| Anne, senin, kedilerden hoşlanan iyi görünümlü birilerinin kalmasını istediğini sanıyordum. | Open Subtitles | آماه , أعتقدت أنك تريدين شخص لطيف يعيش هنا ويحب القطط |
| Hastalığın yabani kedilerden evcil kedilere ve evcil köpeklere bulaştığını biliyoruz. | TED | لقد شهدنا العدوى تصل إلى القطط البرِّية و القطط المنزلية، و الآن وصلت أيضا إلى الكلاب الأليفة. |
| - Onun bir ev kedisi olduğunu düşün. - kedilerden de hoşlanmıyorum. | Open Subtitles | أعتبره كقطه منزليه فحسب لا أحب القطط أيضاً |
| Kalbi zayıf, çok zengin ve yaşlı bir bey kedilerden ölesiye korkuyor. | Open Subtitles | رجل عجوز ثرى بقلب ضعيف ولديه رعب مرضى من القطط |
| Şişman kedilerden birine, Götü sağlam adamlara... 200,000'i ödeyebilecek adamlar yani... | Open Subtitles | قطط سمان، أناس مشاهير رجال يمكنهم دفع مائتي ألف دولار |
| Onlar erkeklerin en iyi dostudur. Onları her zaman kedilerden daha çok severim. | Open Subtitles | طبعا , ان الكلاب اصدقاء اوفياء انا احب الكلاب اكثر من القطط |
| Bilmiyorum ama birisinin kedilerden hoşlanmadığı kesin. | Open Subtitles | لاأعرف ولكن بالتأكيد أن شخصا ما لا يحب القطط |
| Ben... ben kedilerden nefret etmem. Sadece, köpekleri tercih ederim. | Open Subtitles | أنا لا أكره القطط و لكنى أحب الكلاب أكثر و حسب |
| Ailene kedilerden nefret ettiğimi söylememeliydin. | Open Subtitles | حسناً ،سأعدّ لكما توم كولينز ـ ليتك لم تخبرى أبويك أننى أكره القطط ـ و لكنك تكره القطط |
| Evcil kedilerden biri olduğumu düşünmeni istememiştim. | Open Subtitles | لم أكن أريدكِ أن تظني أنني من تلك القطط الأليفة |
| Rick, sanırım yerim kedilerden hoşlanan birininkiyle değiştirilmiş. | Open Subtitles | ريك أعتقد أنهم أحلوا مكاني شخص يحب القطط |
| İçinizdeki kedilerden herhangi biri, dün buralarda iki ırkçı tip gördü mü? | Open Subtitles | هل رأى أحدا منكم أيها القطط رجلان من الحمر الامريكيين قد مروا بهذه المنطقة بالأمس؟ |
| Şu derisinin altından kalp atışlarının göründüğü tüysüz kedilerden biri olarak dünyaya tekrar gelmek isterim açıkçası. | Open Subtitles | انا لا امانع ان اكون بدون جلد مثل واحد من تلك القطط التي بدون شعر حيث تستطيع تقريبا ان ترى قلوبها تنبض من داخل جسدها ؟ |
| Kertenkelelerin tek suçu kedilerden güçsüz olmasıdır. | Open Subtitles | جريمة السحالي الوحيدة هي, أننا أضعف من القطط |
| Bu kutuda yaklaşık 45 yavru kedi var, ve sanırım bu yavru kedilerden birinin az önce yavru kedileri oldu. | Open Subtitles | هناك، حوالي، 45 قطة في هذا الصندوق وأظن أن أحد هذه القطط ولدت قطط |
| Sanırım o kediyi bugün gördüm. Babi kedilerden hoşlanmaz. | Open Subtitles | أعتقد أني رأيت تلك القطة اليوم بابي لا يحب القطط |
| Bütün bu kedilerden dolayı güzel mobilyalalarının olmamasıyla akıllılık etmişsin. | Open Subtitles | ، مع كل هذه القطط أنتِ حكيمة بأن لايكون لديكِ أثاث رائــع |
| kedilerden bile fazla canın var sanırım. | Open Subtitles | . يبدوا انه لديك الكثير من الأرواح أكثر من القطط |
| Yani yavru kedilerden, hamaklardan, karbon monoksit zehirlenmesinden... | Open Subtitles | ولكنني أعترض على حبك إذاً هي تخاف من القطط المراجيح أول أكسيد الكربون |
| Büyüyünce büyük kedilerden birisi olabilecek bir yavru gibi. | Open Subtitles | شبل صغير يكبر لكي يصير أشبه بأحد القطط الكبيرة |
| Kilise trafiği ve ağaçtaki kedilerden başka kafanı meşgul etmek için yapacak bir şey yok. | Open Subtitles | وبجانب الكنيسة , والقطط و مراقبة السير كلها هراء , حسناً لا يوجد هنا الشيء الكثير الذي يشغلك ؟ |