| Mutfağım dünyanın en iyisi olacak... ve üçüncü yıldızı alacağız. | Open Subtitles | مطبخي سيكون الأفضل على مستوى العالم. وسنحصل على النجمة الثالثة. |
| Fakat ırk ayrımcılığı artık en belirgin formunda ve Amerika bunda kesinlikle en iyisi. | TED | ولكن التمييز العنصري هو الشكل الأبرز، والله يعلم أن أمريكا هي الأفضل على الإطلاق فيه. |
| Beyler, burada mükemmelliğin ortasındayız, en iyilerin en iyisi. | Open Subtitles | يا رجال، نحن في وجود العظمة هنا الأفضل على الإطلاق |
| Bu, gelmiş geçmiş en iyi randevu oldu, değil mi? | Open Subtitles | هل هذا هو الموعد الأفضل على الإطلاق أم ماذا؟ |
| Bakın müvekkilimin Danimarka'daki en iyi manzara resimcisi olduğunu söylemiyorum ama en iyi birin içinde. | Open Subtitles | الآن، لا أقول أن موكلي هو أفضل فنان مناظر طبيعية في (الدنمارك)، لكنه الأفضل على الإطلاق. |
| Tam olarak şu anda düşündüğünüz değil, düşünebildiğiniz en iyisi. | Open Subtitles | ليس كالذي تتخيله هذه اللحظة, بل الأفضل على الإطلاق |
| Komik değil mi? Her şeyin en iyisi bu değil mi? | Open Subtitles | أليس ذالك مضحكا أليس ذالك الأفضل على الإطلاق |
| Gezegenin üzerinde ve dışındaki en iyisi. | Open Subtitles | نظام الترشيح أو شيء من هذا؟ الأفضل على كوكب الأرض أو خارجها. |
| Bu 7. Seri. Mağazadaki adam en iyisi olduğunu söyledi. | Open Subtitles | انه الاصدار السابع البائع قال انها الأفضل على الإطلاق |
| Sana getireceğim anlaşma şimdiye kadarki en iyisi olacak... | Open Subtitles | الاتفاقات التي أحضرها لك ستكون الأفضل على الإطلاق |
| Batı yakasının en iyisi sensin. | Open Subtitles | و أنت الأفضل على الساحل الغربي |
| Bence uzaklaşmam senin için en iyisi olacak. | Open Subtitles | أعتقد أنه من الأفضل على الذهاب |
| Cep telefonum en iyisi olacak. | Open Subtitles | هاتفي الخليوي هو الأفضل على الأرجح. |
| en iyisi ise bizim "Finli Silahı" dediğimizdir. | Open Subtitles | الأفضل على الأطلاق "هو ما نطلق عليه "السلاح الفنلندي |
| Bazılarına göre en iyisi bu. | Open Subtitles | يعتبرونه البعض الأفضل على الإطلاق. |
| Hem de en iyisi. Nerdeymiş en iyisi bakayım? | Open Subtitles | ،وهي الأفضل على الإطلاق مَن الأفضل؟ |
| Şimdi derslerimden en yüksek notları alıp onur belgesiyle mezun olmak ve gelmiş geçmiş en iyi korkuluk olmak kaldı. | Open Subtitles | الآن أحتاج للتفوق على صفي التخرج بمرتبة الشرف ، وأصبح المرعب الأفضل على الإطلاق |
| Dünyaya gelmiş geçmiş en iyi oyuncu olduğumu göstermeye çalışması bile mutlu ediyor beni. | Open Subtitles | رغبته لأن يظهر للعالم أنّي الأفضل على الإطلاق هو سبب لسعادتي |
| Gelmiş geçmiş en iyi menajer olmak istiyorum. | Open Subtitles | أود أن أكون وكيل اللاعبين الأفضل على مر الزمن |
| -Ama... -En iyi birin içinde! | Open Subtitles | ـ "بل الأفضل على الإطلاق" |