| Ergenliğe girmeden onu göreceğim için mutluyum bilirsin, şu sakarlıklar ve yalpalamalar. | Open Subtitles | يسعدني أن أتمكن من رؤيته قبل أن يبلغ الرشد ويصبح صعباً ومتقلباً. |
| böylece, nasıl büyüdüklerini, neye ihtiyaç duyduklarını ve yüzeyde nasıl yaşadıkları üzerine çalışabileyim. | Open Subtitles | حتى أتمكن من معرفة كيفية نموها, وماتطلبته لذلك و كيف عاشت على السطح |
| O kadar kötü bir gündü ki hiçbir işimi yapamadım. | Open Subtitles | لقد مررت بيوم فظيع لم أتمكن من انجاز أي شيء |
| Ne kadar denersem deneyeyim, onları asla bir klima almaya ikna edemedim. | TED | وعلى الرغم من محاولتي بأقصى، أقصى ما يمكن، لم أتمكن أبدًا من إقناعهما بشراء واحد. |
| Rehabilite olduktan sonra bile, en ufak bir iş bulamadım. | Open Subtitles | حتى بعد أن شفيت لم أتمكن من الحصول على شيء |
| ona vurmaya devam etmek niyetinde değildim, ama işim bittiğinde, kolumu kaldıramadım. | Open Subtitles | لم أكن أنوي قتله، لكن عندما انتهيت لم أتمكن من رفع ذراعي |
| Bir daha sizden öğlen yemeği alamama fikrinden bile nefret ediyorum. | Open Subtitles | سأكره الأمر لو لم أتمكن من شراء وجبات غدائك بعد اليوم |
| Dedim ya, hangi kadının gerçek aşkım olduğunu hiç bir zaman bilemeyeceğim. | Open Subtitles | لقد قلتُ بأني لن أتمكن من معرفة أكثر فتاة أحببتُها حتى النهاية |
| Dün gece beni aramıştı. onu geri aramaya fırsatım olmadı. | Open Subtitles | لقد قامت بالأتصال بي و لم أتمكن بالأتصال بها |
| Eğer onu hemen bulamazsam çok önemli bir konferansı kaçıracak. | Open Subtitles | إاذا لم أتمكن من إيجادة قريبا سيفقد مؤتمر هام جدا |
| Ya kampa gider ve bir daha onu asla öpemezsem? | Open Subtitles | ماذا لو ذهبت هى للتخييم وأنا لم أتمكن من تقبيلها؟ |
| onu tuzağa düşürmek için. Çünkü Manuel yıllardır bu pisliğin içinde. | Open Subtitles | حتى أتمكن من الإيقاع به لأنه كان شرطياً فاسداً منذ سنوات |
| U.S.B. onların ağında açık bir kapı bırakacak böylece ben de alarmlarını kapatabileceğim. | Open Subtitles | اليو إس بي سيثبت المخترق في شبكتهم حتى أتمكن من إطفاء إنذاراتهم الخارجيه |
| Uzun lafın kısası, herkes kendi kalori değerini takip edip bana rapor edecek böylece ben de değerleri özel dosyama kaydedeceğim. | Open Subtitles | إذن في الأساس على الجميع أن يحفظ بسجل لحساب سعراته الحراريه ويرفعها كتقرير إليّ حتى أتمكن من وضعها في مجلدي الخاص |
| Yenilendiğinde bana tekrar gel ki kızlığını ikinci kez alayım. | Open Subtitles | وترْجعين إلي متجدّدَةً بحيث أتمكن من فض بكارتك من جديد |
| Fransız hükümeti tarafından en yüksek sivil onura layık görüldüm, ki bu sıfatı şimdiye kadar telaffuz edemedim. | TED | لقد منحت أعلى وسام شرف مدني من قبل الحكومة الفرنسية، و الذي لم أتمكن على الإطلاق من نطق اسمه حتى الآن. |
| Çünkü size gelip senin telefonunu kullanmak için iyi bir bahane bulamadım. | Open Subtitles | لأني لم أتمكن من الإتيان بعذر وجيه للخروج من المنزل واستخدام جوالك |
| Reddetmedim. ona sadece kendim bir göz atana kadar beklemesini söyledim. | Open Subtitles | لا,أنا فقط طلبت منه الانتظار حتى أتمكن من التحقق من الأمر |
| O odaya girip de ikinizi yerde baygın yatarken gördüğüm o anın tekrar gözümde canlanmaması biraz zaman alacak. | Open Subtitles | لا لكن يلزمني عدة أيام قبل أن أتمكن من دخول تلك الغرفة بدون أن أراكما فاقدي الوعي على الأرض |
| Öyle olmuş olsa bile operatöre nerede olduğumuzu söyleme fırsatım olmadı. | Open Subtitles | حتى إذا ما كان هذا صحيحا فأنا لم أتمكن من إبلاغ عاملة التشغيل عن مكاننا |
| Ateş edebileyim diye seni bir kenara savuran adam, işte baban oydu. | Open Subtitles | الرجل الذي أبعدك عن الطريق لكي أتمكن من إطلاق النار هو والدك |
| Sana artık yardım edemem. Beni duyup duymadığını bilmiyorum... ama ben... | Open Subtitles | لن أتمكن من مساعدتك بعد الآن لا أعلم اذا بأمكانك سماعي |
| Bu yüzden sırt çantası gibi takabileceğim giyilebilir bir duvar yaptım. | TED | لذا قمت بعمل جدار ملبوس بحيث أتمكن من إرتداؤه كحقيبة الظهر. |
| Umuyorum ki, bu durumun çok hücreli yaşamın başlangıcı olduğuna sizleri de ikna edebilirim. | TED | ما أرجوه هو أن أتمكن من اقناعكم هو هذا الإكتشاف عن العمل بتعدد الخلايا. |