| Eski bir kutuyu kazıp çıkarmaktan daha iyi şeylerim var. | Open Subtitles | عِنْدي أشياءُ أفضلُ لتَعمَلُ مِنْ الحفرِ فوق بَعْض الصندوقِ القديمِ. |
| Bir patlamayı, kaza gibi göstermeyi herkesten daha iyi biliyor. | Open Subtitles | أنهُ يعلم أفضلُ من غيرهِ كيفية صنع أنفِجار ليبدو كحادثةً |
| Annelik taslamana gelince bir kedi bile, senden daha iyi bir annedir. | Open Subtitles | أما بالنسبة لأحاسيسك بالأمومة فإن القطة أماً أفضلُ منكِ |
| Bay Min. Burada en iyi iş oyuncak makinelerinde var. | Open Subtitles | سيد سوه, أتعلم بأنّ ألة المخلب هي أفضلُ التجاراتِ هُنا. |
| Benim için önemli olan, kimin Mikey için en iyi olduğu. | Open Subtitles | الشيء الوحيد الذي يَهْمُّ لي الذي أفضلُ لميكي. |
| Ancak onlarla yatacaksam sarhoş olmayı tercih ederim. | Open Subtitles | لكن عندما أفعلُ ذلك أفضلُ أن تُسكبَ علي البيرة |
| Bazen, sabahleyin temiz bir sayfa açmak daha iyidir. İyi geceler çocuklar. | Open Subtitles | أحياناً هو أفضلُ لبَدْء جديدِ في الصباحِ. |
| Ama daha iyi ihtimallerim olmalıymış, dedi. | Open Subtitles | لَكنَّه قالَ بأنّني بالتأكيد وجدت فرصا أفضلُ |
| daha iyi bir gelecek için kendi kendimizi güçlendirmeliyiz. | Open Subtitles | نحن يَجِبُ أَنْ نَقوّي أنفسنا لِكي يكون لنا مستقبلُ أفضلُ |
| Chandni Chowk'da yaşamak daha iyi olmaz mıydı? | Open Subtitles | لا هو كَانَ أفضلُ أنْ الحياة في ساحة جاندي أفضل من ذلك |
| Ve, ümit ediyorum ki TV'de göründüğümden daha iyi göründüğümü söylersiniz. | Open Subtitles | ثمّ، على أمل، أنت سَتَقُولُ أَنا أفضلُ المظهرُ مِنْ أَظْهرُ على شاشة التلفزيون. |
| Bunun nedenlerini kendisi benden daha iyi açıklayacaktır. | Open Subtitles | قال انه سيكون قادرا على شرح الأسباب أفضلُ مني |
| Yani, kendi başlarına yapacaklarına bize gelmeleri daha iyi, değil mi? | Open Subtitles | أَعْني، هو أفضلُ يَجيئونَ إلينا مِنْ أحد هذه إصنع بنفسك طرق. الحقّ؟ ماذا قادم؟ |
| İnsanları tanımlaması ve işlerin yürüyüş şeklini anlatması hapishane hakkında yazılmış okuduğum en iyi kitaptı. | Open Subtitles | تعلَم، الطريقة التي يصفُ بِها الأشخاص و طريقة مُضي الأشياء إنهُ أفضلُ كتابٍ عن الحياة في السجن قرأتُه من سنوات |
| Hayır ama en iyi bilim adamlarımız üzerinde çalışıyor. | Open Subtitles | ليس بعد، لَكنَّ أفضلُ علمائُنا يعملون عليه |
| Elimden gelen en iyi şey, o alçakları vurmak olur, Charlie. | Open Subtitles | ،نعم، حسناً أفضلُ ما أستطيعُ فِعلُه هو أن أقتُلَ أولئكَ الحقيرين يا تشارلي |
| Bize verilen zamana bakarsak bence en iyi seçeneğimiz bu. | Open Subtitles | نظراً للوقتِ المُتاح أمامنا، أظنّ هذا هو أفضلُ خيار |
| Yangını söndürmenin en iyi yolu oksijensiz bırakmaktır. | Open Subtitles | أفضلُ طريقةُ لإخماد الحريق هو عن طريق حرمهُ من الأوكسجين |
| Yola odaklanmanı tercih ederim. | Open Subtitles | أفضلُ بأن تركزَ جل إنتباهكـَ على القيادة |
| Güzel anıların hayaletlerinin yaşaması, kötü olanların yaşamasından daha iyidir. | Open Subtitles | هو أفضلُ لكي يُطاردَ بأشباحِ الذكريات الجيدةِ مِنْ أشباحِ الواحدِ السيئةِ. |
| Bütün bunların içinde en güzel şey ne biliyor musun? | Open Subtitles | أتَدري ما هوَ أفضلُ شيءٍ في الأَمرِ كُلِه؟ |
| Üniversite okula gitmiyorken çok daha güzel. | Open Subtitles | الكُلية أفضلُ بكثير دون دراسة هانحنُ ذا، ننطلق |
| Sana başka bir şey daha söyleyeyim. Ben o işte senden daha iyiyim. | Open Subtitles | وأودُ أن أخبرُك شيئاً، أنا أفضلُ منك بالجنس |
| - Yapabildiğinin en iyisi bu mu? | Open Subtitles | أهذا أفضلُ ما يُمكنُكَ فعلهُ ؟ |
| - Yaşlı zengin koca isteyen kızlardan daha iyisin. | Open Subtitles | أنتِ أفضلُ بكثير من الفتيات اللاتي يُلاحقنّ العجائز الأثرياء. |