| Dediğine göre çok üzgünmüş. Onu aramalısın. | Open Subtitles | حسب كلامها، أنه مُحبط فعلاً عليكِ أن تتصلي به |
| Yani yaşama ihtimalini düşünerek... askerleri, acil servisi ya da o tip bir yeri aramalısın. | Open Subtitles | أعني لو أن هناك هناك احتمال أنه لازال على قيد الحياة، فلابد أن تتصلي بالسلطة العسكرية |
| Size uygun bir zamanda arayın demiştim ama onu boş verin. | Open Subtitles | أعلم أني قلت أن تتصلي في الوقت المناسب لكن انسي هذا |
| Polisleri arayın, şu ön tarafta fişleri kontrol eden adamı... | Open Subtitles | يجب أن تتصلي بالشرطة رجال الأمن الرجل في المقدمة الذي يتفقد الإيصالات أي رجل؟ |
| Sana net bir şekilde arayıp teyit et dememiş miydim? | Open Subtitles | ألم أقل لك بوضوح أن تتصلي و تأكدى الامر ؟ |
| Dilimizi öğrenince beni arayabilirsin. | Open Subtitles | يمكنك أن تتصلي بي عندما تتعلّمين اللغة الإنجليزية |
| Yani, onlar imkansızlaşırlarsa, beni aramanı istiyorum. | Open Subtitles | أقصد, إذا كانوا غير مُحتملين, أريدكِ أن تتصلي بي |
| Daedalus gitmeye hazır olduğu anda geçidi tuşlamanı istiyorum. | Open Subtitles | وأريدك أن تتصلي عندما تجهز الديدلوس للمغادرة |
| Pekâlâ, Audrey'in ofisiyle gizlice bağlantıya geçmeni istiyorum. | Open Subtitles | حسناً، أريدكِ أن تتصلي بمكتب (أودري) بسرية. |
| Murphy, belki de çok sert davrandın. - Onu aramalısın. - Arayamam Joe. | Open Subtitles | ميرفي ، ربما ردت فعلك كانت قويه يجب أن تتصلي عليه |
| Murphy, belki de çok sert davrandın. - Onu aramalısın. - Arayamam Joe. | Open Subtitles | ميرفي، ربما ردة فعلك كانت قويه يجب أن تتصلي به |
| Bunu alınca en kısa sürede beni aramalısın, tamam mı? | Open Subtitles | أريدك أن تتصلي بي حالما تصلك تلك المكالمة، إتفقنا؟ |
| Ne yapman gerektiğini biliyorsun. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği'ni aramalısın. | Open Subtitles | أوتدرين ما عليك فعله، يجب عليك أن تتصلي باتّحادّ الحقوق المدنية |
| Gündüzleri çalışıyor, o yüzden gece arayın. | Open Subtitles | و هي تعمل في النهار، لذا هل يمكنك أن تتصلي في الليل ؟ |
| Saat farklarını hesaplayamıyorum bu yüzden üçüncü dünya ülkesinden onu siz arayın. | Open Subtitles | بإمكاني أن أجد اختلاف التوقيت وبهذا يمكنكِ أن تتصلي به في دولة العالم الثالث |
| Ayrıca Başkanı arayıp köşkün ve yazlığın hazır olduğundan emin olmanı istiyorum. | Open Subtitles | وأريد أيضًا أن تتصلي بالخدم لتتأكدي أنهم جهّزوا المنزل وكذلك كوخ الشاطئ |
| Ya da her zamanki gibi anneni arayıp para isteyebilirsin. | Open Subtitles | أو بإمكانك دائما أن تتصلي بأمك و تسأليها عن المال |
| Dilimizi öğrenince beni arayabilirsin. | Open Subtitles | يمكنك أن تتصلي بي عندما تتعلّمين اللغة الإنجليزية |
| Benimle müzik falan konuşmak istersen arayabilirsin, arkadaşça bir şekilde. | Open Subtitles | يمكنكِ أن تتصلي بي إن أردتِ التحدث عن الموسيقى أو أي شيء .. على نحو ودي |
| Hiç, ama cidden hiç kendini bana ulaşamayacağın bir durumda bulursan Chad'i aramanı istiyorum. | Open Subtitles | إنك إن وجدت نفسك في أي وقت, وأعني أي وقت, في وضع لا تستطيعين فيه الإتصال بي, أن تتصلي بتشاد. |
| O kaltağı aramanı istiyorum, bu iş bitti. | Open Subtitles | أريد منكِ أن تتصلي بتلك السافلة. لا نريد منها معالجتها بعد الآن. |
| Daedalus gitmeye hazır olduğu anda geçidi tuşlamanı istiyorum. | Open Subtitles | وأريدك أن تتصلي عندما تجهز الديدلوس للمغادرة |
| Chloe, Oliver ve takımı ile bağlantıya geçmeni istiyorum. | Open Subtitles | كلوي، أريدك أن تتصلي ب(أوليفير)وفريقه |