| 264 milyon yıllık bir kayanın üzerinde oturduğumuzu biliyor musun? | Open Subtitles | هل تعلمين بأننا نجلس على صخرة عمرها 264 مليون عامًا؟ |
| Bu-- bu tablo için, 8 saatimi bikini ile bir kayanın üzerinde harcadım. | Open Subtitles | هذه.. قضيت ثمان ساعات على صخرة بثوب سباحة بيكيني لأجل هذه اللوحة |
| Bir sunağı andıran, kayanın üzerinde merkezine ortalanmıştır. | Open Subtitles | تم وضعها في منطقة ميتة على صخرة تشبه المذبح |
| kayanın üzerinde dur ki insanlar seni görüp, umutlansın! | Open Subtitles | قف على الصخره حيث يمكن للناس أن يروك و ينبعث فيهم الأمل |
| kayanın üzerinde dur ki insanlar seni görüp umutlansın! | Open Subtitles | قف على الصخره حيث يمكن للناس أن يروك و ينبعث فيهم الأمل |
| Çok yüksek olmayan bir kayanın üzerinde bir adam vardı. | Open Subtitles | رجل واقف على الصخرة منخفض بما يكفي ليراني. |
| Hastalandıkları zaman bir kayanın üzerinde ayının biri suratlarını yerken ölüyorlar dünyanın çoğu bununla böyle baş ediyor. | Open Subtitles | عندما يمرضون هم فقط، هم يموتون على صخرة مع دب يأكل وجههم هكذا يتعامل معظم العالم مع الامراض |
| Balık tutarken bir kayanın üzerinde bir bilezik buldum. | Open Subtitles | عندما كنت أصطاد وجدت سوّاراً على صخرة |
| (Kahkahalar) Bir zamanlar bir kumsaldı. Bu tabloda, ressam John James Audubon bir kayanın üzerinde oturuyor. | TED | (ضحك) كان يوم من الأيام شاطئ، وهذه اللوحة مرسوم فيها جون جيمس اديبون، الفنان، جالسا على صخرة. |
| Ama sonra, Peter yüzünde bir gülümseme ve içinde çalan davul sesleri ile yeniden kayanın üzerinde dikiliyordu. | Open Subtitles | وفي لحظة كان بيتر يقف على الصخرة مرة اخرى بأبتسامه تعلو وجهه وقرع طبول بداخله |
| Hayır. Bu kayanın üzerinde dur. | Open Subtitles | لا, فقط إبق على الصخرة |