| Muhtemelen kendi ülkeni de böyle bir zulümden kurtulmak için terketmişindir. | Open Subtitles | فى الغالب أنكَ غادرتَّ بلدك لتهرب فقط هذا النوع من الإضطهاد |
| Ailelerimiz bu ülkeye gelmişler zulümden, sefaletten ve açlıktan kaçarak. | Open Subtitles | والدينا أتيا إلى هذه الدولة هربوا من الإضطهاد والفقر والجوع |
| Ailelerimiz bu ülkeye gelmişler zulümden, sefaletten ve açlıktan kaçarak. | Open Subtitles | والدينا أتيا إلى هذه الدولة هربوا من الإضطهاد والفقر والجوع |
| Bir yıl önce, Peder Avila, bütün insanlığı zulümden kurtarmayı vaat eden çok büyük bir sırla birlikte, Yeni İspanya ormanlarından geri döndü. | Open Subtitles | من عام مضى ، الأب ابيلا عاد من غابات أسبانيا الجديدة بسر عظيم من الممكن ان يحرر البشرية من الطغيان |
| Kısaca, kendimizi bu zulümden kurtarmış olduk. | Open Subtitles | وأخيرًا لقد حررنا أنفسنا من الطغيان |
| Avrupa'da olduğu gibi, kurt bir kaçak haline gelmiş, ...sadece zulümden uzak yerlerde hayatını sürdürebilmekteydi. | Open Subtitles | كالحال في أوروبا، أصبحت الذئاب طريدة تعيش فقط في أماكن بعيدة جداً عن الإضطهاد |
| Zulme maruz kalan insanlar olarak, zulümden kaçtılar. | Open Subtitles | هربوا من الإضطهاد من الناس أن يضطهدوا. |
| İnsanları zulümden kurtarmak için kendilerini ve tekniklerini geliştirdiler. | Open Subtitles | ... وقد حصلوا علي قوة وحماية . ليُحرروا الناس من الإضطهاد |