| Kışın burada pek kuş olmuyor fakat izleyebileceğimiz bir Porsuk ailesi var. | Open Subtitles | حسناً, لا يوجد الكثير من الطيور هنا في الشتاء لكن يوجد عائلة من الغرير نستطيع مشاهدتهم |
| Pek çok insan bir Porsuk gördüğünde tanır, değil mi? Hayır. | Open Subtitles | لابد وأنك تعتقد أن الناس يمكنهم التعرف على حيوان الغرير عندما يرونه |
| Aynada Köstebek taklidi yap, neye benzeyeceğini görürsün. | Open Subtitles | انظري إلى المرآة وتأملي نفسك وأنت تقلدين حركات الغرير. |
| Aynada Köstebek taklidi yap, neye benzeyeceğini görürsün. | Open Subtitles | انظري إلى المرآة وتأملي نفسك وأنت تقلدين حركات الغرير. |
| Ateş ederseniz, Köstebeği yaralamayın. | Open Subtitles | إن اضطررت إلى إطلاق النار فلا تصب الغرير. |
| Ama bana sorarsan daha ziyade bir avuç bal porsuğu gibisiniz. | Open Subtitles | إذا أردت رأيي، فأنتم جميعًا حفنة من العسل الغرير |
| Gökyüzünü seyrediyorum ki o gökyüzü, benim izlemem ve sizin hatırlamanız için var, Porsuk. | Open Subtitles | أنا أراقب السماء لأن موهبتي هي ان أراقب مثلما هي موهبتك أن تتذكر ، أيها الغرير |
| Ufak tefektir ama kardeşinizin yakalayıp da beş gün aç bıraktıktan sonra uyku tulumunuza koyduğu Porsuk kadar haindir. | Open Subtitles | إنها صغيرة الحجم ولكن خبيثة مثل حيوان الغرير ذلك الذي قبض عليه أخاك وجوعه لخمسة أيام |
| Bence Porsuk gerçekten kuduz değildi. | Open Subtitles | لا اعتقد ان الغرير في الحقيقة مسعور اعتقد.. |
| İyi eğitilmiş bir Porsuk Köstebeği ordusu ile saldırırız. | Open Subtitles | نحزف بجيش من جيش من خلد الغرير المدرب تدريبا عاليا |
| Buyurun, ne bileyim, bir ağaca pis bir Porsuk yuvası falan yapın. | Open Subtitles | خذن راحاتكنّ و،لا أدري، قوموا بناء بعض أعشاش الغرير القذرة بشجرة ما الغرير حيوان يشبه إبن عرس |
| Tabi ki. Porsuk ona püskürttüğünde bilmeliydim. | Open Subtitles | بالطبع، كان علي أن أعرف حين أصابها رذاذ الغرير |
| Sonra 90210'u izler ve özel Köstebek Bayramı yemeğimizi yerdik. | Open Subtitles | وبعدها كنا نسترخي ونشاهد 90210 وبعدها ناكل الوجبة الخاصة بيوم الغرير |
| Efsaneye göre, yarın, 2 Şubatta Köstebek uyanır ve gölgesini görürse altı hafta daha kış olacak demektir. | Open Subtitles | وفقاً للأسطورة، غداً،الثانيمن فبراير... إن استيقظ الغرير ... ورأىظله... |
| ...Köstebek, efsaneye göre, baharın geleceğini bilebiliyor. | Open Subtitles | الغرير الذي تفيد الأسطورة ... بأنه يستطيع التنبوء بالحلول المبكر للربيع. |
| Eskiden Köstebek çıktığında, onu yerlerdi. | Open Subtitles | كانوا يُخرجون الغرير ويأكلونه. |
| Ateş ederseniz, Köstebeği yaralamayın. | Open Subtitles | إن اضطررت إلى إطلاق النار فلا تصب الغرير. |
| Bu sabah Köstebeği gördünüz mü? | Open Subtitles | أرأيتِ الغرير هذا الصباح؟ |
| Sonra bir geyikle, bir porsuğu içine tıkıyorsun. | Open Subtitles | وتحشر داخلها غزالاً وغرير - الغرير حيوان يتغذى على العسل - |
| Porsuğun kuyruğunun üç fiskesi adına gidecektik. | Open Subtitles | في وقت ثلاث خفقات من ذيل الغرير سنكون قد ذهبنا |
| Yani son kez olarak Köstebeğe katılıyoruz. | Open Subtitles | لذاستكونهذهآخر مرة ... نغطي فيها مهرجان الغرير معاً ... . |
| Buster Green'le konuştum, Köstebeklerin başı. | Open Subtitles | تحدثت إلى باستر غرين، رئيس لجنة الغرير. |