| Kaçış planımı yutacak kadar çaresiz birine saygı duyamam. | Open Subtitles | لا يمكنني احترام رجل يائس ابتلع خطة هروبي |
| Su bile yutamazken hapları nasıl yutacak? | Open Subtitles | و كيف ستبتلع الحبوب و هى عاجزة عن ابتلاع الماء ؟ |
| Durum kötü! Bu gidişle bütün Seireitei'i yutacak! | Open Subtitles | لا فائدة بهذه الطريقة سوف تبتلع السيريتي؟ |
| Erdemli polis ayaklarını yutacak kadar salak olan birine sakla. | Open Subtitles | إحفظي كلام الشرطة الصالح لشخصٍ أحمق بمافيه الكفاية لتصديقه. |
| Üstteki ısı alttaki tüm gazı yutacak. | Open Subtitles | إن النيران في الأعلى ستلتهم الدخان من الأسفل |
| Karanlık hepsini yutacak diyor. | Open Subtitles | ستلتهمهم الظلمة جميعا في الليلة السرمدية "نهاية العالم عند كهنة النار" |
| - yutacak. - Ah, eminim öyledir. | Open Subtitles | يبتلعها آه، بالطبع |
| Bence dalgalar denizciyi ge gemisini yutacak. | Open Subtitles | وأظن أخيرا أن الموج ابتلع القارب* وناح المراكبي بالصياح |
| Denizler yükselip binlerce insanı yutacak." | Open Subtitles | ارتفع البحر و ابتلع 200 ألف انسان |
| Bakalım yemi yutacak mı. | Open Subtitles | لنرى إن ابتلع الطُعم |
| Teorik olarak, büyük bir enerjiyle gerceklesen carpismalar dünyayi yutacak bir kara delik yaratabilir. | Open Subtitles | نظرياً، تصادمات مع هذا الكم من الطاقة، قد تخلق ثقباً أسوداً يمكنه ابتلاع الأرض. |
| Ama o kedi balığını yutacak hali yok? | Open Subtitles | لكنها بالتأكيد لا تستطيع ابتلاع سمكة السلور هذه؟ |
| 50 kilometre genişliğinde ve saatte 100 kilometre hızla gelen kum fırtınası, bir dakika içinde köyü yutacak. | Open Subtitles | بإتساع50كيلومتر,ومُتحركاًبسرعة100كيلومتربالساعة ، تبتلع العاصفة الترابية المدينة في دقائق. |
| Çamurlar tanklarımızı yutacak. | Open Subtitles | المسطحات الطينية سوف تبتلع دباباتنا. |
| Yüksek sulu duvarlar yuvarlanarak geldikçe en yüksekleri köpüklü dalgaların içine yuvarlanıp sanki kasabayı yutacak gibi görünüyorlardı. | Open Subtitles | بينما تقترب هذه الجدران المائية، ووصلت أعلى أمواجها إلى عنان السماء، نظروا إليها وقالوا أنها ستبتلع المدينة على الأقل. |
| Ve biliyorum ki Güneş yaşayacağımız tek Dünya'yı yutacak. | Open Subtitles | وأعلم أن الشمس ستبتلع الأرض الوحيدة التي سنعرفها أبداً |
| Erdemli polis ayaklarını yutacak kadar salak olan birine sakla. | Open Subtitles | إحفظي كلام الشرطة الصالح لشخصٍ أحمق بمافيه الكفاية لتصديقه. |
| Bob, basın bu numarayı yutacak. | Open Subtitles | بوب, الصحافة ستلتهم هذا |
| Çiçekler onları yutacak. | Open Subtitles | ستلتهمهم الأزهار. |
| "Düşmanınız, iblis kükreyen aslan gibi yutacak birini arayarak dolaşıyor." | Open Subtitles | ")إبليس), خصمكم, كأسد زائر يجول باحثاً عن فريسة يبتلعها." |
| Onlar bu köyü 1987'de taşımak zorunda kaldılar, bu köyü yutacak devasa kum tepeleri tehditinden dolayı. | TED | وجب عليهم أن يقوموا بنقل القرية في عام 1987 لأن كثب كبير كان خطيرًا لدرجة أنه كان بالإمكان أن يبتلع القرية |
| Bir atı tamamen yutacak kadar büyüktü." | Open Subtitles | كفاية... كفاية. ليبتلع حصانا كاملا. |