| Bu an hiç eskimez, özellikle de sanatçı olmak isteyen yedi yaşındaki o küçük kız için. | TED | لا نمل أبدا من هذه اللحظة، بالأخص تلك الفتاة الصغيرة ذات السبع سنوات التي أرادت أن تكون فنانة. |
| Yani şerit ile o şeridi kullanmak isteyen araba değerleri arasında, önemli bir kopukluk oluştu. | TED | إذًا فهناك فصل أساسي بين عدد المسارات وعدد السيارات التي أرادت استخدام هذه المسارات. |
| Satmak istediği tıbbi cihaza bakmamı istedi benden. | Open Subtitles | ,كان لديها تلك المعدّة الطبيّة التي أرادت بيعها |
| Milwaukee dosyası. JJ sana vermemi istedi. | Open Subtitles | انه ملف ميلوواكي التي أرادت جي جي ان اعطيك اياه |
| İnsanlara yardım ediyor, aynı seni ve annemi incitmeye çalışan kadın konusunda bize yardım ettiği gibi. | Open Subtitles | إنه يمد العون للناس كمساعدته لنا ،ضد تلك المرأة التي أرادت إيذاءك أنتَ وأمي |
| -Bu beni parkta yakalamaya çalışan kadın. | Open Subtitles | هذه هي السيدة التي أرادت إمساكي |
| "O'nun acı veren ve aşağılayıcı delilikleri aynı zamanda O'nun istediği sevinçlerdi. | TED | "تصرف السيد يقبض عليها بإزدراء ، كانت نوعا من النشوة التي أرادت. |
| Evlenmek isteyen Amerikalıyı. Herkesin bildiğini biliyorum. | Open Subtitles | الأمريكية التي أرادت أن تتزوجك أعرف ما يعرفه الجميع |
| Geçen gece sizinle yatmak isteyen Maria Braun'dum. | Open Subtitles | الليلة الماضية كنتُ ماريا براون التي أرادت النوم معك |
| Ne de gitmek isteyen karınızı ya da davet edip vazgeçtiğiniz kızınızı. | Open Subtitles | و لا مع زوجتك, التي أرادت الذهاب. و لا مع إبنتك, التي دعوتها ثم ألغيت دعوتها. |
| Okul gazetesi için bizimle röportaj yapmak isteyen şu oda servisindeki kızı yani. | Open Subtitles | فتاة خدمة الغرف التي قابلتها من قبل و التي أرادت الحوار لأجل صحيفة الكلية |
| Genç biriyle beraber olmak isteyen bir tek sen misin? | Open Subtitles | أتظنين أنك الوحيدة التي أرادت شخصاً أصغر؟ |
| Şu deli kız, senin penisi isteyen. | Open Subtitles | تلك الفتاة المخبولة التي أرادت أن تعبث معاك. |
| - Ölü kız verdi bunu bana. Yapmamı o istedi. | Open Subtitles | الفتاة التي ماتت هي التي أعطتني إياها هي التي أرادت مني فعل هذا |
| Çünkü yetkililer Kuşak'a bir mesaj yollamak istedi. | Open Subtitles | لأن القوى التي أرادت إرسال رسالة إلى الحزام |
| Bu pembe, çıplak, kıpır kıpır larva tüm hayallerimi çiğ çiğ yemek istedi ve hiç vazgeçmedi. | Open Subtitles | هذه اليرقة الورديّة العارية الصغيرة المتلوّية... التي أرادت التهام أحلامي و لمْ تتوقّف قطّ |
| Burda seni korumaya çalışan tek kişi bendim... | Open Subtitles | كنت أنا الوحيدة هنا التي أرادت حمايتك... |
| Sempatik avukatına çekici görünmeye çalışan Charlotte 'la Bunny MacDougal'ın canına okumak isteyen Charlotte arasında. | Open Subtitles | (تشارلوت) التي أرادت أن تبدو جذّابة إلى محاميها الوسيم و(تشارلوت) التي أرادت هزيمة (باني مكدوغال) |
| Seni öldürmeye çalışan? | Open Subtitles | التي أرادت موتكِ. |
| Rosa Parks'ın, insanların anlamasını istediği vatandaşlık hakları realitesi bu. | TED | هذه حقيقة الحقوق المدنية التي أرادت روزا باركس أن تتأكد من الناس أن يفهموها جيدًا. |
| Onun istediği değiş tokuş oydu, tamam mı? | Open Subtitles | إنها غاضبة هذه هي المقايضة التي أرادت إبرامها |