| Ve tam da o anda anladım ki dile getirilmeyen bariz gerçeği dile getirmiştim. | TED | وفي تلك اللحظة، استنتجت انني تكلمت عن أمر محرج للجميع |
| Büyüdükçe anladım ki, ruhsallık bazı açılardan bunları yanıtlamanın önemli bir parçasıyken, bilim de çok önemliydi. | Open Subtitles | و عندما كبرت استنتجت.. كيف أن الروحانيات كانت إلى حد ما.. جزءاً مهماً جداً من محاولة إيجاد تلك الأجوبة |
| Evet, halka açık bir kafede, bunu sağduyulu bir şekilde halletmenden anlamıştım. | Open Subtitles | أجل، استنتجت هذا بطريقة معاملتكِ اللبقة للغاية في مقهى عام |
| Ben sana seks yapmak istemiyorum dedim sen öyle anladın. | Open Subtitles | قلت أني لا أريد المضاجعة، وأنت استنتجت ذلك |
| Bütün bunları bir soru işaretinden çıkardın. Etkileyici. | Open Subtitles | لقد استنتجت كل ذلك من علامة استفهام واحدة.ذلك مثير للإعجاب |
| Hasar görmeleri, motor ya da duyusal kayıplara neden olmadığından, uzmanlar hiçbir işe yaramadıkları sonucuna vardılar | TED | فالإضرار بها لم يسبب أي عجز حركي أو حسي لذا استنتجت الجهات المختصة أنها لا تقوم بأي عمل. |
| Bunu nereden çıkardınız? | Open Subtitles | كيف استنتجت هذا؟ |
| Oğlunu siyah bir kızla çıktığı için dövdü. İşte buradan çıkardım. | Open Subtitles | ضرب ابنه لمواعدته فتاء سوداء استنتجت من ذلك |
| Sonunda fark ettim ki Dedektif Britt, ...bana gelmememi çünkü davanın asla çözülemeyeceğini... söyleyemeyecek kadar, beyefendi bir adamdı. | Open Subtitles | في النهاية .. استنتجت ان المحقق بريت كان من اللباقة |
| Söylediği şarkının sözlerinden altını mağaraya sakladığını anladım. | Open Subtitles | استنتجت من كلماته الساخرة أنه سيخفي الذهب في الكهف |
| Kardeşimi ele vermem gerektiğini söylediğinde, bunu bende anladım. | Open Subtitles | نعم انا استنتجت ذالك بعدما قالت سيسهل عنك لو قلبت على اخيك |
| anladım çünkü arabaya döndüğümde bebek uyandı. | Open Subtitles | استنتجت هذا لأننى عندما عدت الى السيارة استيقظ الطفل قلت لة : |
| Buz kıracağının ölümüyle bir ilgisi olduğunu anlamıştım zaten. | Open Subtitles | تخترق الدماغ نعم, استنتجت ان للأداة علاقة بالموضوع |
| Evet, anlamıştım. Dün gece onunla gitmem için ne yaptı biliyor musun? | Open Subtitles | نعم استنتجت ذلك ,أتعرف ماذا فعلت الليلة الفائته لتجعلني اذهب؟ |
| Evet, bana silah çektiğinde anlamıştım. | Open Subtitles | نعم، لقد استنتجت ذلك عندما وجّه بندقيته نحوي |
| Bunu adamla iki dakika muhabbet ederek mi anladın, öyle mi? | Open Subtitles | وهل استنتجت ذلك في دقيقتين من الاستجواب؟ |
| Eldivensiz dövüştüğümü anladın diye çıkarımlar yapmaya devam edeceksin ve sırf bu yüzden tüylerim diken diken mi olacak? | Open Subtitles | كنت تظن أنني سأكون مندهش لأنك استنتجت أنني لاكمت بدون قفازات او وسيلة حمابة |
| Bunu nereden çıkardın bilmiyorum ama endişelenme. | Open Subtitles | لا اعرف من اين استنتجت ذلك لكن لا تقلق ، هل تفهم ؟ |
| Tüm bunlardan ne çıkardın, Watson? | Open Subtitles | ماذا استنتجت من كل هذا يا واطسون ؟ |
| Muhtemelen pazarlamacı olan ve dolayısıyla oldukça fazla seyahat eden, tertipli, insanların güvenini kazanabilen birini, aradığımız sonucuna varmıştım. | Open Subtitles | استنتجت أننا ربما نبحث عن مندوب مبيعات, شخص يسافر كثيراً, ويستطيع كسب ثقة الناس بسهولة, شخص عادي. |
| Elektrik gücünün, birazcık yükseğe çıkılarak yukarı atmosfer üzerinden iletilebilmesinin nihayet mümkün olacağı sonucuna vardım. | Open Subtitles | استنتجت انه سيكون بشكل غير قابل للنفي انه من الممكن بفقط تصعيد قليل انه بإمكاني ان ابث الطاقه الكهربيه في الغلاف الجوي |
| Bunu nereden çıkardınız? | Open Subtitles | كيـــف استنتجت هـــذا ؟ |
| - Bunu nasıl çıkardınız Bay Holmes? | Open Subtitles | وكيف استنتجت ذلك يا سيد (هولمز)؟ |
| Ethan bana Peter'ın sperm bankalarını gezdiğini söyledi ben de bundan neler olduğunu çıkardım. | Open Subtitles | وايثان أخبرنى أن بيتر يزور بنوك منوية وبناءً على هذا استنتجت ما حدث |
| Biliyor musun 5 yıl kadar önce içimdeki anlamsız seks ile doldurulamayacak boşluğu fark ettim. | Open Subtitles | أتعلم ماذا؟ قبل خمسة أعوام استنتجت أن هناك فراغ في داخلي |