| Dalgın olunca, onu kollarımda hissediyorum. | Open Subtitles | عندما يكون منزعج أريد ان احتجزه في ذراعي. |
| onu ailesinden, kendisinden ayır kendi türündekilerle bir yere kapat. | Open Subtitles | افصلهعنعائلته, افصلهعننفسه, احتجزه مع أناس من نوعه |
| Yani, kurbanımız kasabın onu vagonda tuttuğunu söylüyor. | Open Subtitles | إذاً، تقول الضحية بأنّ السفّاح احتجزه بهذه المقطورة |
| Oraya git ve onu kayda geçir çünkü ben yapmak zorunda kalırsam, onu öldürürüm. | Open Subtitles | اذهب و احتجزه لأنني سأقتله إذا لزم الأمر |
| Deri yüzücü onu 24 saattir tutuyor. Ne kadar dayanabilir sence? | Open Subtitles | احتجزه السالخ لـ24 ساعة، إلى متى تظنّه يحتمل؟ |
| Güzel, ben de onu Wasatch'ta tutmak için mahkemeyle mücadele ediyorum. | Open Subtitles | حسنا ، هذا هو السبب فى ان المحكه قالت احتجزه هنا لمحاولة الابقاء عليه في اساتش |
| Eğer bodrumdaysa, onu oraya kapatabilirim! | Open Subtitles | بامكاني اذا أن احتجزه هل أنت مجنون؟ انصت الي |
| Eğer uyanırsa, gerçekten o kamyonun onu zapt edebileceğini düşüyor musun? | Open Subtitles | كنت لا أعتقد بصدق أنه احتجزه وذهب بالشاحنة |
| Tabii. Tabii. onu götürüp kaydını alın. | Open Subtitles | بالتأكيد ، خذه إلى الداخل و احتجزه |
| Parish onu çiftlik evinde tutuyorsa önemli biri olmalı. Hicks. | Open Subtitles | اذا كان "باريش" من احتجزه بهذه المزرعة؟ فلابد وانه ذا قيمة. |
| Julian Randal biraz önce elini kolunu sallayarak çıktı çünkü onu burada tutacak lanet olası birşey yok elimde. | Open Subtitles | جوليان راندال) فقد خرج من هنا) لانه لم يوجد ما احتجزه بسببه |
| Hadi, tutukla onu. | Open Subtitles | هيا ، احتجزه |