| Şehrin semalarında dalgalanan bayrağımızda artık sadece iki yıldız var. | Open Subtitles | والعلم الذي يرفرف فوق تلك المدينة به نجمتان فقط |
| 1930'ların olağanüstü zamanlarında, birbirleriyle hiç tanışamamış aynı azametteki iki yıldız. | Open Subtitles | نجمتان بنفس الضخامة الذين حكموا مجال الأفلام أثناء عصر الثلاثينات المذهل لم يتسن لهم أبدًا أن يتعرفوا على بعضهم البعض جيدًا |
| İki yıldız. | Open Subtitles | التقييم: نجمتان" |
| Bir keresinde bir tavşan resmi çizdim ve iki yıldız aldım. | Open Subtitles | رسمت ذات مرة صورة أرنب حصلت بها على نجمتين ذهبيتين |
| Bir keresinde bir tavşan resmi çizdim ve iki yıldız aldım. | Open Subtitles | مره رسمت صورة لارنب ومنحني نجمتين ذهبيتين |
| İki yıldız mı? | Open Subtitles | نجمتان ؟ |
| İki yıldız! | Open Subtitles | نجمتان! |
| İki yıldız! | Open Subtitles | نجمتان! |
| İki yıldız aldım, tamam mı? İki yıldız da iyidir ama, değil mi? | Open Subtitles | حصلت على نجمتين، حسناً نجمتين هي شيء جيد؟ |
| Bak amigo. Ailenizin restoranına iki yıldız verdiğim için üzgünüm. | Open Subtitles | أنظر، يا صاح أنا آسف لأنني أعطيت مطعم والديك نجمتين فقط |
| Benimle ameliyat hakkında konuşmak değil bir yerine iki yıldız alıp alamayacağını mı öğrenmek istiyorsun? | Open Subtitles | وأنت لا تريد التحدث معي بشأن العملية؟ تريد أن تسأل ما إذا كان بإمكانك الحصول على نجمتين ذهبيتين؟ -بدل واحدة؟ |
| "Garson biraz beceriksizdi, lazanya beni ishal etti. İki yıldız." | Open Subtitles | يد النادل طويلة، واللازانيا" "سببت لي الإسهال، نجمتين |
| Charlie, iki yıldız veririm. | Open Subtitles | تشارلي ، سأمنحك نجمتين.. |
| - Neden iki yıldız verdin ki? | Open Subtitles | -لماذا أعطيتهما نجمتين فقط؟ |