| -Hayır. Baban bana kaseti gösterdi. | Open Subtitles | والدكِ أطلعني على شريط الفيديو الخاص بكِ |
| Meslektaşım bana MR'larınızı gösterdi, ve kötü durumdasınız. | Open Subtitles | زميلي أطلعني على تقارير فحص الدماغ تبدو بحالة سيئة |
| Bir şey duyarsan bana haber ver, çünkü bunu yapanı enseleyeceğim. | Open Subtitles | إن سمعت بأي شئ أطلعني لأنني سأقبض على من فعل هذا |
| Evet, biliyorum. Yarın beni haberdar et, olur mu? | Open Subtitles | أجل ، أعرف أطلعني على هذا غداً ، موافق ؟ |
| Fakat beni tamamen bilgilendirdi. | Open Subtitles | {\pos(190,200)}. ولكنه أطلعني على الأمر كلياً |
| - Durum hakkında beni bilgilendirsene. | Open Subtitles | أطلعني على الجديد. |
| İşimi yapmama izin vermeye hazır olduğunda bana haber verirsin. | Open Subtitles | لذا، عندما تكون مستعدّاً لتركي أقوم بعملي، أطلعني |
| Ama kısa bir süre sonra beni aradı ve bana bazı videolar gösterdi. Videolarda... | Open Subtitles | لكن بعد وقت قصير، اتصل بي و أطلعني على بعض مقاطع الفيديو |
| Evet, son yolculukta etrafı bu adam gösterdi. | Open Subtitles | أجل، الرحلة الأخيرة، هذا الرجل أطلعني على الأرجاء. |
| Bana bunu gösterdi. İş mail adresine geldiğini söyledi. | Open Subtitles | لقد أطلعني على هذا، يقول إنه أرسل له على بريده الإلكتروني الخاص بالعمل |
| Hayır, bana fotoğraflar gösterdi. Senin fotoğrafların olmalı. | Open Subtitles | لا، لقد أطلعني على الصور، لابد أنها صورك |
| Horatio ev ilanındaki potansiyel cinayet aletini gösterdi. | Open Subtitles | هوريشيو " أطلعني على أحتمالية " سلاح الجريمة من ملصق المنزل |
| O konuda endişelenme. Bir sonrakinde bana haber ver. | Open Subtitles | اسمع، لا عليك، أطلعني في المرّة المقبلة فحسب |
| Aramam. Çocuğun durumunu her gün haber ver bana. | Open Subtitles | لن أفعل فقط أطلعني على مستجدات حالته الصحية |
| Senin için yapabileceğim bir şey olursa bana haber ver. | Open Subtitles | ...لذا, فكما تعلم أطلعني إن كان هناك ..أمر يمكنني فعله لأجلك أي شيء بالمرة |
| Beklemede kal. Beni dakikadan dakikaya haberdar et olur mu? | Open Subtitles | ابق على أهبة الاستعداد أطلعني على المستجدات فور ورودها |
| - Belki biraz daha fazla. - Peki, beni haberdar et. | Open Subtitles | وربما مدة أطول حسنا أطلعني على المستجدات |
| Beni haberdar et. | Open Subtitles | أطلعني أول بأول |
| Ajan Kramer bizzat gelemediği için üzgün fakat beni tamamen bilgilendirdi. | Open Subtitles | يعتذر منك العميل (كرايمر) لعدم . تواجده ، ولكنه أطلعني بكامل التفاصيل |
| Vekilim son konu hakkında beni bilgilendirdi. | Open Subtitles | نائبي أطلعني على آخر الأحداث. |
| Zirveye vardığımızda Weller, Marconi konusunda beni bilgilendirdi. | Open Subtitles | (عندما وصلنا إلى المُؤتمر ، أطلعني (ويلر) على هوية (نيكو ماركوني |
| Tamam, pekala bir değişiklik olursa haber verirsin. | Open Subtitles | جيّد , حسناً , أطلعني على التطوّرات |