| Kendini öldürmek istiyorsan, git başka bir yerde yap! | Open Subtitles | إذا كنت تريد أن تنتحر، إفعل ذلك في مكان آخر |
| - İstersen üzerini boyayabilirim. - Evet, öyle yap! | Open Subtitles | بإمكاني أن أغطيها بالطلاء لو كان هذا ما تريده نعم , إفعل ذلك |
| Bunu yap ve söz veriyorum bir sonraki büyük projemin bir parçası olacaksın. | Open Subtitles | إفعل ذلك لي وأعدك أن تكون جزءً من مشروعي الكبير القادم. |
| Evet, bütün sorumluluğu alıyorum! yap! | Open Subtitles | نعم، أنا أتحمل كل المسؤولية إفعل ذلك فقط |
| Hemen yan odada; bunu yapmamız doğru değil. | Open Subtitles | ليس كذلك ياإيزي إفعل ذلك في الغرفة الأخرى |
| Yada yap, ama kendinle ilgili oyun oynayıp sonradan bu şekilde fikirler yürütme. | Open Subtitles | أو إفعل ذلك ، ولكنك لن تستطيع اللعب مرة أخرى ثانيا ، اعتبر نفسك |
| Sadece dönüp sana baktığında gözlerinle insanları korkutan şeyi yap. | Open Subtitles | فقط عندما يلتفت وينظر اليك, إفعل ذلك الشئ بعينيك عندما تريد إخافة الناس. |
| Bunu bir Galler şövalyesine yap bakalım o zaman gülecek misin. | Open Subtitles | إفعل ذلك بفارس ويلزي لترى ان كنت ستظل تبتسم. |
| Birbirimize göz kulak oluruz. Bunu benim için yap. Hayır. | Open Subtitles | نحن نهتمّ لبعضِنا البعض , إفعل ذلك لأجلي |
| Tamam, yap gitsin ve bilgisayar kartlarını al. | Open Subtitles | مفهوم، فقط إفعل ذلك. و أخذ بطاقات الحاسوب. |
| Gitmene gerek yok. Buraya yap. | Open Subtitles | ليس هناك حاجة للمغادرة إفعل ذلك هنا |
| Ne yapıyorsan burada yap, bir şey göremiyorum! | Open Subtitles | هيا، إفعل ذلك هنا، أنا لا أَستطيعُ رُؤية شيء! ْ |
| Ve eğer benden ayrılmak istiyorsan, şimdi yap. Ben hiç... | Open Subtitles | وأخيراً، إذا أردت أن تتركني فقط إفعل ذلك ولا... |
| Yemekte yaptığın şeyi yap. | Open Subtitles | إفعل ذلك الشيء الذي قمت به أثناء الغذاء |
| Öyleyse yap! Durma! Hemen yap! | Open Subtitles | إذاً إفعل ذلك, إفعلها, إفعل ذلك وحسب |
| Bize bir sualtı aracı bul ve bunu Hemen yap! | Open Subtitles | إحصل لنا على مركبة غواصة إفعل ذلك الأن |
| O zaman, sen yap. | Open Subtitles | إنظر, إذن أنت إفعل ذلك أنت ستكون أفضل... |
| Neden diye sorma, bir iyilik yap. | Open Subtitles | لا تسألني لماذا ، من فضلك فقط إفعل ذلك |
| Tamam, sen onu yap. Ben de Royal Grand'ın planını bulayım. | Open Subtitles | نعم إفعل ذلك ، وانا سأحظر مخطط فندق "رويال جراند" |
| Peki, yap onu ve beni haberdar et sonra. | Open Subtitles | جيّد، إفعل ذلك وعاود الإتّصال بي |
| Pekala, ama bunu vücudu tamamen iflas etmeden Hemen yapın. | Open Subtitles | حسناً، إفعل ذلك بسرعة قبل أن يتوقف جسده بالكامل |