| Belki tamamen yeni bir grupla reklam çekebilirsiniz. | Open Subtitles | أعتقد أنه ربما إذا صورنا إعلانا جديداً ربما تستعين بمجموعة جديدة من الناس |
| Sen reklam yapmak istiyorsun ve sen de kimsenin inanmayacağı bir şey istiyorsun. | Open Subtitles | أنت تريد إنتاج إعلانا تجارياً وأنت تريد إنتاج فيلماً لن يُصدقه أحد |
| Siz çocuklar bana bir arkadaşı için reklam veren ve ölmeden önce o arkadaşını ve sikini yiyen Alman yamyamı hatırlatıyorsunuz. | Open Subtitles | أنتما تذكرانني بآكل لحوم البشر الألماني الذي نشر إعلانا للبحث عن صديق وبعدها التهمه والتهم عضوه الذكري قبل موته |
| Paramız yoktu, o yüzden küçük ucuz bir ilan verdik, hapishane hayatıyla ilgili bir çalışma için üniversite öğrencileri | TED | لم يكن لدينا المال، لهذا نشرنا إعلانا صغيرا رخيصا، طلبنا فيه طلبة جامعيين للتطوع لإجراء دراسة على حياة السجن. |
| Kiminizin duymuş olduğu ya da daha duymadığı gibi birkaç hafta önce ebay'e bir ilan koydum. | TED | كما البعض منكم سمع أو لم يسمع في الأسابيع الماضية، وضعت إعلانا في موقع إيبي |
| Galiba dükkanın camına motor için satılık ilanı asmıştı. | Open Subtitles | لقد طرح إعلانا عن دراجته. هناك عند نافذة المتجر. |
| Bir düşünün, en son ne zaman 85 yaşındaki bir ihtiyarın gülümsediği bir kola ya da bira reklamı gördünüz? | TED | فقط فكر، متى كانت آخر مرة رأيت فيها إعلانا لمشروب الكولا أو البيرة بأناس مبتسمين في سن الـ85؟ أبدا. |
| reklam şunu diyor ışınlamayı denemek için gönüllü insan arıyoruz fakat garanti vermiyoruz başarı olasılığımız %100 olabilir belki sadece %10 ya da %20 bahse girerim ki bir çok insan ışınlanan ilk insan olmak için atlayacaktır | Open Subtitles | إفترض أننا وضعنا إعلانا في الجريدة، لمجرد التسلية لمجرد التسلية وضعنا اعلانا في الجريدة يقول بأننا نريد اختبار انتقال جزيئي على الإنسان ومطلوب متطوعين |
| Nehirde bir reklam filmi çekiyoruz. | Open Subtitles | نحن نصور إعلانا بجانب النهر |
| Gazeteye reklam verdin mi? | Open Subtitles | هل وضعت إعلانا في الصحيفة؟ |
| Çünkü reklam tüm ülke çapında yayınlanacaktı ve "Ne olacak ki?" dedim. | Open Subtitles | ..لأنه كان إعلانا وطنيا، وكنت ... |
| Alison A ile Brookhaven'da görüşmek için belirli bir reklam seçti. | Open Subtitles | عرضت (أليسون) إعلانا مبوباً تناشد (اي) أن تقابلها في (بروكهيفن) فأجابت عليها |
| Ya da gazeteye bir ilan verebilirsin. | Open Subtitles | أو أن تضعي إعلانا في الصحف أو شيء من هذا القبيل |
| Bir süre önce Peaches adndaki bir dergiye ilan verdim. | Open Subtitles | منذ زمن بعيد... ووضعت إعلانا في مجلة بيتشز. |
| Sanki biri gazeteye ilan vermiş. | Open Subtitles | كما وأن شخصا ً ما وضع إعلانا ً في جريدة |
| - Dün akşam bir ilan yayınladım. | Open Subtitles | حسنا، إذن الليلة الماضية نشرت إعلانا. |
| RB:Aslında, bizim havayolu şirketi tam sayfa ilan yayınlayıp, Richard yapma, atlantiği geçmek için daha iyi yollar var, diyebilir. | TED | ر ب: فى الواقع, شركتي للطيران جاء عليها وقت و أعلنت فى صفحة كاملة إعلانا يقول أنت تعلم, "تعالى يا ريتشارد, هناك طرقا أفضل لعبور الأطلنطي. |
| Burayı ailem aldı, ama kredisini ödemek zorunda kaldım ve ben de internete kiralık oda ilanı verdim. | Open Subtitles | ولكن علي أن أدفع الأقساط لهذاوضعت إعلانا على الإنترنت من أجل الغرفة كان أول المجيبين للإعلان.. |
| Üzgünüm, gazetede ilanı görmüş. | Open Subtitles | انا اسف لقد رأى إعلانا في الصحيفة |
| Roswall 64 farklı reklamı mı kastetti, yoksa 4 aynı reklamı sayfa sayısıyla mı çarptı bu? | Open Subtitles | هل المدعي العام قصد 64 إعلانا مختلفا أو أربعة إعلانات مضروبة في مجموعة من الصفحات؟ |
| Çünkü bazen bir şeyi kendim bulduğumu sanıyorum ama sonra bir deterjan reklamı izlerken bir bakıyorum ki aslında oradan duymuşum. | Open Subtitles | لأنني أظن أحيانا بأنني اخترعت شيئا، وبعدها أشاهد إعلانا لمنتج تنظيف، وأكتشف أنه المكان الذي حصلت منه عليه. |