| Bu bireylerin hassas olduğunu bilirsek o zaman erken müdahale mümkün olabilir. | TED | إن كنا نعرف أن هؤلاء الأفراد غير محصنون، سيكون التدخل المبكر ممكنا. |
| Ve hepinizi zengin edebilirim, ama iş bitene kadar bana müdahale edilmesini istemiyorum. | Open Subtitles | ويمكنني جعلك غنيا لكن أنا لا أريد التدخل أكثر وأكون على لائحة الاموات |
| Tanrıya şükür Manu ve bana müdahale edemiyor. Onu seviyorum. | Open Subtitles | احمد الله انها لاتستطيع التدخل بيني وبين مانويلا, فأنا أعشقها |
| Düşündüğün için sağol ama işlerimden burnunu çekersen daha mutlu olurum. | Open Subtitles | شكراً لإهتمامكِ, لكنني سأقدر لك إبتعادكِ عن التدخل في شؤوني الخاصة |
| Batı egemenliğinin sona ermesine rağmen, Batı pek çok toplumun işine müdahele etmeye ve araya girmeye devam ediyor. | TED | الان على الرغم من انتهاء الهيمنة الغربية استمر الغرب في التدخل و التدخل في شئون العديد من المجتمعات الأخرى |
| Kanunen onaylanmış bir idama müdahale ederek benim emirlerime karşı geldin | Open Subtitles | تخالف أوامر رسولي و تجرأت على التدخل في إعدام مؤيد رسمياً |
| Öyle bile olsa güçlerimizi insanların hayatına müdahale etmek için kullanmayız. | Open Subtitles | حتى لو فعلت، لن نستخدم قدراتنا في التدخل في حياة البشر |
| İkincisi, bağlantı kurmayı denemek ya da Oyun'a müdahale etmek. | Open Subtitles | الثانية أن تحاول الإتصال أو التدخل بأي طريقة مع اللعبة. |
| Bence biraz meditasyon yapmayı denemelisin. Hayır, hayır. İşime müdahale etmeyeceğin konusunda anlaşmıştık. | Open Subtitles | ـ أظن يجب عليك تجربة الدواء ـ كلا، لقد أتفقنا، عدم التدخل بالعمل |
| Bir sivile karşı muhtemel tehdit vardı ve müdahale ettim. | Open Subtitles | كان لدي خطر محدق ضد مدني كان يجب علية التدخل |
| Onları bulunca ölümcül bir fasılaya sebep olma korkusuyla müdahale edemedim. | Open Subtitles | عندما عثرت عليهم، لم أستطع التدخل خوفاً من إحداث مقاطعة قاتلة |
| "Bu, onun kurduğu düzene müdahale olmasa bu tür evliliklerin bir sakıncası olmazdı." | Open Subtitles | لذا فمن باب التدخل في ترتيباته لن يكون هناك أي مبرر لزيجات كهذه. |
| Ancak, dış müdahale sonucunda gelen değişim insanlar için daha da kötü sonuçlar yarattı. Dünyanın o köşesinde yaşanan felç ve aşağılık duygusunu derinleştirdi. | TED | ومع ذلك فإن التغيير الذي جاء عبر التدخل الأجنبي، أوجد للناس ظروفا أكثر سوءا، وعمّق مشاعر الشلل وعقدة النقص في ذلك الجزء من العالم. |
| Yaşamak istiyorsan başkalarının işine burnunu sokma. | Open Subtitles | توقف عن التدخل فى شئون الغير اذا كنت تريد البقاء حيا |
| Bazı rehine olaylarında müdahele timleri müzakereciye ne zaman saldırmayı planladıklarını söylemezler. | Open Subtitles | فى وضع الرهائن قوات التدخل فى فى بعض الاحيان لا تخبر المفاوض |
| Federaller, Taktik ve RKT timleri ile birlikte yoldalar ancak civarı sarmalıyız böylece onlar ulaşmadan önce mülkten kimse çıkamaz. | Open Subtitles | المحققون الفدرالين بطريقهم إلى هنا مع فريق التدخل السريع، لكن علينا حراسة محيط المكان. حتى لا يغادر أحد قبل ذلك. |
| Bu Afganistan'ın önemli olmadığı anlamına gelmiyor, ama dünya üzerinde dahil olmamız gereken 40 ülkeden biri olduğu anlamına geliyor. | TED | ولكن هذا لايعني أن أفغانستان ليست مهمة ولكنها واحدة من 40 دولة تحتاج التدخل الدولي |
| Burnumu sokmak istemiyorum ama en azından nasıl karşıladığını söyler misin? | Open Subtitles | لا أريد التدخل لكن أيمكنني على الأقل السؤال كيف تقبّل الأمر؟ |
| Özel Tim'in bir açık gördüğü gibi içeri girilmesi emri verildi. | Open Subtitles | الأوامر تنص بالاقتحام فور رؤية قوات التدخل أنّ هناك إمكانية للنجاح |
| Bazı zamanlar, eğer kameralar da aynı hattaysa ufak bir parazit oluşturabilir. | Open Subtitles | أحيانا تحصل على التدخل إذا كاميرات الأمان تعمل على الخط نفسه |
| Bütün komşular bu durumdan şikayetçi, ama kimse karışmaya cesaret edememiş. | Open Subtitles | كل الجيران مستاءون من الموقف، لكن لا أحد يجرؤ على التدخل. |
| SWAT timini arayın, çevreyi korumaya alın ve çıkmasını bekleyin. | Open Subtitles | اتصلنا بفريق التدخل السريع و سنؤمن المحيط و ننتظره ليخرج |
| Herhangi biri engel olmaya kalkarsa -herhangi biri, herhangi bir şekilde- rehineleri öldürmeye derhal başlayacağız. | Open Subtitles | علاوة على ذلك, اذا حاول أي أحد التدخل أي أحد بأي طريقة سنبدأ بقتل ارهائن فورا |
| Bana bak. Benim meselelerime karışma hakkını nereden alıyorsun? | Open Subtitles | اسمعي ، من الذي أعطاكِ الحق في التدخل في شئوني ؟ |
| Canımı sıkmaya devam ediyorsun ama her olaya müdahil olamam. | Open Subtitles | سيد كوتار، أنت تواصل إزعاجي ولكني لا أستطيع التدخل في كل حالة |
| Adım Damien. Birinci Saldırı Brimi. | Open Subtitles | أدعى داميان، شعبة التدخل الأولى، كارلوس مونتويا |