| Bu ulusun kültür tarihini yeniden yazmamız için bir fırsat bu. | Open Subtitles | مثيراً للاهتمام؟ إنها فرصة لنا لنعيد كتابة التاريخ الثقافي لهذه البلاد |
| Yeteneklerini yeni keşfetmiş biriyle nasıl ilgileneceğini öğrenmen için bir fırsat bu. | Open Subtitles | إنها فرصة كي تتعلمي كيفية التعامل مع شخص ظهرت له قدرات جديدة |
| Amanda ise bakıp şöyle dedi, "Simetrimi yeniden kazanmak ve özgünlüğümü benimsemek için bana verilmiş bir fırsat bu." | TED | أماندا نظرت لها وقالت، إنها فرصة لي لاستعادة تناظري واعتناق أصالتي. |
| Kendini tekrar tanımlama ve beklentileri değiştirme şansı. | Open Subtitles | إنها فرصة لإعادة تعريف نفسك لتغيير التوقعات |
| O gümüş dilini iyiye kullanmak için bir şans bu. | Open Subtitles | إنها فرصة لإستخدام لسانِك الجميل في عملٍ جيد |
| İyi bir fırsat, gerçekten. Madeleine ve çocukları da götüreceğim. | Open Subtitles | إنها فرصة جيدة سوف أصطحب مادلين والأولاد |
| Çıkarılan dersleri paylaşmak ve empati yapmak için bir fırsat. | TED | إنها فرصة لمشاركة الدروس المستفادة منها و لبناء التعاطف مع الاخرين. |
| Bir yazar için bir kişinin hayatının öyküsünü güzel bir anlatıya dönüştürmek için bir fırsat. | TED | إنها فرصة الكاتب لكي ينسج حياة شخص ما إلى قصة جميلة. |
| Gazetenin 168 yıllık varlığını tekrar ele alması ve hangi nedenle olursa olsun dışlanan insanlar için boşlukları doldurması için bir fırsat. | TED | إنها فرصة للجريدة لمراجعة كيانها على مدار 168 عامًا وملء الفجوات بالأشخاص الذين تم إهمالهم، لأي سبب كان. |
| Geçmişteki yanlışları düzeltmek ve toplumun kimin önemli kabul edildiği konusundaki bakış açısını değiştirmek için bir fırsat. | TED | إنها فرصة لتصحيح أخطاء الماضي، ولإعادة تركيز عدسة المجتمع على من يعتبر مهمّا. |
| Başka eyaletlerde arkamızı toplayabilmen için harika bir fırsat bu. | Open Subtitles | إنها فرصة أن تنظفي من بعدنا في ولاية مختلفة |
| Tanıtımlar böyle yürüyor. Bu büyük bir fırsat. Halledebilirim-- | Open Subtitles | هذه كيفية إقامة المؤتمرات الصحفية إنها فرصة عظيمة, استطيع ان احل هذا |
| Buradan çıkıp, dünyayı görmen için bir fırsat. | Open Subtitles | تعرف؟ إنها فرصة للخروج من هنا لرؤية العالم |
| Harika bir fırsat. | Open Subtitles | إنها فرصة رائعة للتعرف والتحدث إلى أطباء آخرين |
| Hayır, değil. Biraz eğlenmek için bir fırsat. | Open Subtitles | كلا إنها ليست كذلك، إنها فرصة لبعض المتعة |
| Newcastle için iyi bir fırsat. Kim kullanacak? | Open Subtitles | إنها فرصة حقيقية لنيوكاسل و لكن من سيقوم بتنفذها |
| Bu kadar çok adamın olduğu Crandford'da bu harcanmış bir fırsat. | Open Subtitles | إنها فرصة ضائعة هنالك العديد من الشبان في كرانفورد |
| Gençler için bu iyi bir ebeveynlik antrenmanı şansı oluyor. | Open Subtitles | إنها فرصة جيدة لليافعين للتدريب على تربية الصغار. |
| Bu benim için bir şans bu insanlar arasındaki statümü düzeltmek için. | Open Subtitles | لكنه حقًّا العكس، إنها فرصة لي لأصحح وضعي مع أولئك الناس. |