| Dusty, bizim bu kediye verdiğimiz isim. | TED | ضستي هو الأسم الذي أطلقناه على تلك القطة. |
| Bunu kediye göstermemi ister misin kedi sana ne olduğunu söylesin? | Open Subtitles | هل تريدين أن أعرضها على القطة وأطلب منها أن تخبرك ماذا تكون؟ |
| O zaman kendime mobilyalar alıp, kediye de bir isim veririm. | Open Subtitles | إذا سوف أقوم بشراء بعض الآثاث، وأعطي القط أسماً. |
| O zaman kendime mobilyalar alıp, kediye de bir isim veririm. | Open Subtitles | إذا سوف أقوم بشراء بعض الآثاث وأعطي القط أسماً |
| Asla bir hemşireye güvenme. Ve asla bir kediye güvenme. | Open Subtitles | لا تثق أبداً في ممرضة، ولا تثق أبداً في قطة |
| Sanki bu kasabanın daha fazla kediye ihtiyacı varmış gibi. | Open Subtitles | كما لو أن هذه البلدة بحاجة إلى المزيد من القطط |
| Bu pençe izleri bir kediye ait değil, ya da bir maymuna veya bize aşina gelen herhangi bir yaratığa ait değil. | Open Subtitles | آثار المخالب تلك ليست لقطة ليست لقرد، ليست لأي مخلوق نعهده |
| Kelepçelerle süt dökmüş kediye benziyor. | Open Subtitles | كان يرتدى الأساور الحديدية ويبدو مثل القطة الوديعة |
| Bir kediye balık diyebilirsin, ama o yüzemeyecektir. | Open Subtitles | يمكنك أن تدعو القطة يا سمكة لكنها لن تعوم |
| O kediye, bildiğim en iyi şekilde davrandım. | Open Subtitles | لقد اعتنيت بتلك القطة بأفضل طريقة اعرفها |
| Tıpkı o Fransız kocakarının kediye yaptığı gibi fakat bu sefer kedi kaçmaya çalışmıyor. | Open Subtitles | مثل ما يقوم به ذلك الظربان الفرنسي لقطة الفتاة تلك إلا أن القطة هنـا لا تحاول الهروب |
| O oyuncak kediye bayıldı. Kesinlikle bırakmıyor. | Open Subtitles | انه مولع بذاك القط المحشو ولن يتركها ابدا |
| Bir kediye pijama ne kadar lazımsa, ona da Rusça o kadar lazımdı. | Open Subtitles | كان استخدامه للغة الروسية كاستخدام القط لبيجامة النوم |
| Artık hayaller ülkesine gidemezsin... ya da Tweety'i yakalayamayan kediye inanamazsın. | Open Subtitles | لا مويد من الوعود الكاذبة في أرض الأحلام وتصديق أن القط لن يأكل تويتي بيرد |
| Bir kediye yenilmek oldukça kötü olmalı. | Open Subtitles | أحب أن أوضح مدى سوء الأمر أن يلقى بك من أجل قطة |
| Seni bir kediye çevirmek, erkek hâline getirip yakından görenlerin inanmasını sağlamaktan çok farklı. | Open Subtitles | برودواي ؟ تغييرك الى قطة هو مختلف تماما عن |
| Burada dendiğine göre, Kontes kendini kara bir kediye çeviriyormuş. | Open Subtitles | إن جواب القس يقول أنها قد حولت نفسها إلى قطة سوداء |
| Kedi sesi olması gerekiyordu. kediye getir. Belki ineklerden hoşlanıyordur. | Open Subtitles | المفروض أن يقبض عليها ربما القطط لاتحب الأبقار, لنأمل أن القطط تحب الأبقار |
| Bana 300 dolar borcun olduğu halde bir kediye 1000 dolar mı ödedin? | Open Subtitles | دفعت ألف دولار لقطة وتدينين لي بثلاثة آلاف دولار؟ |
| Elini koy şuraya ve kediye ilaç veriyormuş gibi tut boğazını. | Open Subtitles | ضعِ يدكِ هنا بالضبط و أمسكِ حنجرته مثل عندما تعطين الحبوب للقطة |
| kediye ihtiyaç duyabilecek kadar yalnız bir federal ajan. | Open Subtitles | عميل فيدرالي وحيد و الذي ربما قد يكون بحاجة لقط |
| Hepiniz o çizgi filmlerdeki farenin kediye yaptığı gibi gıcıksınız. | Open Subtitles | كلّكم حقراء جدًّا كالفأر الذي يضايق القطّ في تلك الرسوم المتحرّكة. |
| Bunca yıldır o kediye bebeği gibi baktı. | Open Subtitles | كُلّ هذه السَنَواتِ، عالجتْ تلك القطّةِ مثل هي كَانتْ طفلها الرضيعَ. |
| Hiç bir kediye bir şey getirtmeyi denediniz mi? | Open Subtitles | وهل حاولت من قبل أن تدرب القطّة على أن تحضر لك شيئاً؟ |
| Hazır mısın? Çekicimi aldım, maskemi aldım. Siz sadece beni kediye ulaşmadan durdurun yeter. | Open Subtitles | لدي مطرقتي وقناعي أوقفني قبل أن أصل للقط |
| Yüzde elli ihtimalle isteğim dışında kediye dönüşebilirim. | Open Subtitles | توجد فرصه 50% بانى ساتحول الى قطه غصب عنى |
| Her tartışmayı kediye dönerek sonlandıramazsın! | Open Subtitles | لا يُمكنكِ إنهاء المناقشة عن طريق التحوّل الى قطّة! |
| Görüşmemizin ortasına doğru pantolonunu çıkarıp kediye giydirmeye çalıştı. | Open Subtitles | في منتصف الطريق أثناء حورانا قام بخلع سرواله و حاول أن يلبسهم إلى القطه .. |
| Bu hastayı kediye rağmen kabul etmedin. | Open Subtitles | لم تحتفظ بهذه المريضَةِ على الرغمِ من وجودِ الهرّة |