| Okulda olmalıydım ama öğretmenim grevde. | Open Subtitles | عادةً أكون في المدرسة لكن استاذي مضرب عن العمل |
| Sonunda özel programa girdiğimde, öğretmenim bana "Victoria, genelde özel program ya da onur sınıflarında Afrika kökenli Amerikalılara rastlanılmaz," dedi. | Open Subtitles | الآن , عندما قمت بذلك ودخلت استاذي قال فيكتوريا , ليس في كل يوم نجد طالب افريقي أمريكي |
| Siz taksiden indikten sonra ona öğretmenim olduğunuzu söyledim. | Open Subtitles | عندما نزلت من السياره اخبرتهم بأنك استاذي |
| Benim akıl hocamdı diyebilirim. | Open Subtitles | وكان يشبه إلى حد كبير جدا استاذي. |
| Kanka, gerçeği söyleyeyim kreş öğretmenim beni ömrüm boyu travmaya soktu. | Open Subtitles | لا بد أن أقول أن استاذي أيام الحضانة كان يصيبني في الذعر الشديد |
| öğretmenim Bay Jeffries bunun harika bir fırsat olduğunu düşünüyor. | Open Subtitles | استاذي, السيد جيفريز يظن يأننها فرصة عظيمة |
| Hiçbir şey olmadı ve hiçbir şey de olmayacak en azından öğretmenim olduğum sürece. | Open Subtitles | حسنا , لاشيء حدث, ولاشيء سيحدث... على الاقل, في حين انه استاذي. |
| Öyleyse öğretmenim, Pazartesi görüşürüz. | Open Subtitles | اذا استاذي سأراك يوم الاثنين |
| - Evet, bir de lisedeki en sevdiğim öğretmenim Bay Fitzgerald'a. En harika hoca oydu! | Open Subtitles | نعم، و بالسيّد (فيتزجيرالد) أيضاً، استاذي المفضّل بالثانويّة، كان الأروع. |
| öğretmenim. | Open Subtitles | هذا ... انه استاذي |
| Bayan Haberstein, üçünü sınıf öğretmenim. | Open Subtitles | السيد (هابرستين) استاذي في الصف الثالث |
| Hayır, öğretmenim anlattı. | Open Subtitles | لا، استاذي |