| Mutfak dışında. Şey, ben sandım ki... Ömrüm boyunca mutfaklarda çalıştım. | Open Subtitles | ...أنا فقط افترضت أنه عملت بالمطابخ طوال حياتي |
| Onun bir dolandırıcı olduğunu sandım. | Open Subtitles | افترضت أنه كان الغش. |
| Ben de güzel tasarlanmış bir iş toplantısı daveti sandım. | Open Subtitles | افترضت أنه دعوة للقاء عمل |
| Önce, başka bir mahkumun saldırdığını sanmıştım, ama bu derisine yapışmıştı. | Open Subtitles | في البداية افترضت أنه هاجمه سجين آخر لكنني وجدت هذا في جلد ظهره |
| Partiden ayrılırken bir haber aldım aileye yakın biri açıklamış, sen olduğunu sanmıştım. | Open Subtitles | وصلني تنبيه إخباري أثناء مغادرتي نقلاً عن مصدر مقرب من العائلة وقد افترضت أنه أنت |
| Dava ve diğer olan şeyler yüzünden stres altında olduklarını sanmıştım. | Open Subtitles | افترضت أنه كان الضغط الذي كان الجميع تحته بسبب قضية المحكمة و كل شيء |
| Elbette. Doğru söylediğini sandım. | Open Subtitles | - بالطبع، أنا افترضت أنه كان صحيحاً - |
| Everett'le sandım. | Open Subtitles | لقد افترضت أنه كان (إيفرد) |
| Zamanın önde gelen entellerine beni takdim edecek sanmıştım. | Open Subtitles | افترضت أنه سيقوم بتقديمي إلى مثقفي |
| Bok adam sanmıştım. | Open Subtitles | "لقد افترضت أنه "رجل الغائط |