Onu bu dünyada ki herşeyden daha çok sevdim, dedektif. | Open Subtitles | لقد أحببتها أكثر من أي شئ بالوجود يا حضرة المحققة |
Hiçbir erkek, benim onu sevdiğim gibi bir kadını sevmemiştir. | Open Subtitles | لم يحب أي رجل امرأة قط بالطريقة التي أحببتها فيها |
Sonra bu düğmeleri buldum ve düğmeleri kazağın üstünde gördüğüm an ona Bayıldım. | TED | ثم رأيت هذه الأزرار، وفي اللحظة التي كانت فيها الأزرار على السترة، أحببتها |
Yani ben onu seviyordum ve bunların hiçbiri bana etki etmez. | Open Subtitles | أعني، لقد أحببتها ولذلك لم يشكّل لي شيئاً من هذا مشكلة. |
Ama gerçek şuydu ki onu üzecek kadar çok sevmiştim. | Open Subtitles | لكن الحقيقة كانت أنني أحببتها أكثر من أن أتضايق من |
Ben beğendim, Kif. Zamanı bilmek istediğim her an kullanacağım. | Open Subtitles | أحببتها يا كيف, سأستخدمها كلما أردت معرفة الوقت |
Uzun süre Gotham'da yaşamadım, ...ama şimdiden doğma büyüme buralıymışım gibi sevdim, sahiplendim. | Open Subtitles | لم أعيش فى جوثام لفترة طويلة لكننى بالفعل أحببتها وكأننى قد وُلدت بها |
Şarkıyı çok sevdim ve orada yer alabileceğimi düşündüm | TED | أحببتها فقط، و اعتقدت أن باستطاعتي وضع نفسي هناك. |
Onu sevdim. Ona hep verdim... Ona bir sürü ıvır zıvır verdin baba. | Open Subtitles | لقد أحببتها و أعطيتها كل شئ أشياءا يا ابى ، أعطيتها أشياءا |
Bugün sevdiğim kızın geçmişe gönderildiğini, ve 150 yıl önce öldüğünü öğrendim. | Open Subtitles | اليوم وجدت إبنتي التي أحببتها أعيدت إلى الماضي وماتت منذ 150 سنة |
Ama seninle geçirdiğim her günde, sende sevdiğim küçük şeyler buldum. | Open Subtitles | لكن مع كل يوم أمضيته معك وجدت أمور صغيرة أحببتها بك |
Değildim zaten. sevdiğim kadın bir kabirde kapalı kalmıştı. 100 yıl boyunca çıkmayacaktı. | Open Subtitles | بلى، فمَن أحببتها زُجّت في مقبرة، ولم تخرج منها إلّا بعد 100 عام. |
Onlara evet dedim bile. Görür görmez buraya Bayıldım. | Open Subtitles | لقد وافقت بالفعل اننى أحببتها لحظة أن رأيتها |
Yani, Eric oraya Bayıldım. | Open Subtitles | أعني ، إريك أحببتها ، وحين كنت أسوق عائدة للمنزل |
Teşekkürler, canım. Bayıldım! | Open Subtitles | شكراً لك حبيبي لقد أحببتها لقد أحببتها لقد أحببتها |
Onu seviyordum çünkü o çok kibar ve güzel ve canlıydı ve tüm benliğiyle "ben varım" diyordu. | Open Subtitles | لأنني أحببتها كثيرا أحببتها لأنها كانت رقيقة للغاية وجميلة وحيوية |
Mükemmel biriydi. Güzeldi. Onu sevmiştim. | Open Subtitles | هي كانت جميلة و رائعة أحببتها وبعد ذلك ماتت |
beğendim ve diğerlerine göstermek için sabırsızlanıyorum. | Open Subtitles | أحببتها لا استطيع الإنتظار لؤريها إلى رفاقي |
Orası ilk aşık olduğum kadının aşkıma karşılık verdiği yer. | Open Subtitles | هناك حيث أخبرتني أوّل امرأة أحببتها قطّ أنّها تبادلني الحبّ. |
O kadar uzun süre sevdiğin birinin evlenmesini görmek zor olmalı. | Open Subtitles | لا بد أنه من الصعب رؤية فتاة أحببتها لفترة طويلة تتزوج. |
Tabii, ta ki insider trading'den yapıp hapse girinceye kadar ben de severdim. | Open Subtitles | أجل ، لقد أحببتها حتى دخلت إلى السجن بسبب نشاط أسهم غير شرعي |
Hayır, onu senden daha çok seviyorum. Yani artık onun için çalışıyorum. | Open Subtitles | لا ، أحببتها أكثر منك ، لذا من الآن فأنا أعمل لديها |
Savaş varmış yokmuş Umurlarında olmaz, Beğendin mi? | Open Subtitles | في الحرب والسلام .. لا يهم هل أحببتها ؟ |
Ondan biraz ilerde oturuyordun. Onu sevdin ama o ilgilenmedi. | Open Subtitles | كنت تسكن بجانبها, بعد خمس بنايات منها و لقد أحببتها, ولكنها لم تهتم |
Nefret etsen bile, yalandan da olsa çok sevdiğini söyleyeceğine söz ver. | Open Subtitles | لذا ، عدنى بأنك ستقول لى أنك أحببتها أذا لم تعجبك |
Evet, sevdiğimi düşündüğüm kız arkadaşım yalan söyledi ve tüm paramı çaldı. | Open Subtitles | نعم، حسنا، وجود فتاة ظننت أنني أحببتها تكذب علي وتسرق كل أموالي. |
Şunu söylemeliyim ki bazen hoşuma gidiyordu ve harikaydı, ama öte yandan, kendimi kollamak için yalnız bırakılmış gibi hissediyordum. | TED | ولا تسيؤا فهمي، أحببتها أحياناً، وكان حبي لها كبيرًا، ولكن في أوقات أخرى، أحسست بأنني تُركتُ وحيدة لأدافع عن نفسي |