| Bir tanesini alırsan, oyun herkes için daha eğlenceli hâle gelir. | Open Subtitles | إذا إستعنتِ بأحدهم ، لربما سوف تصبح المباراة أكثر متعة للجميع |
| Şey, o benden üç şey istedi ve istedikleri kulağa daha eğlenceli geliyordu. | Open Subtitles | نعم، حسنا، طلبت مني إلى القيام بثلاثة أشياء وأنها بدت طريقة أكثر متعة. |
| Fakat tabi ki, bence dünyayı kurtarmanın sırrı, merhametin sırrı, aslında daha eğlenceli olmasıdır. | TED | ماهي الفضيلة ؟ ولكن بالطبع, اعتقد ان الحل لانقاذ العالم, الطريق للتعاطف هو أنه أكثر متعة |
| Sadece daha zevkli, çünkü ezberlemen gereken satırlar yok. | Open Subtitles | عدا أنه أكثر متعة لأنه ليس هنالك نصاً لحفظه |
| Peter Hirshberg: İnternet mi TV mi daha eğlenceli? | TED | أيهما أكثر متعة ؟ الإنترنت أم التلفاز ؟ |
| Ben de şansımı daha eğlenceli birşeyler yazmakta denemeye karar verdim. | TED | لذا فقد قررت محاولة شيئاً ما أكثر متعة. |
| Soğuk yemekler getirttim. Kendi servisimizi yapmak daha eğlenceli. | Open Subtitles | لقد أمرت بعشاء بارد حتى نتمكن من خدمة أنفسنا, هذا أكثر متعة ألا توافقينى الرأى؟ |
| Hayal kırıklığına uğradım. Daha zorlu olmasını beklerdim. Gelecek elemenin daha eğlenceli olacağını umarım. | Open Subtitles | إنّي مُحبط، لقد توقّعتها أكثر صعوبة، أحزر أن المرحلة القادمة ستكون أكثر متعة. |
| Evet, ona ne yapacağını söylemek daha eğlenceli. | Open Subtitles | نعم، وانه أكثر متعة الآن لأنه يفعل ما أقول له. |
| Bu gazı içimize çekmeye izin verilse daha eğlenceli olacaktı. | Open Subtitles | و سيكون هذا أكثر متعة إذا سمحنا لهم بالاستنشاق |
| En iyi kısmı bu. Bundan daha eğlenceli ne olabilir ki? | Open Subtitles | هذا أفضل جزء ما الذي تراه أكثر متعة من هذا؟ |
| Hayır, böyle daha eğlenceli olur diye düşündüm. | Open Subtitles | لا، أنا اعتقد انه سيكون أكثر متعة بهذه الطريقة. |
| Bu Beyaz Saray'da oynadığımdan bile daha eğlenceli. | Open Subtitles | هذا أكثر متعة مِن عندما مثلت في البيت الأبيض |
| Bazen çocukken doğru yolu seçmek çok zordur, yanlış olan yol, başta daha eğlenceli görünür. | Open Subtitles | بعض الأحيان عندما تدفعين الشخص إلى طريق واحد الطريق الأخر سيبدو أكثر متعة |
| Doğru, ve eğer daha eğlenceli parti ilginizi çekiyorsa tüm bilgiler daha parlak renkli ilanda yazıyor. | Open Subtitles | صحيح, وإذا أنت مهتماً بالحفلة التي فيها طرق أكثر متعة كل المعلومات يمكنك أن تجدها هنا على نشرتنا الأكثر سطوعاً وألواناً |
| Aslında annesinin yaptığından çok daha eğlenceli şeyler bulmalıyım. | Open Subtitles | مثاليّاً، أكثر متعة بكثير ممّا تفعله أمّها معها |
| Bu akşam her şeyi daha eğlenceli ve gerçekçi yapmak adına galiba sana Markiz diye hitap edeceğim. | Open Subtitles | حسناً ,لجعل هذه الأمسية أكثر متعة أظنني سأسميك بــ المركيزة |
| Bana göre aktarma alanı, yurt dışına çıkmaktan daha zevkli. | Open Subtitles | بالنسبة لي منطقة الترانزيت أكثر متعة من السفر للخارج |
| Maaş daha yüksek, yapacağınız iş de daha ilginç olacak. | Open Subtitles | ستحصلين على دفعة أكبر وعلى المدى البعيد سيكون العمل أكثر متعة. |
| Kıçınızın krallar tarafından öpülmesi çok eğlenceli. | Open Subtitles | المسألة أكثر متعة من تقبيل مؤخرتك بشكل مَلكيّ |
| Diğeri ise çok daha hoş bir seçenek. | Open Subtitles | والآخر أكثر متعة |
| Ben hep kız arkadaşımla dans ederdim. | Open Subtitles | ولكنها أكثر متعة |
| Onu öldürmek, bekaretimi onunla kaybettiğimde hissedeceklerimden çok daha eğlenceliydi. | Open Subtitles | قتله كان أكثر متعة من أن أقيم علاقة معه |
| Gerçek birazcık karmaşık olabilir ancak göründüğünden çok daha ilgi çekici. | TED | والحقيقة قد تكون أكثر تعقيداً بقليل، لكنها بالتأكيد طريقة أكثر متعة. |
| Bir iddianın her şeyi daha eğlenceli hale getirmesi müthiş, değil mi? | Open Subtitles | مذهل؟ كيف أنّ المراهنة تجعل أيّ شيء أكثر متعة |