| Bizim hayatlarımızsa, nefesimizi o derinliğe geri dönmeye yetecek kadar nefes barındırmaz. | Open Subtitles | أن حياتنا القصيرة ما هي إلا أنفاس قبل أن نغوص فى هذا الحلم العميق المظلم من حيث لا يمكننا العودة |
| Sakin olmalısın! Şoka girmemen lâzım. Derin, düzenli nefes al. | Open Subtitles | إبقى هادئ, لا يمكنك أن تدخل في صدمه خذ نفسا عميقا, أنفاس محسوبه, و إبقى هادئ |
| Senin koca Amerikan aygırın nefes nefese kalıp yere yıkıldığında benim beyaz Appaloosa'm hâlâ dörtnala koşuyor olacak. | Open Subtitles | حصاني الأبيض سيظل قادراً على الركض عندما تنقطع أنفاس حصانك الأمريكي. |
| En iyi ilişkiler sabah nefesi ve tuhaf konuşmalardan uzak olandır. | Open Subtitles | أفضل مشاركة هي أنفاس الصباح الصافية مع المحادثات الغريبة |
| Zavallı son nefesler, hâlen kederle inliyorlar. | Open Subtitles | ، أنفاس صغيرة أخيرة لا تزال تتنهد تنهداتها |
| Ve annem son nefesini verirken tam zamanında gelip uyandırdılar | TED | كما علموا أن يحضروا ويوقظوني لكي أحضر أنفاس أمي الأخيرة. |
| Kimsenin nefesinin tükenmesini dert etmeyeceğimiz bir rutin düzenleyeceğim. | Open Subtitles | وسوف أصمم رقصة جيدة بدون القلق حول إنتهاء أنفاس أي أحد، |
| Şimdi arkadaşlar, sigaranızdan 3 nefes alın. | Open Subtitles | الأن يا أصدقائي, خُذوا ثلاثة أنفاس من هذه السجائر |
| Güzel bir tavsiye veriyorum üç derin nefes al ve bir sonraki söyleyeceğin şeyi iyice düşün. | Open Subtitles | إليك نصيحة صغيرة.. خذ 3 أنفاس عميقة، ثم راجع ماستقوله بالقادم. |
| Bana babamın nefes kokusunu hatırlattı. | Open Subtitles | ،رائحة أنفاس أبي عندما كنت صغيرة هذا ما أتذكره |
| Ve böyle bir günde, ilk defa nefes aldım. | Open Subtitles | في مثل هذا اليوم تنفست أنفاس الحياة أول مرة |
| Derin ve arındırıcı bir nefes. Sadece şu ana odaklan. | Open Subtitles | إنها أنفاس تنقية عميقة فقط ركزي على الحاضر |
| Bazen üç kere derin nefes almak her şeyi değiştirir. | Open Subtitles | أحياناً ثلاثة أنفاس عميقة قد تغير كل شيء |
| Güzel bir tavsiye veriyorum üç derin nefes al ve bir sonraki söyleyeceğin şeyi iyice düşün. | Open Subtitles | إليك نصيحة صغيرة.. خذ 3 أنفاس عميقة، ثم راجع ماستقوله بالقادم. |
| Burnundan derin derin nefes almanı istiyorum. | Open Subtitles | أنا هنا. أريدكِ أن تأخذي أنفاس عميقة، اتفقنا؟ من خلال أنفكِ. |
| İlginç, çünkü bunun vücudunda "Şeytanın nefesi" vardı. | Open Subtitles | هذا مثير لأن هذا يمتلك أنفاس الشيطان في جسده |
| Her sabah kalktığımızda bebeğinin nefesi olacağıma söz veriyorum. | Open Subtitles | أعدكِ أن أكون أنفاس صغيرك عندما نستيقظ في كُل صباح. |
| Unutma, orası İngiltere. Uzun derin nefesler al yani. | Open Subtitles | والآن تذكر هذه "إنجلترا" لذا عليك أخذ أنفاس عميقة طويلة |
| Artık sonsuzluğun nefesini, evrensel kuralları veya... sevginin ışığını ne görüyor, ne de duyuyorum. | Open Subtitles | لم أعد أرى أو اسمع أنفاس السرمدية أو النواميس الشاملة أو نور الحب |
| İhtişamlı kılıç, ejderhanın nefesiyle yaratılmıştır ve iyi olduğuna kanaat getirir. | Open Subtitles | السيف العظيم أنسل في أنفاس التنين ووجده يمر بسهولة |
| Cep şişesinden nefesleri çıkarsa, tüm kurbanlar ölecek | Open Subtitles | لو خرجت أنفاس الضحايا من القارورة فسيموتون جميعاً |
| "Evrim dünyanın en derin nefesidir. Tekno-evrim, nefesinin kesilmesidir." | Open Subtitles | (التطور هو أعمق أنفاس الأرض الثورة التقنية هى أنفاس الإحتضار) |
| Araba kullanmandan ve viski kokan nefesinden de nefret ediyorum. | Open Subtitles | وأكره الطريقة التي تقود بها، وأكره أنفاس الويسكي السيء خاصتك. |