| İkincisi; Yedi Serisi kitaplarınızı almanızın zamanı geldi. | Open Subtitles | و لهذا أرتدوا ملابس جديدة ثانيا إنه وقت الحصول على كتب السبعة المتسلسلة |
| Neyse, artık İncil okumasının zamanı geldi. | Open Subtitles | على أية حال .. إنه وقت ما تبدأ أن تقرأ التوراة |
| Evet, hayatta olmak için harika bir zaman değil mi? | Open Subtitles | نعم, إنه وقت عظيم ليكون الشخص حياً أليس كذلك ؟ |
| Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman... | TED | لن يكون هذا وقت للتفسير أو الوعظ أو للحديث في علم اللاهوت, إنه وقت للدموع |
| Hayatımda değişiklik yapıp "Yeni Bonnie"yi dünyaya salma vakti geldi. | Open Subtitles | إنه وقت هز حياتى و إطلاق عنان بوني الجديدة للعالم |
| -Senin yatma zamanın geldi zaten. -Yatmak istemiyorum. | Open Subtitles | إنه وقت نومك على أي حال أنا لا أريد النوم |
| General Bakshi'ye yeni bir mesaj gönderme zamanı geldi. | Open Subtitles | إنه وقت إرسال رسالة أخرى إلى الجنرال باكشي |
| Değiştireceğiz. Büyük değişim zamanı geldi. | Open Subtitles | نحنلانتحدثفحسبمثلالليبراليينأوالمحافظين، إنه وقت التغيير الكبير. |
| Kızıma ve onu yetiştiren o ahmağa bir ders vermenin zamanı geldi. | Open Subtitles | إنه وقت تلقين درس لإبنتي و ذلك الغبي الذي ربّاها |
| Parti zamanı geldi. | Open Subtitles | استمر في الحديث أيها الشيوعي إنه وقت الاحتفال |
| Kordonu kes. Anneyle oğlunu ayırma zamanı geldi. | Open Subtitles | أقطع الحبل السري إنه وقت وقت فصل الأم عن الأبن |
| Hatta düşünme bile. Aslında gelecek işleri konuşmanın zamanı geldi. | Open Subtitles | في الواقع، إنه وقت البدأ بالتحدث عن القادم. |
| Moleküler biyolog olmak için harika bir zaman. (Kahkaha) DNA kodunu okumak ve yazmak gittikçe kolaylaşıyor ve ucuzluyor. | TED | إنه وقت عظيم لأكون متخصصة أحياء جزيئية قراءة و كتابة شفرات الحمض النووي أصبح أسهل و منخفض التكلفة |
| Yazmak için harika bir zaman. Çünkü insanlardan öğrenebileceğiniz çok fazla şey var. | TED | إنه وقت رائع للكتابة. لأن هناك الكثير من المداخلات التي تستطيع الحصول عليها من الناس. |
| On yıldır buradayım. sigara sarmak ve hamam böceklerini saymak için uzun bir zaman. | Open Subtitles | أنا هنا منذ أكثر من 10 أعوام إنه وقت طويل للف السجائر وعد الصراصير |
| Birinci blok için dinlenme vakti geldi, aşağıdakiler içeriye girmeli. | Open Subtitles | إنه وقت الراحة للعنبر الأول لابد من عودة من هم بالأسفل إلى الداخل |
| Yüz yüze gelmenin vakti geldi sanırım. | Open Subtitles | ظننتُ إنه وقت الذي نتواجه فيه وجهاً لوجه |
| Ya hadi, kapat şu şeyi. Yemek vakti geldi. | Open Subtitles | اللعنة ، ابتعد عن هذا الشيء إنه وقت الغداء |
| Evet , büyüyüp gerçeklerle yüzleşme zamanın geldi değil mi ? | Open Subtitles | حسنا, إنه وقت النضوج و مواجهة الحقائق, أليس كذلك ؟ |
| Biriyle birlikte olabilmek için çok uzun bir süre , 40 yıl, inanılmaz! | Open Subtitles | إنه وقت طويل لتكون مع أحدهم. أربعون عاما.. عجبي |
| Sizin için son derece zor bir dönem, Madame. | Open Subtitles | إنه وقت صعب بالنسبة إليكِ يا سيدتي |
| O zaman anlaştık. İyi bir zamanlama. | Open Subtitles | إذا فقد اتفقنا إنه وقت جيد |
| Pekala çocuklar şimdi hasat dansına başlama zamanı. | Open Subtitles | حسناً يا أولاد إنه وقت بدأ رقصة الحصاد |