| Evet, o, peşimdeki Yakışıklı Prens'in yarısı kadar bile korkutucu değil. | Open Subtitles | حسناً ، أجل ، إنه ليس مخيفاً بقدر الأمير الوسيم يلحق بي |
| Sizin için fazla korkutucu değil mi genç hanım? | Open Subtitles | ليس مخيفاً جداً بالنسبة لكِ أيتها الشابة؟ |
| Hapis o kadar korkutucu değil özellikle de Deli Chris bize Latin Krallarla nasıl anlaşacağımızı gösterdikten sonra. | Open Subtitles | السجن ليس مخيفاً خاصة بعد كريس المجنون علمنا كيف نجعل الأمور لطيفة مع الملوك اللاتينية |
| Teknoloji korkutucu değil. | TED | التكنولوجيا ليست مخيفة. |
| Çünkü sahip olduğum kız kardeşim normal ve korkutucu değil. | Open Subtitles | لان اختي الصغيرة عادية و ليست مرعبة |
| Bu mekan diğer Hava Kuvvetleri üslerinden daha korkutucu değil. | Open Subtitles | هذا المكان ليس ترويعا من أي قاعدة للقوات الجوية الأخرى. |
| - Bagajın kadar korkutucu değil. | Open Subtitles | ليس مخيفاً كصندوق سيارتك ماذا تريد؟ |
| Bize bittiğini söylemek korkutucu değil. | Open Subtitles | وإعلامنا بأنها انتهت ليس مخيفاً |
| En iyi bunları bulabildim. korkutucu değil bunlar? | Open Subtitles | وهذا أفضل ما أمكنني تحقيقه في هذا الوقت الضيق - ليس مخيفاً - |
| baba,bu korkutucu değil. | Open Subtitles | أبي ، الأمر ليس مخيفاً لهذه الدرجة |
| Evet, hiç korkutucu değil. | Open Subtitles | نعم, ليس مخيفاً على الإطلاق |
| Hiç de korkutucu değil. | Open Subtitles | ليس مخيفاً إطلاقاً |
| Ne kadar korkutucu olursa olsun. Yani korkutucu değil de... | Open Subtitles | اننى اعنى ليس مخيفاً ... لكن |
| Burası hiç korkutucu değil. | Open Subtitles | -هذا المكان ليس مخيفاً |
| korkutucu değil. | Open Subtitles | إنها ليست مخيفة |
| Yeterince korkutucu değil. | Open Subtitles | ليست مرعبة بما يكفي |
| Bu seferki, filmden daha korkutucu değil mi? | Open Subtitles | هذا واحد، والكثير ترويعا من الفيلم؟ |