| Bu beni, karşı karşıya olduğumuz şeyin sıradan bir yırtıcı olmadığını düşünmeye itti. | Open Subtitles | إنه يجعلني أعتقد أن ما نتعامل معه هنا هو مفترس غير عادي. |
| Bu beni bir suç ortağı, bir yardakçı yapar. | Open Subtitles | إنه يجعلني شريكا ومحرضا على جريمة |
| Sandviç ye. Bu beni her zaman sakinleştirir. | Open Subtitles | تناول سندويتش إنه يجعلني أرتاح دائماً |
| Devam etmemi, bir şeyler için motive olmaya devam etmemi sağlıyor. | Open Subtitles | إنه يجعلني مستمراً، يجعلني دائماً مدفوعا بإتجاه شيء ما |
| Kendimi iyi hissetmemi sağlıyor. | Open Subtitles | إنه يجعلني أشعر بالرضا تجاه نفسي. |
| Tanrım, Bu beni çık kızdırıyor. | Open Subtitles | يا آلهي، إنه يجعلني أستشيط غضباً. |
| Ve açıkcası Bu beni çok iyi hissettirdi. | Open Subtitles | .وصراحةً... إنه ... يجعلني أشعر أكثر بشعورٍ أفضل |
| Bu beni çok üzüyor. | Open Subtitles | إنه يجعلني حزينة جداً |
| Üzdü Bu beni. Böyle şeyler söyleyince "ne diyor bu lan" diyorum. | Open Subtitles | محبط، إنه يجعلني أشعر |
| Bu beni düşündürüyor. | Open Subtitles | إنه يجعلني أتساءل هل... |
| Sakat kocamı unutmamı sağlıyor. | Open Subtitles | إنه يجعلني أنسى. زوجي العاجز، وحدتي. |
| Kendimi... Son derece gizemli hissetmemi sağlıyor. | Open Subtitles | إنه يجعلني أشعر بالغموض اللذيذ |
| - Uçmamı sağlıyor. | Open Subtitles | تباً, إنه يجعلني منتشياً يا رجل! |
| Her nedense, sana Beth ile yattığımı söylemek kendimi daha iyi hissetmemi sağlıyor. | Open Subtitles | أعني, بطريقة ما.. إنه يجعلني أشعر بشكل افضل, إخباركِ انني ضاجعت (بيث), |
| Kendimi çok normal hissetmemi sağlıyor. | Open Subtitles | إنه يجعلني أشعر بأنني طبيعية |