Bitmek üzere olduğunu sana söylememiştim iyi bir işe kapağı atacağımı sanıyordum. | Open Subtitles | لم أخبرك أن المال كان على وشك النفاذ لأنى كنت آمل فى الحصول على وظيفة مناسبة |
Senin ırkçı olduğundan sana söylememiştim. Ben ırkçı değilim ki. | Open Subtitles | أنا لم أخبرك بذلك لأني أعتقدت بأنك عنصري أنا لست عنصري |
Tabii ki plan buydu. Sadece sana söylememiştim. | Open Subtitles | بالتأكيد، هي الخطة أنا فقط لم أخبرك أبداً |
sana söylememiştim, ama Şişkolar: 3. | Open Subtitles | " لم أخبرك لكن فيلم " فارت الجزء الثالث قادم قريباً |
- Planım olduğunu sana söylememiştim. - Tabii ki, hayır. | Open Subtitles | .لم أخبرك أبداً أن لديَّ خطط- .لا- |
Çünkü seni görmek istediğimi sana söylememiştim. | Open Subtitles | لأني لم أخبرك إني أريد رؤيتك |
"Daha önce sana söylememiştim ama senden çok hoşlanıyorum." | Open Subtitles | "لم أخبرك بذلك من قبل , ولكني اعني ذلك" |
sana söylememiştim. | Open Subtitles | لم أخبرك من قبل. |
Tanner'ın evine gittiğimi sana söylememiştim, ki bu da iki anlama geliyor; ya sana ulaştılar ya da sen, sen değilsin. | Open Subtitles | توقف (أنا لم أخبرك أني ذهبت إلي منزل (تانر لقد وصلوا إليك ،أو أنت لست أنت (يقصد أنه شخص أخر) |
İstemediğim için sana söylememiştim. | Open Subtitles | لم أخبرك لأني لم أرد ذلك. ومن ثم... |
İşte bu yüzden sana söylememiştim. | Open Subtitles | لهذا بالضبط لم أخبرك |
Muna mı? Affedersin, sana söylememiştim. | Open Subtitles | آسفه لأني لم أخبرك" |
Noel ile ayrıldığımızı sana söylememiştim. | Open Subtitles | لم أخبرك أنني انفصلت (مع ( نويل |
Bunu sana söylememiştim. | Open Subtitles | لم أخبرك بهذا |