| Kırık kalbinizi iyileştirmek için hayatınızdaki o boşlukları bulmalı ve doldurmalısınız, hepsini kastediyorum. | TED | لعلاج تحطم قلوبكم، عليكم تحديد هذه الفراغات في حياتكم وملؤها، وأقصدٌ جميع الفراغات. |
| boşlukları doldurmama izin ver. Açık arttırmaya gittin ve ortağını kazıkladın. | Open Subtitles | دعني املئ الفراغات لك.لقد ذهبت الى المزاد وطعنت في الخلف صاحبك |
| En iyisi bir telefon edelim, bakalım boşlukları doldurabilecek miyiz? | Open Subtitles | حسناُ , لنتصل به ونرى , إذا بإمكاننا ملئ الفراغات |
| incelediğim birkaç genetik işarete dayalı ve bu haritada bir sürü boşluk var. | TED | ولا يزال الكثير من الفراغات في الخريطة، |
| Siz DNA sonuçlarını beklerken biz de birkaç boşluğu dolduruyorduk. | Open Subtitles | جميعنا فقط نقوم بملئ الفراغات بينما كنتِ تنتظرين نتيجة الحمض النووي |
| Kenar mahallelerde ortaya çıkan tüm boşluklar tekrar doldurulmuştur. | TED | كل الفراغات الظاهرة في الضواحي ستملأ مجددا |
| Bu yüzden daima boşlukları dolduran hikayeler uyduran bir çocuktum. | Open Subtitles | لذا كنت هذا الولد الذى يخلق القصص . ليملأ الفراغات |
| Ve bu boşlukları doldurmak için hemen yalanlara başvuruyoruz. | TED | وهل نرغب في سد هذه الفراغات في حياتنا باكاذيب. |
| İşe yarıyor çünkü bizler okuyucu olarak boşlukları doldurmada çok iyiyiz. | TED | إنها تؤثر لأننا كقراء بارعون جدًّا في تعبئة الفراغات. |
| Bunlara dikkat etmeni ve boşlukları doldurmanı istiyorum. | TED | أرغب منك بتحديد هذه القائمة وملىء الفراغات. |
| Büyük duvarı görüyorsunuz, komplike yapıyı ve boşlukları görüyorsunuz. | TED | وترون هذا الذي نسميه الجدار العظيم، وترون هذه البنى البالغة التعقيد وترون هذه الفراغات. |
| Olan şey şu, siz Bacillus pasteurii'yi kum parçacıklarının üzerine döküyorsunuz, ve o, partiküller arasındaki boşlukları doldurmaya başlıyor. | TED | ما يحدث عند سكب البكتيريا في كومة من الرمل ستبدأ في ملأ الفراغات بين حبيبات الرمل |
| Duvar ağırlıklı olarak neyden oluşuyordu? Atomlar. Tek yapmam gereken boşlukları denk getirmek. | TED | مما يتكون الحائط في الغالب؟ من ذرات. كل ما علي فعله هو أن أدمج الفراغات. |
| Sanki boşlukları doldurmam gereken bir sınavdayım. | Open Subtitles | تترك الامر معلق فى الهواء مثل أنا سَأَمْلأُ الفراغات. |
| boşlukları tavan arasında ki | Open Subtitles | ما رأيكم بأن نملأ الفراغات أثناء صعودنا للأعلى |
| - Kanıtlar konuşmuyorsa, boşlukları bir şekilde doldurmamız gerek. | Open Subtitles | حسنا، إذا كانت الأدلة لا يتحدث، لدينا لملء الفراغات بطريقة أو بأخرى. |
| Görüntüyü polarize ederek bilgisayar boşlukları ve karanlık yerleri tanımlayıp onları doldurabiliyor. | Open Subtitles | بواسطة استقطاب الصورة يمكن للحاسوب أن يترجم الفراغات و الفجوات المعتمة و أن يملأ الأجزاء المفقودة |
| Bu yüzden beyni görsel ipuçlarından yola çıkarak boşlukları doldurmaya çalışıyor. | Open Subtitles | لذا فمخها يملأ الفراغات بأكبر شكل ممكن باستخدام الدلائل الواضحة |
| Burada bir sürü boşluk var. | Open Subtitles | لدينا الكثير من الفراغات هنا. دعنا نملأها يا رجال |
| Hasta bilgi formunda, çok boşluk bıraktığınızı görüyorum. | Open Subtitles | أنت تركت الكثير من الفراغات فى الإستمارة المطلوبة |
| Üzgünüm ama bugün Olimpik Rozet Merkezi'ne gidip koleksiyonumdaki birkaç boşluğu doldurmak istiyordum. | Open Subtitles | آسفة ، لكن كنت أخطط للذهاب لمتجر دبابيس الأولبياد لأملأ بعض الفراغات في مجموعتي |
| Bu boşluklar da bunlar gibi astronomik miktarlarda mikropla dolar. | TED | وهذه الفراغات مليئة بأعداد هائلة من الميكروبات، مثل هذه. |
| Aynı söylentiler, ama yazının boş kısımları, o dönemlerdeki korkulan isimlerle doldurulmuş. | Open Subtitles | الإشاعات نفسها، لكن الفراغات كانت ملأ مع من مخيف في ذلك الوقت. |