| Radara göre şimdiden sahil kesiminde yağış başladı.... ...ve hızla kuzeye doğru ilerliyor. | Open Subtitles | الرادار يظهر بالفعل زيادة عجلة السرعة عبر المناطق الساحلية و تتحرك بسرعة للشمال |
| Ayakta ve hızla kayıyor, ama kapatması gereken fark çok. | Open Subtitles | انه على قدميه ويتزلج بسرعة لكن عليه اللحاق بمن سبقه |
| Lütfen babanıza en iyi dileklerimi ve hızla iyileşeceğine dair umudumu iletin. | Open Subtitles | أرجو أن توصلي أطيب تحياتي إلى أباك و أمنياتي بأن يتعافى بسرعة. |
| 265 milyon dolarlık bir endüstri ve hızla da büyüyor. | TED | انها صناعة بقيمة 265،000،000 دولار وانها تتزايد بسرعة. |
| Alkolik olan annesi avunmak için dindar olur ve hızla bir bağnaza dönüşür. | Open Subtitles | أمّها، مدمنة كحول تتجه لدين الراحة وتصبح متعصّبة بسرعة |
| Komuta/Sonar: Torpidolar 135 metre ve hızla yaşlaşıyorlar, efendim. | Open Subtitles | من السونار للتحكم , الطوربيدان على بعد 150 ياردة و يقتربان بسرعة ، سيدي |
| Ölü sayısı 19, yüzlerce taşıyıcı var ve hızla yayılıyor. | Open Subtitles | اذهب بدون قناع سترى أوضح مات 19 وهناك المئات مصابون وهو ينتشر بسرعة كبيرة |
| İnsan yapımı. Buz halkalarında ilerliyor ve hızla gidiyor. | Open Subtitles | مركبه بشريه تتجه نحو منطقة الإستراحة بسرعة |
| Uzaktaki İngiliz ldkaldkı ve hızla battık | Open Subtitles | يربط أفاست السفينة الشراعية الإنجليزية ثمأخذنا وغرقنا بسرعة |
| Bu ülkenin üçte biri isyancıların kontrolünde ve hızla daha da büyüyor. | Open Subtitles | مربع واحد من هذا البلد هو إقليم الثوار و يتمدد بسرعة |
| Son parazit, kraliçe böcek yoluyla yerleştiriliyor, süper-ana, erkek böcek ile çiftleşiyor, ev sahibinin bedenine yumurta keseleri bırakıyor, ve hızla çoğalan büyüyen bir orduyu, beyin yıkayan böcekleri yönetiyorlar. | Open Subtitles | الأم الكبرى، التي تتزاوج مع ذكرها، وتضع حويصلات البيض في جسم المضيف، وتقود جيش ينمو بسرعة مضاعفة، حشرات غسيل الدماغ |
| Eski hükümetin kalıntıları zayıf ve hızla destek kaybediyorlar. | Open Subtitles | بقايا الحكومة القديمة وهو ضعفاء ويفقدون الدعم بسرعة |
| ...gölgelerin içinde güneşe çıkmadan sessiz ve hızla koştular. | Open Subtitles | لقد انزلق بين ظلال الأشجار وجروا بسرعة وهدوء حريصين على تجنب ضوء الشمس |
| Bak, kameraları parçalarız, Kelly'yi alır ve hızla koşarız. | Open Subtitles | أقول أن نحطم الكاميرات و نأخذ كيلي و نهرب بسرعة |
| Berlin polisi böyle durumlar için hazırdır ve hızla olayı kontrol altına alacaktır. | Open Subtitles | وسوف يقمع الوضع بسرعة أقفل أبوابك ، أبقي على أجهزة الراديو والتلفزيون في وضع التشغيل |
| Yeryüzünde, teknolojinin çok geliştiği ve hızla değiştiği yerde | Open Subtitles | على أرض عليها تكنولوجيا .. بالغة التقدم و تتغير بسرعة كبيرة |
| Aud'la "küçültücü" hakkında konuştum ve hızla başka bir elbise ile değiştirildi | Open Subtitles | تَكلّمتُ مع Aud حول "shrinker، " وهو إستبدلَ بسرعة شديدة بالعباءةِ الأخرى |
| Mesafe 2,000 ve hızla yaklaşıyor, bir numara. | Open Subtitles | الهدف على مسافة 2000 ميل ويقترب بسرعة يا رقم واحد |
| Londra'nın Doğu tarafında virüs salgını vardır ve hızla merkeze doğru yayılmaktadır. | Open Subtitles | هناكَ عدوة فيروسية تتركز على النهاية الشرقية من لندن وتنتشر بسرعة في العاصمة |
| Kuzey Rüzgârı karargâhına geri döner dönmez ekipmanlarımızı yenileyip yepyeni bir plan yapacağız ve hızla geri dönüp Dave'i yok edeceğiz. | Open Subtitles | وحالما نعود إلى موقعنا قاعدة واتخاذ العتاد الجديد الخاص بك والتفكير في خطة مدمرة جديدة بسرعة يأتي وفاز ديف. |