| Ben, Dul eşin macerasında çok başarılı olacağını düşünüyorum. | TED | واظن ان أرملته سوف تكون ناجحة جداً في تحقيق مبتغاها |
| Onun Dul karısından kendinin satılıcağını duyunca Harriet sevdiği herkesten satılacağını düşündü. | TED | عنما خططت أرملته لبيع العبيد لديها، خشيت هاريت أن بيعها سيتسبب بإبعادها عن كل من أحبت. |
| İnsanın kendi Dul karısıyla sevişmesi hiç de eğlenceli değildir. | Open Subtitles | فليس من الممتع أن يمارس المرء الحب مع أرملته |
| Sizinle Koca Baba'nın dilinden konuşacağım. Ben onun karısıyım, dulu değilim. Anlaşıldı mı? | Open Subtitles | اننى أتكلم الان بلغة الأب الكبير اننى زوجته و لست أرملته |
| Onu zamanında Dul eşine vermek için yakmayı düşünmüyorsun herhalde. | Open Subtitles | لا يمكنك أن تضع حرقه في إعتبارك في الوقت المحدد لتسلمه إلى أرملته |
| Hortensio, basbayağı korku bu! Dul hatuna bak sen! | Open Subtitles | أنا أؤمن إن ، هورتنشيو يشعر الخوف من أرملته. |
| İçimden bir ses Dul karısının kocası için hüzünlü bir şarkı çalınmasını isteyeceğini söylüyor. | Open Subtitles | أمّا أنا فسأقوم بدفع أرملته لقبول تقديم أغنية حزينة عن إنجازاته المالية |
| Onun Dul eşi gibi hissediyorum çünkü, sahip olduğu herşey, uğruna çalıştığı herşey, sonuçta bana kaldı. | Open Subtitles | اشعر بأني مثل أرملته لأن كل ما كان لديه وكل وما قام به تركه لي |
| Genç Dul eşi lisede fen öğretmeniymiş. | Open Subtitles | أرملته الشابة كانت مدرِّسة العلوم في المدرسة الثانوية. |
| Sen adamı hapse attıktan birkaç ay sonra ölür Dul karısı ve çocukları da birkaç yüz bin dolarlık tazminatı alır. | Open Subtitles | ستزجُّون به في السجن لشهر, ثم يموت و يحصل أولاده و أرملته على بضعة ألالآف من الدولارات |
| Dosyanızda o ve Dul eşinin adı sıkça geçiyor. | Open Subtitles | تم ذكر اسمه في ملفك بشكل مكثف وكذلك اسم أرملته. |
| Craig Hill'in Dul karısı vur kaç sırasında onun yanında olduğunu söylüyor. | Open Subtitles | أرملته تقول أنه كان هناك وقت حادثة الاصطدام |
| Eminim Dul eşi de geldiğiniz için minnettardır. | Open Subtitles | لهذا إتصلنا بك وأنا واثق أن أرملته سوف تسعد بهذا |
| Adam neredeyse iki yıldır ölüymüş Dul karısı eşyalarını bir depoya koymuş. | Open Subtitles | بالتأكيد الرجل مات منذ سنتين أرملته كانت تحتفظ بكل شيء بالمخزن |
| Thompson'ın Dul eşi. Altı ay sonra tekrar evlenmiş, Drew kaldırıma çarptıktan-- - Yani çarpmadıktan sonra. | Open Subtitles | أرملته , تزوجت بعده بستة أشهر وضربت أقصد لم تضرب الرصيف |
| Sizinle Koca Baba'nın dilinden konuşacağım. Ben onun karısıyım, dulu değilim. Anlaşıldı mı? | Open Subtitles | اننى أتكلم الان بلغة الأب الكبير اننى زوجته و لست أرملته |
| - dulu yardım isteyecek diye buna engel olmanıza izin vereceğimizi düşünebiliyor musunuz? | Open Subtitles | -لاتستطيع التخيل من أننا سنسمح لك بأن تمنع حدوث هذا في حال أن أرملته أرادت الإعانه؟ |
| Artık dulu... | Open Subtitles | - الآن، أرملته. |
| Dul eşine borçtan ve başarısız bir madenin hisselerinden başka bir şey bırakmadı. | Open Subtitles | ترك أرملته مُعدمة سوى من الديون و أسهمٍ بمنجمٍ فاشل. |
| Görüntüleri eşine geri ver. | Open Subtitles | أعد الفيلم إلى أرملته |
| Bunları eşine de söyle. | Open Subtitles | أخبر أرملته بما قلته |