| Bakın, Başlıklı olmanın ikinizin de hesaba katmadığı başka bir yönü var. | Open Subtitles | ثمّة جزء من كوني ذا القلنسوة لم يفكّر به كلاكما. إحصاء القتلى. |
| Sonra uçak düşüşe geçince Başlıklı adam pilota ne yapması gerektiğini söyledi. | Open Subtitles | وبعد ذلك عندما سقطت الطائرة الرجل ذو القلنسوة أخبر الطيار ماذا يفعل |
| Kurdu da yok et. Küçük Kırmızı Başlıklı Kızın Yolculuğu bu. | Open Subtitles | دعك من الذئب ذات القلنسوة المائلة للحمرة في منزل الدببة |
| Bu semboller, bu başlık... beş köşeli yıldız... sizin gibi cahil ve yozlaşmış biri bile... bunların enerji ve manayla dolu olduğunu hissedebilir. | Open Subtitles | هذهالرموزالماسونيه, القلنسوة, والنجمةالخماسيه, حتي شخص جاهل ووضيعمثلك, |
| Ne yazık ki, bu çizim sadece kimlik gizlemekte kapüşon, şapka ve güneş gözlüğünün faydalarını tanıtmaya hizmet ediyor. | Open Subtitles | للأسف هذه الرسمة تخدمنا لنعرف فوائد اخفاء الهوية من القلنسوة و القبعات و نظارات الشمس |
| Hiçbiri. General Hood'un Süvarisine veda etmeden bırakamazdım. | Open Subtitles | ليس اي منهما ، الا تدعون الجنرال صاحب القلنسوة يذهب بسلام.. |
| Bu yüzden ona Kırmızı Başlıklı Kız derlermiş." | Open Subtitles | لذا كانت تُدْعى بالراكبة الصغيرة ذات القلنسوة الحمراء |
| Hayır, Başlıklı adamdan bahsediyorum. Onları kendisi durduracak. | Open Subtitles | كلّا، بل ذو القلنسوة سيتكفّل بالأمر سيقوم بردعهم جميعًا |
| Başlıklı adama karşı bir nefreti olan birisinin olduğu aşikâr. | Open Subtitles | لم نحدد هويّته بعد، لكنّه بالتأكيد أحد ممّن يكنّون مقتًا لذي القلنسوة |
| Dinle, Başlıklı adamın birinin boynunu kırmayalı oldukça zaman geçti. | Open Subtitles | انظر، مرّت فترة منذ كسر صاحب القلنسوة أيّ رقبة. |
| Gözle görülebilir bir şekilde Başlıklı adam, şehirde pozitif bir güç haline geldi. | Open Subtitles | هذا الرجل ذو القلنسوة كان قوّةً إيجابيّةً في هذه المدينة. |
| Bu akşam Başlıklı adamın bir zırhlı araba soygununu önlediğini duydum. | Open Subtitles | سمعتُ أنّ "القلنسوة" أحبط عمليّة سرقة سيّارة أموال مدرّعة هذا المساء. |
| Galiba Başlıklı'yı açığa çıkarmanın bir yolunu buldum. | Open Subtitles | أظنني تبيّنتُ طريقة لإخراج القلنسوة من مخبأه. |
| Bu semboller, bu başlık... beş köşeli yıldız... sizin gibi cahil ve yozlaşmış biri bile... bunların enerji ve manayla dolu olduğunu hissedebilir. | Open Subtitles | هذهالرموزالماسونيه, القلنسوة, والنجمةالخماسيه, حتي شخص جاهل ووضيعمثلك, |
| Aklındaki şeyin kapüşon olduğunu düşünmüyorum. | Open Subtitles | لا أعتقد أن القلنسوة ما خطر بباله عندئذٍ. |
| -Leydi Penelope, Hood'un peşinden gitti. | Open Subtitles | ذَهبتْ السّيدةُ بينيلوب خلف القلنسوة اعرف - قَدْ تَحتاجُ إلى مساعدةَ |
| Öyle mi? Belki de kapüşonu takınca o hakkımdan vazgeçmişimdir. | Open Subtitles | لعلّي تخلّيت عن هذا الحقّ حين اعتمرت القلنسوة. |
| kapüşonlu adam polise yumruk attı ve polis altı metre geriye uçtu. | Open Subtitles | قام المجرم ذو القلنسوة بلكم الشرطي وطار إلى الخلف حوالي 6 أمتار, |
| Ama artık o başlığın altındaki adamı görebiliyorum. | Open Subtitles | لكنّي أبصر الرجل القابع تحت القلنسوة الآن. |
| kapşonlu bir adam, kurbanı beyzbol sopasıyla döverek öldürüyor. | Open Subtitles | الرجل مرتدى القلنسوة يضرب الضحية حتى الموت بمضرب بيسيبول |
| Meraklanma. Kaportayı sökeceğim. | Open Subtitles | إحصل على تلك القلنسوة من أول شيء أنا سوف أعمل |
| Kaputa vurmayacaksın... durum ne olursa olsun sen kullanmayacaksın... ve kesinlikle kahve fincanını arabanın üstüne koymayacaksın. | Open Subtitles | لا تضرب على القلنسوة أبدا تحت أي ظرف وأنت بالتأكيد لا تضع قدح قهوتك على سقف السيارة، حسنا؟ |
| Aynen senin bu başlıkla babanın anısını onurlandırdığına inandığın gibi. | Open Subtitles | تمامًا كما تعتقد بأنكَ تكرّم والدكَ بهذه القلنسوة. |
| Başlıktan dolayı kimseyi görmedim. | Open Subtitles | لم أرَ أحداً بسبب القلنسوة |
| Çünkü geçtiğimiz hafta kapüşonlunun hakim, jüri ve cellat olduğunu öğrendiğinizde sinirlenmiştiniz. | Open Subtitles | لأنكم غضبتم جميعًا الأسبوع الماضي عندما علمتم أن (القلنسوة) قيَّم نفسه حاكمًا ومحلفًا وجلادًا. |