| Onu siktikten sonra prens onu bayat bir peynir gibi attı. | Open Subtitles | .بعدأن ضاجعهاوشقّها. رماها الأمير , كالجبن المتعفّن. |
| Küflü peynir gibi kokmayan spor salonunuza dönmek istiyorsanız, çıkıp değişiklik olsun diye şu maçı kazanın! | Open Subtitles | أنتم تريدون العودة للعب بالصالة التى لا تبدو رائحتها كالجبن العفن ؟ حسناً ، اربحوا تلك المباراة لإحداث التغيير |
| Bu harika. Bu şeyin tadını peynir gibi yapamayacağı şey yok. | Open Subtitles | إنه لأمر مدهش, كم عدد الأشياء التي يمكنهم جعل طعمها كالجبنة |
| Kevlar ve çelik yeleği peynir gibi delip geçer. | Open Subtitles | يقطع من القفازات إلى درع الصدر كالجبنة الذائبة |
| Eğer kadının varis çorabını çıkarırsan bacakları mavi peynir gibi ufalanır. | Open Subtitles | إذا تجنبت "خرطوم الدعم الخاص بها" "ساقيها ستتكسر مثل الجبن الأزرق" |
| peynir gibi kokan insan. | Open Subtitles | شخصٌ نتن مثل الجبن |
| Evet ama burada peynir gibi eriyenler et, pepperoniye benzeyenlerse yanmış kas. | Open Subtitles | أجل، بإستثناء أنّ القطع التي تشبه الجبن هي لحم والببروني هو العضلات المحترقة. |
| Sadece bir ay önce tanıştık. Zaten çoğu zaman peynir gibi kokuyor. | Open Subtitles | ,لقد قابلتها منذ شهر فقط رائحتها كالجبن طوال الوقت |
| Veya çoraplarını çıkarırlar, onlar da kokmuş peynir gibi kokar. | Open Subtitles | أو يخلعون جواربهم فتصدر رائحة كالجبن المتعفن |
| peynir gibi yumuşaksın. Ben seninle ne yapacağım? | Open Subtitles | . ناعمة كالجبن ماذا سأفعل معكى ؟ |
| Bu akşam yıkan lütfen. Saçların peynir gibi kokuyor. | Open Subtitles | وأذهب للإستحمام ، رائحة شعرك كالجبن |
| Bekaretin kurtçukların besin kaynağı bir peynir gibi. | Open Subtitles | عذريّتك أنبتت العثّ تماما كالجبن |
| Neil, ben işe hazırım, oysa Lloyd peynir gibi kokarak geldi. | Open Subtitles | حسناً, (نينا), أنا مستعد للعمل... ... بينما (لويد) يبدو كالجبن بالأمس |
| Sırtım ağrıyor, ayak bileklerim şişmiş, ve ellerin peynir gibi kokuyor. | Open Subtitles | ظهري يؤلمني كاحلاي متورمان و يداك رائحتهما كالجبنة |
| Küflü peynir gibi; kimileri bayılır, kimileri aynı mekânda bile duramaz. | Open Subtitles | كالجبنة الزرقاء، بعض الناس تحبها والبعض الآخر لا يطيق الوجود في ذات الغرفة معها. |
| peynir gibi kokuyor da. | Open Subtitles | رائحتها كالجبنة |
| Erimiş peynir gibi kokuyorsun. | Open Subtitles | رائحتك مثل الجبن المذاب |
| Küflü peynir gibi bir tat veriyor. | Open Subtitles | .طعمه مثل الجبن المتعفن |
| peynir gibi olmuş. | Open Subtitles | أنه مثل الجبن المنزلي |
| Peki ya insanları? Tenleri peynir gibi. | Open Subtitles | والسكان هناك، لهم بشرة تشبه الجبن |