| Seni konserlere, müzelere, filmlere götürüyorum. | Open Subtitles | أصطحبكي معي الى الحفلات .و المتاحف و الأفلام |
| Müzelere, muhteşem konserlere ve operalara gittik. | Open Subtitles | ذهبنا لجميع هذه المتاحق و جميع الحفلات الرائعة, الأوبرا |
| Seni konserlere, müzelere sinemalara götürüyorum. | Open Subtitles | أنا أخذك الى الحفلات ، المتاحف ، الأفلام. |
| Mutlu insanlar böyle konserlere gitmezler. | Open Subtitles | الناس السعداء لا يذهبون الى هذه النوعيه من الحفلات |
| Duyma engelli insanların neden konserlere gittiğini merak etmişsinizdir. Fakat müzik, kulağınıza gelen sesten çok daha fazlasıdır. | TED | وربما تتساءلون عن سبب حضور الصُّم للحفلات الموسيقية لكن في الواقع، الموسيقى أكثر من مجرد صوت يَمر عبر الأذُن |
| Sınavım bitene kadar konserlere çıkmama izin yok. | Open Subtitles | انا غير مسموح لى بالعزف فى الحفلات الموسيقيّة الى ما بعد الإختبار |
| Bu da müziğe konserlere ve arkadaşlarına ihtiyacın olmadığı anlamına geliyor. | Open Subtitles | فهذا يوضّح لي بأنك لا تريد الموسيقى... ولا الحفلات... ولا الأصدقاء |
| Sonraki 40 yıl boyunca Ray, hit plaklar yapmaya, Grammy'ler kazanmaya ve kapalı gişe konserlere devam etti. | Open Subtitles | علي مدار الأربعين عاماً التالية استمر راي في عمل الحفلات و الفوز بجرامي و بيع الأسطوانات |
| konserlere gidip gruplara imza attırıyoruz. | Open Subtitles | نذهب إلى الحفلات الموسيقية و نجد الفرق للتوقيع. |
| Delikanlılar konserlere aileleriyle gitmezler. | Open Subtitles | إنه مراهق المراهقين لا يذهبون إلى الحفلات مع أبويهم |
| Onu konserlere götürüyorum ve horlayarak uyuyor. | Open Subtitles | آخذها الى الحفلات الموسيقية و دوماً تستسلم للنوم و تشخر |
| Senin kendini vermiş halin kadar olmasa da borçlarını ödeyeceğine konserlere giden sahne hastası halinden daha iyi götürür. | Open Subtitles | ربما ليس بمثل مهارتك عندما كان تفكيرك مصوبا نحوه لكن أفضل من مرأة مهووسة بالمسرح تفضل الذهاب إلى الحفلات عن دفع ديونها |
| Okumaları için çabalıyoruz; konserlere ve sergilere götürüyoruz. | Open Subtitles | نحاول أن نجعلهم يهتمون بشـيء معين كالقراءة وحضور الحفلات الموسيقية |
| Müthiş bir anne olacağımı, onu konserlere götüreceğimi ve botlarımı ödünç isteyeceğini sandığımı mı? | Open Subtitles | بأنني ظننت أني سأكون أماً رائعة اصطحبها إلى الحفلات الموسيقية، وبأنها قد ترغب بإستعارة أحذيتي؟ |
| Kafelerde yazılar yazıyor, konserlere gidiyorum. | Open Subtitles | أنا أكتب في المقاهي وأذهب إلى الحفلات الموسيقية |
| Onlar beyzbol maçlarına ve konserlere götürdü. | Open Subtitles | انه يذهب إلى مبارايات البيسبول وإلى الحفلات |
| konserlere gelirdi. | Open Subtitles | فقد كنا نحضر نفس الحفلات الموسيقية |
| En başta, insanların konserlere gelmesi halinde ne yapacağımızı düşünmemiştik bu yüzden tamamen boş mekanlar bulmaya çalıştık. | Open Subtitles | في باديء الأمر، نحن ما كَانَ عِنْدَنا فكرةُ إذا الناسِ يَأتون إلى الحفلات الموسيقيةِ , لذا تَخيّلنَا بَعْض الأماكنِ أنْ تَكُونَ فارغة كلياً. |
| Her zaman konserlere, markete, ya da brunch'a gidebilecek birisi vardı. | Open Subtitles | كان عندى أحداً للحفلات معه أو السوق أو وجبة الظهيرة |
| İnanması zor ama birlikte konserlere giderdik. | Open Subtitles | من الصعب تصديق ذلك,لكنهم اعتادوا الذهاب للحفلات معاً |
| Spotify olmazsa yaşayamam ben. konserlere gitmeyi çok severim. | Open Subtitles | (أموت بدون الـ(سبوتيفاي و أحب الذهاب للحفلات الصاخبة |