| Çünkü iz sürmenin yeteneklerinden biri olduğunu sanıyordum. | Open Subtitles | أأنتَ واثق؟ لأنّي ظننتُ تقفّي الأثرَ أحدَ مهاراتك. |
| Sana ne kadar baskı yaparsam yapayım yeteneklerinden şüpheye düşmemelisin. | Open Subtitles | ولا يجب أن تتشكك أبداً في مهاراتك مهما كان مقدار الضغط الذي أضعه عليك |
| Özgeçmişinin takdire şayan olduğu su götürmez ve yeteneklerinden yarar sağlayacak olan pek çok zenci reviri olduğundan eminim... | Open Subtitles | مقتنع بأنّ خلفيتك مثيرة الإعحاب وأنا متأكد أنّ هناك العديد من المستوصفات الزنجية ،التي ستستفيد من مواهبك |
| Senden çok emin olmasam da yeteneklerinden eminim. | Open Subtitles | ..بالرغم من أنني لست واثق منك .إلا إنني واثق في قدراتك |
| Bunu düşünürken, hep beraber insan vücudunun ve insan zihninin kesinlikle inanılmaz yeteneklerinden | TED | ونحن نفكر في ذلك. دعونا نأخذ الألهام من القدرات المدهشة للجسم البشري والعقل البشري. |
| Ya da belki de, intikamın, onun yeteneklerinden biri olmadığını düşünüyorsun! | Open Subtitles | أو أنك ربما لا تعتقد أن الانتقام أحد مواهبه المتعددة |
| O dayanılmaz yeteneklerinden kendimi alamadım. | Open Subtitles | . . لم يمكنني تخطي هذه المواهب لديها التي لا تقاوم |
| Sana ne kadar baskı yaparsam yapayım yeteneklerinden şüpheye düşmemelisin. | Open Subtitles | ولا يجب أن تتشكك أبداً في مهاراتك مهما كان مقدار الضغط الذي أضعه عليك |
| Bu da özel yeteneklerinden birisi olur. | Open Subtitles | اجعلها واحدة من مهاراتك الخاصة |
| Senin ineksi yeteneklerinden faydalanıyor. | Open Subtitles | وهي تبلل نفسها بسبب مهاراتك الرائعة |
| Büyücülük yeteneklerinden vazgeçmeseydin bu işi kendin halledebilirdin. | Open Subtitles | إذا لم تتخل مواهبك بالسحر، هل يمكن أن تساعد نفسك. |
| Şantajın yeteneklerinden biri olduğunu bilmiyordum. | Open Subtitles | لم اعرف ان الابتزاز احد مواهبك |
| Elimde senin özel yeteneklerinden yararlanmamı gerektiren bir projem var. | Open Subtitles | ...لدىّ مشروع صغير ربما يتطلب مواهبك الخاصة ما قولك؟ |
| Yani itirazına izin vereceksiniz çünkü bir duruşmada savcılık yeteneklerinden korkuyorsunuz? | Open Subtitles | إذا ستسمحين له بالخروج من القضية لأنك خائفة من قدراتك كنائبة عامة في المحكمة؟ |
| Güvensiz hissetmek kendinden ve yeteneklerinden şüphe duymaktır. | Open Subtitles | فقدان الامان عندما تشكك في نفسك وفي قدراتك |
| yeteneklerinden şüphelenmeye başladım. | Open Subtitles | - هل يجب أن أختبر قدراتك ؟ - سوف اعثر عليه. |
| Bundan sonra yapmak istediğim şey kalan bu ses yeteneklerinden nasıl yararlanabileceğimizi bulmak ve onlar için kişiselleştirilmiş bir teknoloji geliştirmekti, kendilerine özgü olabilecek sesler. | TED | ما أردت فعله بعد ذلك هو، أني أردت التوصل إلى كيفية تسخير تلك القدرات الصوتية المتبقية وبناء تقنية يمكن ملائمتها لتناسبهم، أصوات يمكن ملائمتها لتناسبهم. |
| Bu da saklı tutmak isteyeceğin yeteneklerinden biri olabilir. | Open Subtitles | ولعل هذه من القدرات التي يستحسن ألا تفصح عنها |
| Bir adamın yeteneklerinden sayabileceği ne lanet ama. | Open Subtitles | يا لها من لعنة لرجل ليتذكرها من بين مواهبه |
| yeteneklerinden biri de kırmızı kan hücrelerini tahrip etmektir. | Open Subtitles | -وأحد مواهبه هي تدمير خلايا الدم الحمراء |
| Balenin en büyük yeteneklerinden Odessa Kozlova'nın inanılmaz kariyerinin sonunu gösterecek. | Open Subtitles | ويصادف نهاية مهنة مذهلة واحدة من أعظم المواهب الباليه، وأوديسا Kozlova، |
| Bun ile Eleanor özel yeteneklerinden bahsetmişlerdi. | Open Subtitles | بن و ألينور قالوا لي بشأن مهاراتكِ المميزة |
| yeteneklerinden bazıları yalnızca buradaki topluluğa hastır. | Open Subtitles | بعضاً من مهاراتهم متفردة لهذه المجموعة تحديداً. |
| Büro, araştırmacı yeteneklerinden etkilendi. | Open Subtitles | المكتب معجب بمواهبك الإستقصائية. |
| Coşkunu anlayışla karşılıyorum yeteneklerinden de haberim var. | Open Subtitles | آنا معجب بحماسك بعيداً عني لإختم على جهودك المتوهجه , لكن هذه ليست لندن |