| Cipinin tekerlek boyutu ve lastik izleri golf sahasındakilerle uyuştu. | Open Subtitles | نمط قاعدة العجلات والإطارات لسيّارتك يُطابق الآثار في ملعب الغولف. |
| İzleri saklamak için kurbanları sakatlardık. Basına yazdığımız o gülünç mektuplar. | Open Subtitles | في تشويه الضحايا لإخفاء الآثار و الرسائل السخيفة التي كتبناه للصحافة |
| Onu asla bulamayacaklarını söyledim, ama şimdi iz üstündeler, sonuçta-- | Open Subtitles | قلت بأنّهم لن يجدوه أبداً, ولكنّهم على الآثار الآن، لذا.. |
| Onları kamu için erişilebilir bir şekilde arkeoloji için tanıtma yolunu önerdik. | Open Subtitles | نحنُ نفضل أعتبارهم أنها طريقة سهلة للعامة أن يتعرفوا على حقل الآثار |
| Bu eşzamanlı işleme yaklaşımının diğer bir yan etkisi de devasa şeyleri ölçebilmesidir. | TED | إحدى الآثار الجانبية الأخرى للمعالجة الموازية هو هل بإمكان هذه الأشياء تحجيم الأصناف الضخمة |
| Xixo onu selamladı ve çocuklarının, izi yapan şeyde olduğunu söyledi. | Open Subtitles | حيَاه كيكو وقال إن ولديه هما في الشئ الذي خلف الآثار |
| Bu ayakkabılar, pervazdaki izlere tam olarak uyuyor. | Open Subtitles | هذا الحذاء يطابق الآثار على حافة النافذة بدقة |
| Pekala, günümüzün en mühim sorusuna gelelim. Tarihin ayak izlerini takip mi edeceğiz? | TED | السؤال الذي يطرح بكثرة حول عالمنا اليوم: هل سنتّبع الآثار التي خلّفها التاريخ؟ |
| Arvi tabura gidip, sığınaktaki bir sonraki adamların arkeolog olacaklarını söyle. | Open Subtitles | ارفي، اذهب وأخبر كتيبة الشعب القادم في القبو سيكون علماء الآثار. |
| Bu yüzden bu çizgide çalışıyordum ancak sonra izler konusunda çalışmalar yapmaya başladım İzleri yakalamaya başladım. | TED | و عليه كنت أعمل على ذلك النمط, بدلاً من تمحور الأعمال حول الآثار، بدأت ألتقط تلك الآثار بنفسي. |
| ve şimdi diğer izleri yakalama olasılıklarına göz atalım. | TED | ثم تنتقل بروية لاستكشاف الإمكانات الأخرى لالتقاط الآثار. |
| Hepsi de radyasyon izleri taşıyordu. | Open Subtitles | جميعها يحتفظن بهن الآثار الواضحة للإشعاع. |
| En pürüzsüz bıçak bile, kemik üzerinde çentikli bir iz bırakıyor. | Open Subtitles | حتى بأنعم الشفرات مازلت ترى الآثار الخشنة في الجمجمة وشظايا العظم |
| Ben iz sürücüsü değilim, ne hayvanların, ne de insanların. | Open Subtitles | ,أنا لا أتقفى الآثار لا آثار الحيوان ولا الإنسان |
| Sarah Parcak: 100 yıl önce, arkeoloji zenginler içindi, 50 sene önce ise erkekler için. | TED | سارة باركاك: قبل مائة عام، كان علم الآثار حكرًا على الأثرياء، ومنذ خمسين عامًا كان حكرًا على الرجال. |
| Refleksif olan bu ilişkilendirme, güzelliğin birçok sosyal etkisi olmasındaki biyolojik tetikleyici olabilir. | TED | وهذه الاتحاد الغرائزي قد يكون الزناد البيولوجي لكثير من الآثار الاجتماعية للجمال. |
| Sadece iki set ayak izi var... bu ikisine ait. | Open Subtitles | هناك نوعان فقط من الآثار واحد له و الآخر لها |
| Nehir kenarında bazı taze izlere rastladık. | Open Subtitles | على ضفة النهر، وجدنا بعض الآثار الحديثة. |
| Ve orada, işe çocukluğumun ayak izlerini arayarak başladım. | TED | وعندما وصلت إلى هناك، بدأت بالبحث عن بقايا الآثار لفترة طفولتي. |
| Başta arkeolog oldukça şaşırırdı. | TED | وبشكلٍ مبدأي، سيكون عالم الآثار في حيرة. |
| Ama, azalan nüfusun getireceği en az iki tane faydalı ekonomik etki var. | TED | لكن عدد السكان المتناقص سيشهد على الأقل أثنين من الآثار الإقتصادية المفيدة جداً |
| Herşeyin üzerine bir fiyat koymanın en aşındırıcı etkilerinden birisi ortaklık ile ilgilidir, hepimiz birlikte bu konunun içindeyiz hissi. | TED | أحد أكثر الآثار المدمرة لوضع تعرفة لكل شيئ هو القواسم المشتركة، الشعور بأننا جميعاً في هذا الشيئ سوياً. |
| Yan etkileri; bulantı, baş ağrısı, ağız kuruluğu, bulanık görme, baş dönmesi, anal sızıntı, böbrek yetmezliği ve inme olabilir. | Open Subtitles | الآثار الجانبية يمكن أن تشمل الغثيان ، الصداع ، جفاف الفم وضوح الرؤية ، الدوار ،تسرب الشرج الفشل الكلوي والمخ |
| Eğer, tüm bilgiler elimizin altında olmazsa, reçete ettiğimiz ilaçların gerçek etkilerini bilemeyiz. | TED | لا يمكننا أن نعرف الآثار الحقيقية للأدوية التي نقوم بوصفها ما لم يكن لدينا طريقة للوصول الى كامل المعلومات |
| Ve Büyük Patlamadan sonra her şey genişlediğinde, bu izlerin de her şey gibi genişlemiş olacağı düşünülebilir. | Open Subtitles | وبعد ذلك,بعد الإنفجار الكبير عندما تمدَّد كل شىء, هذه الآثار كان يمكن أن تمد |
| Steroidlerin ve antivirüslerin ilk etkisini birkaç gün içinde hissedersin. | Open Subtitles | الآثار الأولى للمصل والأدوية المضادة للفيروسات ستظهر في غضون أيام |
| Önce avukatlar ayaklandı: Bunu yapmanın yasal sonuçları nedir? | TED | جاء أولاً المحامون: ما هي الآثار القانونية المترتبة على القيام بذلك؟ |