| Resim projesi hakkında Onunla konuşmam gerek. | Open Subtitles | يلزمني التكلم معه بشأن مشروع فني، |
| Çünkü Onunla konuşmam gerekiyor. | Open Subtitles | لأني أريد التكلم معه |
| Bende kalan eşyalarını istiyor ve ben onunla konuşmak istemiyorum | Open Subtitles | لأنه يريد أن أعيد بقية أشيائه وأنا لا أريد التكلم معه |
| Evet, demek istediğim, eğer mümkünse onunla konuşmak istiyorum. | Open Subtitles | أجل، أعني، أود التكلم معه إذا كان بمقدوري. |
| -Herkes Onunla konuşabilir. | Open Subtitles | أي أحد يستطيع التكلم معه |
| Fi Onunla konuşmayı denedi, o ona bir bakış attı... ağlamaya başladı. | Open Subtitles | في حاولت التكلم معه ولكنه نظر نظرة واحدة لها... |
| Yatakta konuşabileceğim biri. | Open Subtitles | شخص ما يمكنني التكلم معه في السرير |
| Siz de tapınağın kapsının ardından onunla konuşabileceksiniz... son kez veda edebileceksiniz. | Open Subtitles | وهكذا تتمكنين من التكلم معه... عبر باب المعبد وتوديعه الوداع الأخير |
| Onunla konuşmam gerekiyordu. | Open Subtitles | أُريد التكلم معه |
| - Onunla konuşmam lazım. | Open Subtitles | -اريد التكلم معه |
| - Onunla konuşmam lazım. | Open Subtitles | -اريد التكلم معه |
| Aslında onunla konuşmak istemiştim, seninle değil. | Open Subtitles | في الواقع كنت أريد التكلم معه لا معك |
| Belki onunla konuşmak istersin. | Open Subtitles | ربما قد يكون من الجيد التكلم معه |
| Eninde sonunda onunla konuşmak zorunda kalacaksın. | Open Subtitles | ستتمكين أخيرا من التكلم معه |
| Onunla konuşmayı tercih ederim. | Open Subtitles | أفضل التكلم معه |
| - Onunla konuşmayı bırak. | Open Subtitles | توقفي عن التكلم معه |
| Los Angeles'ta konuşabileceğim tek kişi sensin. | Open Subtitles | أنت الشخص الوحيد الذي أعرفه في "لوس أنجليس"، وأستطيع التكلم معه. |
| Oliver, tapınakta size geldiğinde, onunla konuşabileceksiniz. | Open Subtitles | عندما يأتي "أوليفر" إليك في المعبد ستتمكنين من التكلم معه |
| O zaman onunla konuşmaya mahkum olacağım. Şu an karanlıktayım. | Open Subtitles | سوف أُدان بسبب التكلم معه ولكن يجب أن أعرف لا أستطيع أن أكون في الظلام |