| Kurtları şehre getirmenin yasak olduğunu biliyorsun, değil mi? | Open Subtitles | أنت تعرف أنه ليس قانونيا أن تحضر كلب الى البلدة؟ |
| Nasıl olduğunu biliyorsun. Tamam, görüşürüz! Yarın görüşürüz. | Open Subtitles | أنت تعرف أنه كذلك، حسناً مع السلامة، سأراك غدا |
| Benim eski bir arkadaşım olduğunu biliyorsun, değil mi? | Open Subtitles | أنت تعرف أنه صديق قديم لي , صحيح؟ |
| Cesedi yerde sürüklemek imkansız değildir, Biliyorsun ki. | Open Subtitles | أنت تعرف أنه ليس من المستحيل جر الجثة عبر الأرض |
| Biliyorsun ki, birisinin telefonunu dinlemek... ..eğer o kişinin izni yoksa, yasadışıdır. | Open Subtitles | أنت تعرف أنه من غير الشرعى أن تسجل مكالمات الآخرين التليفونية بدون تصريح خاص |
| Bilirsin evlat, aslında bunu içmemem lazım. | Open Subtitles | أنت تعرف أنه لا ينبغي أن أفعل ذلك إنه سيء |
| Ama öyle olmayacağını biliyorsunuz. Onu bir hiç için feda ediyor olabilirsiniz. | Open Subtitles | ولكن أنت تعرف أنه لن يحدث وستكون التضحية به من أجل لا شيء |
| ♪ Doğru olduğunu biliyorsun hey hey hey ♪ | Open Subtitles | فونت كولور = "# FFFF00" ♪ أنت تعرف أنه صحيح أنت مهلا فونت كولور = "# FFFF00" ♪ |
| Onun sahtekar biri olduğunu ve sonunun yakın olduğunu biliyorsun. | Open Subtitles | أنت تعرف أنه فاسد وتعرف أنه سيسقط |
| Oranın, onlar için tek güvenli yer olduğunu biliyorsun. | Open Subtitles | أنت تعرف أنه أكثر مكان أمان لهم |
| Xander, tuzak olduğunu biliyorsun. | Open Subtitles | أنت تعرف أنه فخ |
| Valchek'in kızıyla evli olduğunu biliyorsun, değil mi? | Open Subtitles | أنت تعرف أنه متزوج من إبنة (فالتشيك) ، صحيح ؟ |
| Beyaz olduğunu biliyorsun, değil mi? | Open Subtitles | أنت تعرف أنه أبيض |
| - ...ağzına geleni söylemene... - Onun bir hırsız ve yalancı olduğunu biliyorsun. | Open Subtitles | ...تتفوه بفمك - أنت تعرف أنه كان لصاً وكاذباً - |
| Biliyorsun ki, birisinin telefonunu dinlemek... ..eğer o kişinin izni yoksa, yasadışıdır. | Open Subtitles | أنت تعرف أنه من غير الشرعى أن تسجل مكالمات الآخرين التليفونية بدون تصريح خاص |
| Biliyorsun ki böyle bir kız bir daha hayatlarımıza girmeyecek. | Open Subtitles | أنت تعرف أنه من الصعب أن نصادف فتاة مثلها في حياتنا مجددًا. |
| Biliyorsun ki, değişebilirim. | Open Subtitles | أنت تعرف أنه يمكنني التحول |
| Bilirsin evlat, aslında bunu içmemem lazım. | Open Subtitles | أنت تعرف أنه لا ينبغي أن أفعل ذلك إنه سيء |
| Bütün bölgenin madenlerini kaynaklar için çoktan çıkarmaya başladığını biliyorsunuz. | Open Subtitles | لذلك هو أمر واقع، ذلك الحين. أنت تعرف أنه بدأ بالفعل التعدين المنطقة بأسرها |