| Daha da önemlisi, bu ışının gücü, fiziksel ya da kimyasal değişimlerden etkilenmiyordu, ve sadece elementin miktarına bağlı olarak değişiklik gösteriyordu. | TED | الأهم من ذلك هو أن قوة الإشعاع اعتمدت فقط على كمية العنصر، ولم تتأثر بالتغيرات الفيزيائية أو الكيميائية. |
| Matematiğin gücü genellikle bir şeyi başka bir şeye, geometriyi matematiğe dönüştürmek içindir. | TED | غالبا ما نجد أن قوة الرياضيات تتمثل في تغيير شيء ما إلى آخر، تغيير هندسة ما إلى لغة. |
| Ya adamın yaşam gücü, "chi"si, ...adı her neyse, gerçek adamın bir kopyasını alıp, ...kanser olarak değil de, yeniden üreme şeklinde gelişmişse? | Open Subtitles | ماذا لو أن قوة الحياة, تشي, ما تكن, حافظت على طبعة زرقاء للرجل الحقيقي نفسه, تسبب النمو السريع, ليس كالسرطان, لكن كاعادة للحياة. |
| Çünkü bir savaşçının gerçek gücünün kalbinden ve aklından kaynaklandığını unutmuşsun. | Open Subtitles | يبدو أنك نسيت أن قوة المحارب تنبع من لقبه وليس عقله |
| Bu Nihai Gücün gücünün bizi delirtmek olduğunu düşünmeye başlıyorum. | Open Subtitles | أنا بدأتُ أعتقد أن قوة القوة المطلقة ستقودنا إلى الجنون |
| Fakat büyük güçlerin büyük sorumluluklar getirdiğinin farkına vardık, lezzetli tatlıların lezzetli olduklarına emin olmak dahil. | Open Subtitles | لكننا وجدنا أن قوة عظمى جاءت مع مسؤولية كبيرة , بما في ذلك التأكد من وكان لذيذ لذيذ من الحلويات. |
| Barış gücü'nün iki hat arasında sıkışıp kalmış yaralı insanlar için hiç bir şey yapmadığı doğru mu? | Open Subtitles | هل لنا أن نفترض أن قوة الأمم المتحدة لن تفعل شيئا على الاطلاف لهولاء الجرحى والمحاصرين بين صفوف القتال |
| Bu gece bir kez daha gösterdik ki ulusumuzun gerçek gücü kollarımızdaki kuvvetten ya da zenginliğimizin derecesinden değil fikirlerimizin, demokrasi, özgürlük fırsat ve değişmez umudumuzun süre gelen gücünden geliyor. | Open Subtitles | ولكن مصيرنا مشترك الليلة نثبت ثانية أن قوة أمتنا الحقيقة لا تأتي من قوة أذرعنا أو مقدار ثروتنا |
| Bir kadının gücü güzelliğinde ya da gülüşünde değil aklındadır. | Open Subtitles | أنتِ تعلمين أن قوة المرأة ليست في جمالها أو ابتسامتها لكن في عقلها |
| Şiirin, aşkı yok edecek gücü olduğunu kim keşfetti acaba? | Open Subtitles | من كان يدري أن قوة الشعر يقضي على الحب |
| Şiirin, aşkı yok edecek gücü olduğunu kim keşfetti acaba? | Open Subtitles | من كان يدري أن قوة الشعر يقضي على الحب |
| Bir zamanlar biri bana demişti ki "Bir ilişkinin gücü, o ilişkiyi en az önemseyenin elindedir." | Open Subtitles | أخبرني أحدهم في ذات مرة أن قوة العلاقات تكمن في... ِ من يكترث أقل |
| Ya Facebook yarım trilyon değerinde dev bir yapı ve reklamlar bu sitede çalışmıyor, ikna mimarisi olarak faaliyet göstermiyor ya da etki gücü dehşet verici. | TED | إما أن "فيسبوك" هو خدعة عملاقة تزن نصف ترليون دولار والإعلانات لا تعمل على الموقع، وهي لا تعمل كهندسة إقناع، أو أن قوة التأثير لديه تشكل قلقاً كبيراً، |
| Ve ben de bunu bu görev gücünün dünyayı daha güvenli bir hale getireceğine içten inandığım için yaptım. | Open Subtitles | وتكيفت مع ذلك الأمر لإني أؤمن بشكل أصيل أن قوة العمل تلك تُساهم في جعل العالم مكان أكثر أماناً |
| Tek açıklama, galaksinin merkezinden uzakta bir yıldız için çekim gücünün azalmadığıydı. | Open Subtitles | والتفسير الوحيد هي أن قوة الجاذبية لم تضعف كلما يعدت النجوم عن مركز المجرة |
| Uchiha gücünün köy için kullanılabilmesi için bir yol çizdim sanıyordum. | Open Subtitles | اعتقدت بأنني رتبت الأمور ووجهتها على هذا النحو حيث أن قوة الأوتشيها ستُستخدم لمصلحة القرية |
| Yaşam gücünün kubbeden çıkmadığından emin olmamızın tek yolu bu. | Open Subtitles | إنها الطريقة الوحيدة لنتأكد أن قوة الحياة لن تخرج خارج القبة |
| Bir avukatının gücünün, büyük resmi görebilme becerisinden geldiğine inanıyorum. | Open Subtitles | أعتقد أن قوة المحامي تكمن في القدرة على رؤية الصورة الأكبر |
| Gözlem güçlerin işini rahatça görmene devam edecek. | Open Subtitles | -يبدو أن قوة الملاحظة تستمر بخدمتكِ بشكل جيد |
| Evin halini düşününce bazı şeytani güçlerin onları esir aldığını.. | Open Subtitles | ونظراً إلى حالة هذا المكان، فمن المنطقي أن نفترض أن قوة شيطانية ما... قد تغلبت عليهما، |