| Fakat şifre kırıcılığı, Turing'in dehasının sadece tek bir yönünü oluşturuyordu. | Open Subtitles | لكن اختراق تلك الشفرات كان فقط جانباً واحداً من عبقرية تورينج |
| Gördüğünüz üzere, kod yapıcıları ve kırıcıları birbirlerini alt etmek için devam eden bir savaşa angaje olmuş durumdadırlar. | TED | كما ترون، صانعو وكاسرو الشفرات في حرب أبدية لهزيمة بعضهم البعض. |
| Sana kodları ve şifreleri verdi, değil mi? | Open Subtitles | لقد أعطاك الشفرات وكلمات المرور ، أليس كذلك ؟ |
| Bu şeyler zarar verebilir, en azından bu bu bıçaklar. | Open Subtitles | هذه الأشياء يمكن أن تؤذي على الأقل مع هذه الشفرات |
| Bazı kötü amaçlı kodlar enerji, kamu hizmeti ve altyapı sistemlerini hedef alacak kadar ileri gitmektedir. | TED | بعض الشفرات الخبيثة اليوم تذهب إلى ما أبعد من ذلك على سبيل المثال إستهداف الطاقة والمرافق والبنية التحتية. |
| şifreleri kırmakta bir dahi olduğunu ta ki şifreler seni bir yumurta gibi kırıncaya kadar. | Open Subtitles | كنتَ عبقريا في فك الشفرات حتى تسببت الشفرات في الذهاب بعقلك |
| Şimdi, bunu şifre birimine verebilirsin ya da bunu kodlardan anlayan birisine verebiliriz. | Open Subtitles | والآن, هل ستعـُـطي هذه للقسم التقني عندكم أو سنعـُـطيها لشخص يفهم في الشفرات |
| şifre olmazsa bomba patlamaz. | Open Subtitles | إذا إذا لم يحصلوا على الشفرات لن يستطيعوا تفجير القنبلة |
| Teal'c ve ben çevirilerde yardımcı oluruz. Deneyebileceğim bir düzine antik şifre var. | Open Subtitles | أنا و تيلك سنساعد في الترجمة لدي المئات من الشفرات القديمة لأجربها |
| - Emin değilim. - Bir tür kod olmalı. | Open Subtitles | انا لست متأكدا من المؤكد انها نوع من الشفرات |
| - Emin değilim. - Bir tür kod olmalı. | Open Subtitles | انا لست متأكدا من المؤكد انها نوع من الشفرات |
| Kasadan çıkarılan nadide bir kitaba kod taraması yapılır. | Open Subtitles | إذا تم إخراج أي كتاب نادر يتم فحصه عبر جهاز الشفرات |
| Rick'in düzenli olarak kodları kontrol etmesi gerekiyordu, ama unutuyordu. | Open Subtitles | المفروض أن ريك معه الشفرات ويقوم بفحصهم بأستمرار لكنه دائما ينسي |
| Interpol bazen kodları ve bildirileri çözerken tam kelime manalarını kullanmaz. | Open Subtitles | أحياناً عندما يحلل الانتربول الشفرات والاتصالات فلن يستخدم نفس المفردات |
| Kesinlikle. Size bahsettiğim şu şifreleri getirmiştim. | Open Subtitles | بالتأكيد، لقد جلبت الشفرات التي حدثتك عنها |
| En iyi bıçaklar, en çabuk körelen bükülen veya kırılanlardır. | Open Subtitles | تلك الشفرات الحادة والتي أصبحت ببساطة ثلمى... حُنيت أو انكسرت |
| Bunu biliyorsun! Artık kodlar değişti! Onları kullanamazsın! | Open Subtitles | الشفرات متغيرة لن يستطيع إستعمالهم بعد الآن |
| Savunma İstihbaratı giriş prosedürleri, protokoller, şifreler... | Open Subtitles | إجراءات الدخول ل دفاع الإستخبارات البروتوكولات و الشفرات |
| O zaman daha iyi karar verebilmem için şu lanet şifreyi çöz Yüzbaşı. | Open Subtitles | إذا حاول فك تلك الشفرات اللعينة حتي أستطيع إتخاذ القرار الصحيح |
| Tanrım, galiba hedefleme kodlarını getirmişim. | Open Subtitles | حتى يبدو لى الحصول على الشفرات المستهدفة |
| Charlie kısa kodu durumundayız. Tekrarlıyorum: Charlie. | Open Subtitles | ايكو 7 للقاعده نحن لدينا قاموس الشفرات شارلى انا اكرر شارلى |
| Kötü niyetli kodların bugün itibariyle yapabileceklerine hızlı bir örnek sunmama izin verin. | TED | دعني أعطيك لمحة سريعة عما تستطيع عمله تلك الشفرات الخبيثة. |
| Birdenbire bu diyafram Bıçakları hiçbir şeyin yapmayacağı şekilde o yansımayı ortaya çıkarıyor. | TED | فجأة، تلك الشفرات البؤرية تبرز من خلال ذلك الإنعكاس بطريقة لم يفعلها شيء آخر. |
| Ona sızıntıyı yüklemek için verdiğin kodlara ihtiyacım var. | Open Subtitles | أحتاج الشفرات التي أعطيتها لها لترفع المعلومات |
| En pürüzsüz bıçak bile, kemik üzerinde çentikli bir iz bırakıyor. | Open Subtitles | حتى بأنعم الشفرات مازلت ترى الآثار الخشنة في الجمجمة وشظايا العظم |
| Güven büyük kurumlar aracılığıyla değil, iş birliğiyle, şifreleme ile, bir çeşit akıllı kodlama ile oluşturuluyor. | TED | والثقة متوفرة، ليس بسبب وجود بعض المؤسسات الضخمة، ولكن بسبب التعاون والتشفير وبعض الشفرات الذكية. |