| Normalde burası hafta sonları kapalı olur ama ben kalmak istedim. | Open Subtitles | أن المركز يغلق فى العاده فى عطلات نهايه الأسبوع لكننى وددت البقاء |
| Özür dilerim tatlım. Normalde böyle değildir. Genelde daha eğlenceli geçer. | Open Subtitles | انا آسف لا تكون هكهذا فى العاده ولكنها تكون بها مرح أكثر |
| Normalde bu vakalarda tedavi yapabilmenin en acısız yolu penise anti-kızdırıcı ilaç enjekte etmektir. | Open Subtitles | في العاده نحن نميل إلى التعامل في هذه على عده مراحل أولاً سيكون الحقن على الأقل.. جذرياً |
| Zor olsa gerek çünkü Genelde sen insanları sinir ederdin. | Open Subtitles | أكثر من العاده وهذا صعب لأن أنت رجل بخيل ضئيل |
| Genelde uçak beni tutar, özellikle inişli çıkışlı olduğunda. | Open Subtitles | فى العاده اصبح مريضا عند سفرى جواً خصوصاً عندما يكون هناك انفجار |
| Genellikle arabada oturup torpido gözünün üzerinde yazarım. | Open Subtitles | في العاده اجلس في السياره و اكتبه على الصندوق الامامي لسياره |
| Siparişleri, Genellikle kardeşin getirirdi. | Open Subtitles | أخوك هو الذي يقوم فى العاده بمسألة الطلبيات |
| Normalde çok umursamam şu an genç insanlar var. | Open Subtitles | في العاده أنا لا أهتم بهذا ولكن هناك أطفال هنا |
| Ama Normalde yakınlarda bir aktarıcı olur. | Open Subtitles | ولكن فى العاده يكون هنالك مصدر جذب مغناطيسى بالقرب |
| Normalde Veronica'ya yalan söylemem. Aslına bakarsak asla söylemem. | Open Subtitles | أنا في العاده لا أكذب على فرونيكا في الحقيقة أنا لم أفعلها أبداً |
| Normalde utangaç biri olduğumdan "olmaz, yapamayacağım" dedim kendime. | Open Subtitles | تعلمين, في العاده أنا شخص خجول لذا أخبرت نفسي: لا أستطيع |
| Normalde evet ama zaman çok az. Çok fazla güvenlik önlemi var. | Open Subtitles | يمكنى فى العاده ولكن ليس بهذه السرعه هناك العديد |
| Normalde, alevler, Sanırım dakikada bir metre yol alıyor. | Open Subtitles | في العاده النيران تذهب مترا واحداً كل دقيقه |
| Bak, Normalde tüm bu terapi flörtü olayını bana güvenmeyi öğrenene kadar altı ay boyunca sen kanepeme uzanmış bir şekilde minderler hakkında konuşarak yapıp olaya öyle girerdik ama o kadar zamanımız yok. | Open Subtitles | حسنا , في العاده نستطيع أن نقوم ببناء تلك العلاقة حيث تقومين بلجلوس على الأريكة, ونتحدث عن الوسائد |
| Ben Genelde 10:30 gibi yatarım. | Open Subtitles | انا فى العاده اذهب الى فراشى فى العاشره والنصف |
| Butch, "ödeşme zamanı" kelimesini Genelde kızgınken kullanırız. | Open Subtitles | بوتش قول وقت تسديد الدين في العاده تعني بأنك غاضب |
| Genellikle yukarıdaki masada oturur. | Open Subtitles | انه يجلس في العاده على الطاوله في الطابق الاعلى |
| Evet, anlıyorum, herkes sana bir şeyin eğlenceli olacağını söylediğinde,Genellikle o şey eğlenceli olmuyor.. | Open Subtitles | نعم .. اذا الكل اخبرك شيء من المفترض ان يكون ممتع .. في العاده يكون غير ممتع |
| Ted ile sen puro barlarında Genellikle ne yaparsınız? | Open Subtitles | اذن .. ماذا تفعلوا في العاده انت و تيد بعد مجيئكم إلى بار شرب السجائر ؟ |
| Alışkanlık yayıldı ve artık yalnızca Akdeniz'de bulunan tüm kertenkele nüfusu danaayağı meyvesi yiyor. | Open Subtitles | إنتشرت هذه العاده والآن كل السـحالى بالكامل دون إستثناء فى البحر الأبيض المتوسط وأصبحت تتغذى على فاكهة زهرة الأروم |
| Görüyorsun ya bu alışkanlıktan tamamen kurtulabiliyorsun. | Open Subtitles | ولا تستطيع ترك هذه العاده بالكامل |