| Benim hiç ikinci bir şansım olmaz. Bu sefer ne oldu? | Open Subtitles | لا أحصل على فرصة ثانية مطلقاً فما الذي حصل هذه المرة؟ |
| Keşke ikinci bir şansım olsaydı. | Open Subtitles | أتمنى لو كان هناك طريقة لكي أحصل على فرصة ثانية |
| Ama sonra ikinci bir şansım oldu tıpkı senin olduğu gibi. | Open Subtitles | لكني حصلت على فرصة ثانية ... مثلك أنتِ ... |
| Böyle bir şeyde ikinci bir şansım olacağı aklıma gelmezdi. | Open Subtitles | لم أعتقد أبداً أنني سأنال على فرصة أخرى في شيئ ما كهذا |
| Dolayısıyla ikinci bir şansım var. | Open Subtitles | وهذا سبب حصولي على فرصة أخرى |
| Meteor yağmurunda bir kız ölür ve, biranda ikinci bir şansım doğar . | Open Subtitles | ماتت فتاة بسبب ضرب النيزك، وفجأة أصبحت لي فرصة ثانية بشل متسارع. |
| Hayır... İkinci bir şansım oldu ve bunu deli gibi kullanacağım. | Open Subtitles | لقد حصلت على فرصة ثانية وسوف أستغلها |
| İkinci bir şansım olduğu için memnunum. | Open Subtitles | أنا سعيدة بحصولي على فرصة ثانية |
| İkinci bir şansım olduğu için memnunum. | Open Subtitles | أنا سعيدة بحصولي على فرصة ثانية |
| İkinci bir şansım var. | Open Subtitles | أنا فعلا حصلتُ على فرصة ثانية. |
| İkinci bir şansım olduğuna inanmıyorum. | Open Subtitles | لا أصدّق أنّي حصلت على فرصة ثانية |
| İkinci bir şansım oldu. | Open Subtitles | . حصلت على فرصة ثانية |
| İkinci bir şansım yok. | Open Subtitles | لا أتحصل على فرصة ثانية |
| Yaşamak için ikinci bir şansım var. | Open Subtitles | لقد حصلتُ على فرصة أخرى للعيش |
| Onun sayesinde Isaiah ile her şeyi düzeltmek için ikinci bir şansım var. | Open Subtitles | بسبب.. إنه بسببه لقد أتاح لي فرصة ثانية للتعويض على (آيزايا) |
| Belki Daniel'la ikinci bir şansım olur. | Open Subtitles | ولعلّ لي فرصة ثانية مع (دانيل)؟ |