| duvarlar çok kalın. O yüzden pek bir şey duyamazsınız. | Open Subtitles | الجدران سميكة جداً لا يمكنك سماع أي شيء في الحقيقة |
| Ne bir fasıla, ne bir mola vardı bu duvarlar arasında. | Open Subtitles | حتى ألقاك لا ينبغي أن يكون هناك استراحة .بين هذه الجدران |
| duvarlar o kadar inceydi ki her gece performanslarına şahit oluyordum. | Open Subtitles | شعرت أن الجدران ورق مناديل لأنني سمعت العرض بالكامل كل ليلة |
| Ama burası bir ormana benziyor. duvarlar çok yüksek. Kapılar geçilmez. | Open Subtitles | لكن هذا المكان أشبه بالحصن حوائط عالية جدا وأبواب عالية أيضاً |
| Saat alarmı. duvarlar çok ince ve şovuma yoğunlaşmaya çalışıyordum. | Open Subtitles | هذه الحيطان رقيقة جداً، وأنا أحتاج للعمل وللتركيز على معرضي |
| Enerji de o noktaya akacak. Boyutlar arasındaki duvarlar yıkılacak. | Open Subtitles | الطاقة ستصب في تلك البقعة و الجدران بين الأبعاد ستنكسر |
| duvarlar 30 metre..." "...duvarların dışında hiç bir şey yetişmiyor,..." | Open Subtitles | الجدران ترتفع لمائة قدم لم يعد شيئاً ينمو في الخارج |
| Şu taş duvarlar, yangından sonra evin ilk halinden kalan tek şey. | Open Subtitles | هذا الجدران الحجرية هنا كل ما تبقى من المنزل الأصلي بعد الحريق |
| duvarlar üzerime geliyor. Hiç boş yer yok! Hava yok! | Open Subtitles | الجدران انها تغلق على بعضها لا يوجد مكان ولا هواء |
| duvarlar aynıydı, mobilyalar da, her odanın da aynı olduğunu fark ettim. | Open Subtitles | الجدران هي نفسها الأثاث الأمر الذي جعلني ألاحظ أن في كل غرفة |
| duvarlar bir metre kalınlığında beton kapıysa çift levha çelikten oluşuyor. | Open Subtitles | الجدران من الخرسانة بسمك 3 أقدام و الباب من الفولاذ بطبقتين |
| Aynı mobilyalar, aynı duvarlar ve elbette aynı hikayeleri anlatan aynı insanlar. | Open Subtitles | نفس الأثاث, نفس الجدران نفس الناس يحكون نفس القصص من دون شك |
| Eğer o duvarlar ardında yargılanmayla baş başa kalacaksan ben de kalmalıyım. | Open Subtitles | إذا كنت ستواجه حكماً وراء تلك الجدران حينها يجب أن أحاكم معك، |
| Kendi içime sıkışıp kaldım. Dışarı çıkamıyorum. duvarlar çok yakın. | Open Subtitles | أنا محبوس داخل نفسي لا أستطيع الخروج، الجدران متقاربة جداً |
| Garaj ve bu Karga Yuvası çelikten duvarlar değil mi? | Open Subtitles | المرأب هو منصة المراقبة كل هذه الجدران معززة بالصلب، صحيح؟ |
| Soğuk Savaş dönemine ilerliyoruz, denemeye devam ediyoruz ve duvarlar inşa ediyoruz.. | TED | نذهب للحرب الباردة، ونستمر فى محاولة بناء الجدران. |
| duvarlar tamamen Gando'dan gelen sıkılaştırılmış kil bloklardan yapıldı. | TED | الجدران صنعت تماماً من طوب الطين المضغوط من غاندو |
| İleri bir alarm sistemi, 20cm kalınlığında duvarlar ve kitli bir kasa vardı. | Open Subtitles | كان هناك نظام أمني علي أعلي مستوي حوائط بعرض ثمانية إنشات,انها كالخزينه المحكمه |
| Biz yan odada kalıyoruz ve duvarlar ses geçiriyor. | Open Subtitles | اننا نسكن الغرفة المجاورة و الحيطان ليست كاتمة للصوت |
| Rahiplerden biri, emniyet için parşömeni Sarmal duvarlar'ın içine mühürlemiş. | Open Subtitles | قام أحد الرهبان بإخفائها داخل الجدار المُنعطفة ليبقيها فى مأمن. |
| İçeride duvarlar dimdik uzanır, tuğlalar birbirine kavuşur... yer döşemeleri sağlamdır, kapılar da sıkı sıkıya kapalıdır. | Open Subtitles | ضمن؛ حيطان تستمر قائمةً؛ و القراميد تتلاقي الطوابق قوية والأبواب تغلق بعقلانية |
| Burayla dış duvarlar arasında bayağı bir yapı var. | Open Subtitles | هناك مسافة كبيرة بين الجدران الخارجية و هذا الحائط |
| Tüm beton duvarlar, kuvvete dayanıyor ve binayı destekliyor. | TED | كل جدار، كل جدار إسمنتي، يقاوم الضغوط ويدعم البناء. |
| Yeryüzünde binanın etrafına beton duvarlar yerleştirmişlerdi. | Open Subtitles | فوق الأرض قاموا ببناء حائط خرساني حول المبنى |
| Korktuğumda etrafımda duvarlar yükseliyor. Etrafımdaki insanlara güvenmeyi bırakıyorum. - Bunu biliyorsun. | Open Subtitles | تنشأ الحواجز حين أكون خائفة فأفقد الثقة بمَنْ حولي وأنت تعرف هذا |
| İnan bana, hayat gridir, bu lanet duvarlar kadar gridir. | Open Subtitles | ثِق بي يا كليتون، الحياة رماديَّة. مِثلَ هذه الجُدران اللَعينَة |
| Belki de sihirli duvarlar ve kale kapıları güvence sağlamıyor. | Open Subtitles | ربما ليس كل شيء آمناً ضمن الأسوار السحرية وبوابات القصر |
| Bu duvarlar gibisini daha önce hiç görmedim. | Open Subtitles | هذه الحيطانِ لاتبدو كأى شئ رأيته قبل ذلك |
| Onlar kontrolleri yapılmış 3 ilde duvarlar altında yaşamaktadır... ve şimdi onun üzerinde eğitilmektedirler. | Open Subtitles | سيّطروا على ثلاثة مُدن ضمن مُدن الجِدار. |
| Geri döndüğümde duvarlar daha sönük bir renkte olacak ve sen gitmiş olacaksın. | Open Subtitles | وعندما أعود، ستكون الجدارن بلون أقلّ إستفزازاً وستكون قد اختفيت |
| duvarlar inşa etmek için para harcamak yerine mültecilere yardım edecek programlara para yatırmak daha iyi olurdu. | TED | فبدلاً من إسراف المال في بناء الحوائط من الأفضل إنفاقها على البرامج التي تساعد اللآجئين على مساعدة أنفسهم. |