| Mektupta böyle bir hikaye yoktu. Hatta böyle birşey olmadı bile. | Open Subtitles | تلك القصة لم تكن مطلقاً في الرسالة,هي حتى لم تحدث مطلقاً |
| Mektupta korkunç şeyler yazıyordu ve ben öyle söylemek istememiştim. | Open Subtitles | لقد كان هنالك أشياء رهيبة في تلك الرسالة ولم أقصدهم |
| Mektupta ayrıca bir soru vardı. Sanırım o soruyu şimdi cevaplamış oldum. | Open Subtitles | في تلك الرسالة كان هناك سؤال أيضًا أعتقد أننيّ أجبت عليه الآن |
| Aslında... Biraz çeneni dinlendirsen de, Mektupta ne yazıyor öğrensem. | Open Subtitles | لو أغلقتي فمك قليلا سأعرف ماذا يقول الخطاب. |
| Mektupta, fazla yaşayacak zamanı kalmadığı anlamına gelebilecek sözcükler de bulunuyordu. | Open Subtitles | وبالطبع وضعتها فى مكان من السهل لأحد أن يجدها وفى الرساله كان هناك جمله مبهمه للغايه يخبرها أنه ليس لديه متسع من الوقت |
| Demek ki başından beri o Mektupta yanlış bir şeyler yazıyor! | Open Subtitles | إذن فهناكَ خطبٌ ما في الرسالة في المقام الأول |
| Mektupta yazan herhangi bir şey katil olduğunu ispatlamıyor. | Open Subtitles | لا شيء في الرسالة لإثبات أنه من القاتل نفسه |
| Tek bildiğim Mektupta kızın gece 3'e kadar yaşayacağının yazdığı. | Open Subtitles | :كل ما أعلمه أن الرسالة تقول أنها ستعيش حتى الـ 3 صباحاً |
| Mektupta bana bir para havalesi yollandığı yazılı. | Open Subtitles | هذه الرسالة تقول أنني سأتلقى حوالة نقود. |
| Mektupta da dediğim gibi, beyefendi, mirasımı zaten aldım. | Open Subtitles | كما قلت في الرسالة لقد استلمت ميراثي مسبقاً |
| Sizce Mektupta ne yazıyordu? | Open Subtitles | ماذا تظن كان محتوى الرسالة التي أعطاه إياها ؟ |
| - Doktor Lev'e yolladığınız Mektupta karınıza zarar verdiyse onu öldüreceğinizi yazmıştınız. | Open Subtitles | كتبت الرسالة إلى الدّكتور ليف يقولك تقتله إذا آذى زوجتك. |
| Mektupta: "Üşütme, sonra da ciğerindeki yara." yazıyor. | Open Subtitles | الرسالة تقول انها نزلة برد تبعها خراج رئوي |
| Şimdi, sayın Başkan, yazdığım Mektupta... | Open Subtitles | الآن، السيد العمدة ، الرسالة التي كتبتها |
| O yüzden Mektupta yazanların yarısını bilmek de benim hakkım. | Open Subtitles | ويجب أن أطالب بنصف ماتحويه هذه الرسالة أياً كان |
| Aslında bu Mektupta ölü kadının bizimle kendi sesiyle konuşuyor. | Open Subtitles | كذلك, هذا الخطاب , فى الحقيقة, كما لو كانت امرأة ميتة تتكلم بصوتها |
| İşte, bana verdiğiniz Mektupta. | Open Subtitles | ذلك مذكور في الخطاب الذي أعطتيني أياه للتو |
| Bu Mektupta, taşradaki villasına nasıl varacağınız tarif ediliyor. | Open Subtitles | هذا الخطاب سوف يعطيك التعليمات لكيف تصل الى فيلتها فى الريف |
| Mektupta bekleyen bir ailenin olduğu yazıyor. | Open Subtitles | الرساله تقول أنهم بالفعل لديهم عائله منظمه |
| Baba, Mektupta insanı üzecek şeyler vardı. | Open Subtitles | أبي، الكلام الذي بالرسالة كان لا بد وأن يُقال |
| - Mektupta adres göremedim | Open Subtitles | لا ارى عنوان على المظروف |
| Ama bugün, Bu son Mektupta Sana teşekkür etmek istiyorum. | Open Subtitles | و اليوم في آخر خطاب لى أريد أن أشكرك |
| Yazdığı son Mektupta... çok üzgün olduğunu çünkü beni hamile göremediğini yazmış. | Open Subtitles | في رسالته الأخير كان قد كتب بأنه حزين لأنه لن يراني وأنا حامل |
| Bunu son Mektupta da yazmıştı. | Open Subtitles | ذلك كان فى رسالتها السابقة أيضا |
| Evet, Mektupta öyle denmişti. Ama niçin? | Open Subtitles | نعم ، هذا ما يوجد بالخطاب ، و لكن لماذا ؟ |
| Bu ifade, kendisi ikinci lisans derecesini aldıktan sonra kardeşine yazdığı bir Mektupta yer almıştı. | TED | وكان ذلك في رسالة لأخيها بمناسبة حصوله على شهادة تخرج ثانية، على ما أعتقد. |
| Geçen sene yazdığın Mektupta söylemiştin. | Open Subtitles | هذا ما ذكرتِه في رسالتكِ |
| Mektupta sadece seni görmek istediğimi söyledim. | Open Subtitles | رسالتي كانت فقط انه اريد ان اراك. |