| Gerçekte, şimdiye kadar kaç tane sıçrama olduğunu ya da gelecekte kaç tane olabileceğini bilmemiz mümkün değil. | TED | في الحقيقة، ما من طريقة لنعرف عدد الارتدادات التي حصلت بالفعل أو عدد التي قد تحدث مستقبلًا. |
| Ayrıca, uçuş sırasında neler olabileceğini hiç bir zaman bilemezsin. | Open Subtitles | إلى جانب ذلك , لايمكنك أن تعلم ماهي التطورت التي قد تحدث أثناء الطيران |
| Nakil yapmamıza engel olabilecek damar bozuklukları için test yapacağım. | Open Subtitles | سأكشف عن الخلل بالأوعية التي قد تمنعنا من القيام بالجراحة |
| Evet. Bu tür bir boya ancak binaların dış cephesinde kullanılır. | Open Subtitles | نعم، هو شيء التي قد تستخدم في طلاء السطح الخارجي للمنزل. |
| Herkesin isteyeceği türden kölelerimiz, hizmetçilerimiz vardır. | Open Subtitles | لدينا كل العبيد والمخللات والخدمات. التي قد يريدها أي شخص |
| - Bu kabul edilemez. - olabileceği bir sürü yer var. | Open Subtitles | هذا غير معقول، هناك الكثير من الأماكن التي قد يوجد فيها |
| Ancak suyun en hareketli olduğu yerde kürek çekerken bir akarsuyun ne kadar güçlü olabileceğini anlıyorsunuz. | Open Subtitles | إنه فقط عندما تُعارك مُنحدر النهر يمكنكم البدء في إدراك مدى القوة التي قد يملكها النهر. |
| İnsanların hangi şekillerde yakın olabileceğini anlayamazsın. | Open Subtitles | ليست لديك أدنى فكرة عن الطرق التي قد يكون الناس بها مقربين |
| Güvenlik elemanları da bu faillerin kaçış için olağandışı bir becerileri olabileceğini öngörmekte başarısız oldular. | Open Subtitles | تبعد عن سطح الأرض بـ100 طابق وأمنهم فشلت في التنبؤ التي قد توجد هناك |
| Bu metal çubuğun sınırsız elektrikle ne kadar güçlü olabileceğini hayal edin. | Open Subtitles | تخيّلوا مقدار القوة التي قد يبلغها هذا القضيب مع كمية لا محدودة من الكهرباء. |
| Sana yardımcı olabilecek kitapların bir listesini de ekledim oraya. | Open Subtitles | لقد أعددتِ قائمة من الكتب التي قد تكون عوناً لكِ. |
| Bana bu tarz bir durumda çok yararlı olabilecek bazı savaş tekniklerini öğretti. | Open Subtitles | لقد علمني بعض تقنيات الجيش التي قد تكون مفيدة بهذا النوع من المواقف |
| Ama avukatlarımızın da söylediği gibi dünya rektum kanamaya sebep olabilecek şeylerle dolu. | Open Subtitles | لكن كما يقول محامونا هناك الكثير من الأمور التي قد تتسبب بنزيف الشرج. |
| Ne tür politikaların etkili olabileceği hakkında düşünmemiz gerekiyor. | TED | لذا نحن بحاجة للتفكير في السياسة و نوعية السياسات التي قد تكون فعالة |
| Bunlar bir tespitin ardından gelebilecek her tür şey. | TED | إذاً هذه هي كل الأمور التي قد تحصل بعد التقاط إشارة ما. |
| Bizim yarı sentetik organizmalarımız yeni işlevlere sahip ne tür proteinler yapabilir ve hatta kullanabilir? | TED | لذا ما هي أنواع البروتينات الجديدة ووظائفها التي قد تنتجها وتستخدمها هذه العضيات شبه الاصطناعية؟ |
| Kimsenin unutacağı türden bir şey değil. | Open Subtitles | هذا ليس نوع الأشياء التي قد ينساها المرء |
| Benim söyleyebileceğim türden şeyler söyledi. | Open Subtitles | لقد قالت الأمور التي قد أقولها انا صراحة |
| Bir dergiye sığdıramayacağınız türden bir şey, ama hepiniz hissedebilirsiniz. | Open Subtitles | هناك بعض الأمور التي قد صتلح داخل المجلة ولكنكم تشعرون بها |
| Bunlar da bir insanın olabileceği en kötü iki şey. | Open Subtitles | و هذان هما اسوأ الأمور التي قد يكون المرء عليها |
| Evrenin temel yapısına işlenmiş bir sınırlama olup, bir nesnenin sahip olabileceği özelliklere ilişkin bir sınırdır. | TED | بل هو حد على الخصائص التي قد يمتلكها الجسم، والموجود في البنية الأساسية للكون نفسه. |