرت مع مرور الوقت. |
| Askeri personellerin sevdikleri birine emirlerinin değiştiğini söylemek kurallara aykırıdır. | Open Subtitles | أنه ضد الانظمة العسكريين أن يخبروا أحباؤهم ان اوامرهم تغيرت |
| O yaşlı kadının ruhu hala oradaysa neden tadının değiştiğini öğrenemez miyim? | Open Subtitles | ،إذا كانت السيدة العجوز مازالت حية لم أكُن لأعرف لماذا تغيّر الطعم؟ |
| Evet ama zorunda olmadığın halde.... ona söylemek istemen değiştiğini gösteriyor. | Open Subtitles | لكنّ حقيقة رغبتك بإخبارها مع أنّك لستَ مضطرّاً، تعني أنّك تغيّرت |
| Bugün de çok eski olduklarını iddia eden geleneklerin bile gözlerimizin önünde hızla değiştiğini görüyoruz. | TED | واليوم نرى الادعاءات الخاصة بالتقاليد التي تدعى أنها قديمة، تتغير سريعاً أمام أعيننا. |
| Daha döneli iki gün oldu ama oyunun değiştiğini şimdiden görebiliyorum. | Open Subtitles | عدت هنا منذ يومان ويمكنني ان ارى ان اللعبة قد تغيرت |
| Fakat Oakland'dayken, görme yetimi kaybettiğimden beri, şehrin ne kadar çok değiştiğini görmek etkileyiciydi. | TED | ولكن بينما في أوكلاند، كنت حقا منبهرا كم كانت المدينة قد تغيرت كما فقدت البصر |
| Bu değişim ancak biz, sıradan insanlar politikacılara işlerin değiştiğini söylersek gerçekleşebilir. | TED | سيحدث هذا التغيير فقط إذا قمنا نحن كأشخاص عاديين بإخبار ساستنا بأن الأمور قد تغيرت. |
| Ardından evlendi ve eşinin ailesi onun evlendikten sonra değiştiğini söylemeye başladı. | TED | وقد تزوجت بعدها، وبعد مدة بدأت أسرة زوجها تتذمر من أنها قد تغيرت. |
| Havaalanına giderken biniş kartınızı elinize aldığınız zaman size uçağınızın rötar yaptığını veya biniş kapınızın değiştiğini haber verebiliyor. | TED | وفي طريقكم للمطار .. عند رفعكم لبطاقة صعود الطائرة ، تخبركم الآداة ما إذا تأخرت الرحلة أو أن البوابة تغيرت ، إلخ |
| Biri, kuantum değişim dediğimiz şeyden geçen insanların bütün hayatlarının ve bütün değerlerinin değiştiğini hissetmeleri. | TED | أحدها هو الناس الذين مروا بما يسمى تغييراً كمياً: شعروا بأن حياتهم وقيمهم كلها قد تغيرت. |
| Dünyanın tamamen değiştiğini ve kimsenin bunu fark etmediğini hayal et. | Open Subtitles | تخيّلي لو أنّ العالم قد تغيّر تمامًا، ولمْ يلحظ أحد شيئًا. |
| Ama bir kez piyasaların malların karakterini değiştiğini görünce, mallara nasıl değer vereceğimizle ilgili bu büyük soruları kendi aramızda tartışmak zorundayız | TED | لكن بمجرد رؤيتنا للاسواق تغيّر طبيعة السلع، ينبغي أن نناقش بعضنا البعض حول هذه الأسئلة الأكبر حول كيفية تقييم السلع. |
| Sanırım dönüşümden beri çok şeyin değiştiğini anlayacaksın. | Open Subtitles | أعتقد أنك ستجد الكثير من الأشياء قد تغيّرت بعودتى |
| İngiltere'nin önde gelen iklimbilimcilerinden oluşan bir ekipten küresel çevrenin nasıI değiştiğini binlerce yıI geriye giderek ortaya çıkarmalarını istedik. | Open Subtitles | سألنا فريقاً من علماء المناخ البريطانيين البارزين لمعرفة كيف تغيّرت البيئة العالمية، بالعودة لآلاف السنين |
| Ve biz hakikaten dijital teknolojinin nasıl değiştiğini, ve genç, bağımsız film yapımcılarının nasıl cüzi bir maliyet ile film çekebildiklerini izliyoruz. | TED | ونحن فعلا نبحث كيف تتغير التقنية الرقمية, وكيف للمخرجين الشباب المستقلين أن يتمكنوا من صناعة الأفلام بتكلفة منخفضة. |
| Tek yapmamız gereken 25 yılda ne kadar değiştiğini anlamak. | Open Subtitles | كل ما نحتاج الى رؤيته كم غيرت 25 سنة حياته |
| Kan dolaşımını ve mimiklerimle birlikte yüzümün nasıl değiştiğini bile yakaladık. | TED | لدرجة أننا التقطنا سيلان الدم وكيف يتغير وجهي عند قيامي بالتعبيرات. |
| Görme yetisi olan gök bilimciler, ışık yoğunluğunun zamanla nasıl değiştiğini yorumlamak için, buna benzer bir grafiğe ihtiyaç duyarlar. | TED | يعتمد علماء الفلك الذين يمكنهم الإبصار على هذا النوع من التبيانات لتفسير كيفية تغير كثافة الضوء هذه مع مرور الزمن. |
| Bu akşam size neden işimin ve perspektifimin değiştiğini anlatacağım. | TED | لكنني هنا الليلة لأخبركم عن شيءٍ شخصي، غيّر عملي ومنظوري. |
| Muhtemelen en büyük değişim jenerasyonlar arasındaki farklılığın değiştiğini anlamaktı. | TED | وربما التغير الاكبر هو اننا نستوعب اننا مختلفون عن بعضنا البعض في الاعمار .. والتقنيات .. وهذا يغير الكثير |
| Çünkü zamanla olan bu değişimler fiziği deşifre ediyor ve cisimlerin nasıl büyüdüğünü ve değiştiğini ortaya seriyor. | TED | لأن هذه التغيرات في الوقت تُشَفِّر الفيزياء، فتُشَفِّر كيفية نمو وتَغيُّر هذه الأهداف. |
| Gördüğün insanlar. İçlerinden biri değiştiğini söyledi. | Open Subtitles | الأشخاص الذين رأيتَهم، مَن قلتَ بأنّهم تغيّروا |
| değiştiğini söylemiştin. | Open Subtitles | قلت أنك ستتغير. |
| Bunları önceden yapmıştın ama değiştiğini düşündüm. | Open Subtitles | يا الهي,ظننت أننا تجاوزنا ذلك، ظننت أنكِ قد تغيّرتِ |
| Onlara nasıl değiştiğini anlat. | Open Subtitles | أخبرهم إلى أي مدى تغيَّرت الأحوال. |
| Timsah, görüyorum ki, bazıları mapusta değişiyorlar, ama senin değiştiğini hiç sanmıyorum. | Open Subtitles | لقد رأيت كثيراً من الناس يتغيرون في السجن لكن لا أعتقدك مثلهم |