| Unutmayın, başka hiçbir yerde olmasa bile dans pistinde Patron onlar. | Open Subtitles | تذكروا انه الزعيم فى حلقه الرقص، وليس فى اي مكان اخر |
| Lütfen amacımız doğruldtusunda koşmaya devam ederek Patron Wagarashi'yi memlun edelim | Open Subtitles | إذا ما استمريت بالجري حتى نقطة النهاية سيسعد الزعيم واغاراشي كثيراً |
| O adam patronsa, buraların patronu oysa biz de burada Patron olabiliriz. | Open Subtitles | إن كان ذلك الرجل هو الزعيم هنا، فيمكننا هنا أن نصبح زعماء |
| Patronun böyle sevimli bir şeyi sadece kendine saklaması hiç adil değil. | Open Subtitles | هذا غير عادل أن يحظى الزعيم بكلّ المرح رفقة هذه الفتاة الظريفة |
| Küçük Köpek beni bekliyor ama şef Kırık El de bekleyecek mi? | Open Subtitles | ليتل دوغ يرحب بي ولكن هل سيرحب بي الزعيم بروكن هاند ؟ |
| Patron senin gibi çöp kutularının etrafında dolaşan serserileri hiç sevmez. | Open Subtitles | لا يحب الزعيم بأن تتجول هنا وأن تنقب في صناديق القمامة |
| Patron, polisin buradan canlı olarak kurtulmana izin vermeyeceğini söyledi. | Open Subtitles | أخبرني الزعيم بأن الشرطة لن تتركك تخرج من هنا حيّاً |
| Ayrıca, burayı ilk keşfedenin sen olması Patron olduğun anlamına gelmez. | Open Subtitles | بالأضافة إلى ذلك , لمجرد أنك وجدت هذا المكان أولاً لا يعنى أنك الزعيم |
| Yavaş ol dostum, sen kimsin, Patron musun emir veriyorsun? | Open Subtitles | أهل انت الزعيم لتعطي الاوامر هكذا؟ لا انا الزعيم. |
| Sevmediğim bir Patron için çalışmam, kendisi babam gibidir. | Open Subtitles | الزعيم بمثابة أبي، أنا لا أخدم سوى من أحب |
| Evet Patron! Evet Patron! Yeterince zaman harcadınız! | Open Subtitles | نعم أيها الزعيم ألم تضع ما يكفي من الوقت ؟ |
| Patron iyi niyetlidir. Yeteneği takdir eder. | Open Subtitles | لا بد وأنك تفهم الزعيم فلديه إهتماماته مع رجل مثلك |
| Dinle, dinle! Patron o serseri kaçtı! Gidin! | Open Subtitles | إسمعوني, أيها الزعيم ذلك الوغد إستطاع الإفلات منّا |
| - Hayır, Patron. Ben Musevi'yim. - Öyleyse çevirisini oku. | Open Subtitles | لا أيها الزعيم, فأنا يهودى - فلتقرأ الترجمة إذن - |
| Burada, benim gibiler Patronun yanında kalır. | Open Subtitles | بالأسفل هنا يمكن لرجل مثلي أن يجلس مع الزعيم. |
| şef olmak için uğraştım ama o rolü Andy Sung'a verdiler. | Open Subtitles | لقد حاولت الحصول على دور الزعيم إلا انهم اعطوه لاندي سونج |
| Bazen. Ama lider olan Nathir. Benim görevim de itaat etmek. | Open Subtitles | نعم في بعض الأحيان، ولكن ناثير هو الزعيم ويجب علي اتباعه |
| Üyelerden herhangi birisi herhangi bir nedenle aramızdan ayrılırsa Reis, yerine başkasını getirir. | Open Subtitles | وإذا فقدت العصابة أحد أفرادها لسبب ما، فإنّ الزعيم هو من يختار البديل. |
| Büyük şefin sıradan bir insan gibi göründüğünü düşünmek çok tuhaf. | Open Subtitles | من الغريب الأعتقاد أن الزعيم الكبير يبدو كأى رجل عادى |
| Diyoruz ki, yapmamız gereken tek şey bu güçlü lideri seçmek ve bizim sorumlarımızı bizim yerimize de çözecek. | TED | فكل ما نقوله، كل ماعليك فعله هو أن تنتخب هذا الزعيم القوي وسيقوم هو أو هي بحل كل مشاكلنا. |
| Onu yakalayalim. Bir dakika. Belki bizi büyük patrona götürür. | Open Subtitles | ـ هيا نأخذه ـ إنتظر, ربما يقودنا إلى الزعيم |
| Rusların eline düşmeyeceğim. Führer gibi kendimi vururum. | Open Subtitles | لن أدع الروس يقبضوا على أبداً سأقتل نفسى , مثل الزعيم |
| Beyler, siz soylu Şefi affetmelisiniz. Onun yarı yıllık ziyaretlerinde büyük fırsat vardır. | Open Subtitles | ايها السادة، يجب أن تغفرا الزعيم النبيل زياراته النصف سنوية هي مناسبة عظيمة |
| patronla mı? | Open Subtitles | لكنني فقط أريد التحدث إلى الزعيم الزعيم؟ |
| Örneğin; Ashanti geleneğinde... ...Başkan, ihtiyarlar meclisinin oybirliği olmadan... ...karar veremez. | TED | في تقليد الاشانتي ، على سبيل المثال ، ليس بإمكان الزعيم اتخاذ أي قرار دون موافقة مجلس الشيوخ. |
| Bu intihar olur, Rezident'i öldüremezsin. | Open Subtitles | هذا انتحار، لا يمكنك ببساطة قتل الزعيم |
| Benim patronum Sinatra'yı çok sever, tam bir Sinatra hayranıdır. | Open Subtitles | لدي الزعيم هنا الذي يحب سيناترا، هو من أشد معجبيه |