| Bundan uzaklaştık ve nasıl yapıldığını bildiğimiz tek şeye yöneldik: Yazılıma başladık. | TED | وهكذا ابتعدنا عن ذلك وقمنا بفعل الشيء الوحيد الذي عرفنا فعله: بدأنا في بناء برنامج. |
| Bu yine de elimizde olmayan tek şeye mal olacak, zaman. | Open Subtitles | سيتطلبُ ذلكَ الشيء الوحيد الذي لا نملكُه: الوَقت |
| Ama sahip olamayacağı tek şeye sahip olabilirim. | Open Subtitles | لكني أستطيع أخذ الشيء الوحيد الذي لا يمكنه أخذه |
| Elimizde olan tek şeye dönmemiz gerek: Cinayet aletine. | Open Subtitles | علينا العودة للشيء الوحيد الذي لدينا سلاح الجريمة |
| Tüm hayatını senin için önemli olan tek şeye adıyorsun. | Open Subtitles | تكرّس حياتك كلّها للشيء الوحيد الذي يهم حقّاً. |
| Evet, ilgi gösterdiğin tek şeye olan alakanı kaybetmemen içindi... | Open Subtitles | أجل , لأبقيك مهتم بالشيء الوحيد الذي قدرته ... جسمي |
| çünkü, gitmene izin veren tek şeye tutunuyorsun. | Open Subtitles | لأنك متمسك بالشيء الوحيد الذي لن يدعك تذهب |
| Beni mutlu eden tek şeye kızdığımı bu boktan kasabayı yaşanılabilir kılan tek şeyin gittiğini düşünüyorum. | Open Subtitles | انا افكر بأنني سوف افوت الشيء الوحيد الذي يجعلني سعيد والذي يجعل هذه البلدة اللعينة قابلة للعيش سوف يرحل |
| Büyüyecek. Sahip olduğun tek şeye dönüşecek. Hayır. | Open Subtitles | إنه يكبر داخلك حتى يصبح الشيء الوحيد الذي لديك. |
| Ebeveyninin sana yapmamanı söylediği tek şeye. | Open Subtitles | أفعل الشيء الوحيد الذي ينهى الوالدين عن فعله. |
| Sinyor Machiavelli sende olmayan tek şeye sahip. | Open Subtitles | سينيور مكيافيلي لديها الشيء الوحيد الذي تفتقره |
| Gerçekten iyi becerebildiğim tek şeye geri döndüm. | Open Subtitles | عدت إلى الشيء الوحيد الذي برعت به في حياتي |
| Niye aramızda iyi olan tek şeye karşı koyuyorsun? Babacığım! | Open Subtitles | -لماذا ترفضين الشيء الوحيد الذي كنا نجيده؟ |
| Tüm kozlar elinizdeyken size heyecan veren tek şey tüm fişlerinizi elinizden kaçabilecek tek şeye oynamak. | Open Subtitles | ،عندما يكون كل شيء بين يديك ...الشيء الوحيد الذي يثيرك هو المراهنة على الأمر... الوحيد الذي قد تخسره |
| Rafael'in otelinde hisse sahibi, ama gerçekten istediği tek şeye sahip değil: | Open Subtitles | لكنها لا تملك الشيء الوحيد الذي تبتغيه |
| Ya sana beraber çalışırsak yüzyıllardır istediğin o tek şeye sahip olabileceğini söyleseydim? | Open Subtitles | ماذا لو قلت لك أنّه بتعاوننا... أستطيع إعطاءك الشيء الوحيد الذي رغبتَ به لمئات السنين؟ |
| Şerefe kaldırmak istiyorum hayatımda daima iyi olan tek şeye... daima tatlı ve o olmasaydı sabah yataktan kalkmak için bir sebebim olmazdı. | Open Subtitles | ... أود أن أقترح نخبا ... للشيء الوحيد الجيد دائما في حياتي ... واللطيف دائما |
| Evet, ilgi gösterdiğin tek şeye olan alakanı kaybetmemen içindi... | Open Subtitles | أجل , لأبقيك مهتم بالشيء الوحيد الذي قدرته ... |
| Bak, bana seni acıyı hissetmekten alıkoyan tek şeye tutunmanın nasıl olduğunu unuttuğunu söyleme sakın! | Open Subtitles | لا تقل أنّك نسيت إحساس التشبُّث بالشيء الوحيد الذي وقاك الشعور بالألم! |